22 Şubat 2023 Çarşamba

Fırat'daki mahzun Vatan da gitti.. Süleyman Şah türbesi

 

https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/1755407278170880:1755407278170880




Necati Çavdar kapak fotoğrafını güncelledi.

rdepsoonStt1t28u25c2926 1u07u8b437995g 12uac0cŞ01au92291h679 
Herkese açık ile paylaşılıyor
Herkese açık
Fırat'daki mahzun Vatan da gitti..
Ve ...
Avrupa topraklarımızdaki Tuna nehrinde ki Adakale'den sonra..
Ana karadan ayrı olarak “başka ülke sınırları” içinde kalan Asya’daki bir asli VATAN; Fırat’daki Süleyman Şah da terk edildi..
Hem de çapulcu tehdidine karşı, kendi ellerimizle yerle bir ederek..
Ey kansızlar..!
Yerle bir etme gücünü tehditlere karşı "kahredici" yumruk olarak kullanamadınız..
Bayrağı sökmek....
Yok güvenli yere taşımışmış...!
Külahıma anlat..
Mekke’nin- Medine’nin çapulculara teslimi gibi..
Şam’ı Şerif’in
Kudus’ün..
Halep’in..
“İngiliz ebedi dostluğu adına” kaydıyla koca Musul’un işgalciye ikramı gibi..
“Süleyman Şah” ismiyle sembolleşen VATAN, hem de kendi kararımız, kendi güçlerimizle “işgal edilerek” kim olduğu bile bilinmeyenlere ikram edildi.
Bunu dünyanın o günkü “devleri” en zor şartlarda Lozan’da bile yapmayı akıl edememişlerdi..
1915den 2015 ‘e bunu da yaşattınız..
Allah korusun
Gaziantep, Urfa, Hatay vs nereye taşıyacaksın?
Yangını dindirmek,
Su içmek için hangi “EŞME”yi bulacaksınız..
Sen, o, ve siz..
Aklınızı başınıza alın..
Yerinden sökmek değil yerinde korumak için varsınız..
Geride kalan çöp dahi olsa orayı koruyun..
Ve daha güzelini yaparak Bayrağı, söktüğünüz yere dikin..
Aksi halde;
Belki millet unutur, uyutulur..
Fakat Tarih ve gelecek nesil “Af” etmez..
1996 da Ankara’nın göbeğinde Bayrağın anarşistlerce indirilmesinde;
Zannetmeyin; devletindir, bayrak
Bayrak; histir, ruhtur, devlet; hadimi
Bayrak inince; devlettir biten
Koruyan halktır, halk yücelten
Yönetim; koruyamaz, bazen indirir
Halk; sahip çıkar, en yücelere çektirir...
Zira bayrak; devlet değil, milletin sembolüdür
Millet; devletsiz durur, bayraksız olmaz.
Ey devlet, sen koruyamazsan çekil! ...
O; millet kanındandır, millet; indirtmez
Buluşmaktayken Gökbayrak’la Albayrak
Yanan en son ocağı; millet, söndürtmez... “ diye haykırmıştık..
Bayrak yine bu defa “Devlet” eliyle indirildi. “Vatan”, terk edildi..
Bu gün 22 Şubat, karakış..
1915den 2015 ‘e bir VATAN daha gitti..
İş ve vazife milletindir.
Bu gün olmasa yarın..
/////////////////////////////////////////////////
ŞAH idim.. Oldum MAT..!
“Süleyman Şah Türbesi” taşındı
Fırat kenarında uyur, bir Şah idim
Güç kazanır millet, bitecek zillet
Beklerdim gelecek; Yavuz, yiğidim
Uyanır millet, uyandırır Devlet..
Avrupa’da kırılan kol, Asya’daki bacak
Afrika’da sararan gül, yeniden çiçek açacak
Baş gövdeyle tekrar buluşup, kucaklaşacak
Umardım yine sedamızı duyan, inine kaçacak
Beklerdim “Beyaz atlı” bir yiğit; gelecek
Eyup’da kılıç kuşanıp kanatlanıp uçacak
Destursuzca bir çırpıda Fırat’ı geçecek
Ceddini SELAMlayıp, ümranları aşacak
Beyaz kefenle Şam’da Cuma kılacak
Kavimler bir bir gelip selam duracak
Adaleti; huzur.. Celadeti; korku salacak
Derebeyler; dizi dizi Divan duracak
Umardım ki esir illerde, bayram olacak
Selahatdin olup, Kudüs; salah bulacak
Dağılan/dağıtılan halk, yeniden millet olacak
“Hadimül Harameyn” şerefini alacak
Zalime korku, mazlum güven duyacak
Arkadan gelen Süleymanlara yollar açacak
Dicle ve Fırat’a vurulan zincirleri çözecek
Önündeki engelleri aşıp, Nil’e katacak
Ölümü öldüren iki nehir, bir olup coşacak
Fırat ve Nil korku bilmeden yaşayacak
Tunalar, Araslar, Niller, Dicleler,Fıratlar..
Kişneyecek bir uçtan bir uca kıratlar
Cevelan edecek yağız delikanlılar
Tuna’da da abdest alır Nil’de yıkanır
Salih amel işler, kötülükten sakınır
“Selam” taşıyacak cevval elçiler
Huzura susamış âlemde yankılar
İkbal; kanatlanıp, duran Asır; coşacak.
Kükreyecek gençlik bentler yıkacak
Dalgalanacak muştular, köşe bucak
Davullar çalınıp, kınalar yakılacak
Sevinçten Tuna’nın gözü yaşaracak
Irmaklar, mecrasını bulup akacak
Yarım kalan hesapları bir bir soracak
Her ektiğini bin bir başakla biçecek
Milletin kör talihini kara bahtını açacak
Karadan ermez ise havadan varacak
Kovalayıp füzeyle fezada bulacak
Medeniyette yeni yeni çığır açacak
Karanlığı delip “Ak çağları” açacak
Ovaları, çölleri geçip, dağlar delecek
Setler yıkıp Irmakları denizleri açacak
Gerekirse armadayı karadan sürecek
Çok uzak ummanlara yelken açacak
…………….
Duyulacak cihanda adı Yezdan’ın
Anılacak her mecliste yâdı Osman’ın
Vurulacak fermanlara “mührü Süleynan”
………..
Aslını unutmayacak ŞAH, beklerdim..
Gölgelerden korkup MAT, ettiler
Kırılan kol bacak, sarılır derdim
Birde imha ederek çekip, gittiler
Vakar, asalet, hüner vardı şanlı soyunda
Kükrese de bilinmiyor hangi oyunda
Belli değil hangi yosma yatar koynunda
Geziyor; “Siyon yıldızlı” tasma boynunda
Ne zillet ki dans ediyor “Haçlı” kolunda
Bir işaret, iz bırakmıyor Kudüs yolunda
Kaçar mı? Hangi Hakan, hangi Sultan
Kaçırdılar; Şah’ın ismiyle sembolleşen
Söküldü tapular; ne iz kaldı ne nişan
Örtmüyor hiçbir kılıf, de; ne desen
Dayanmaz yürek, kabul etmiyor vicdan
Eyvah.! Nedir bu felaket, çektiklerim
Kaçırdılar, “alameti”, hani Sancağım..?
Sevinçten sarhoş olup mâlamat ettiler
Mahşerde de olsa hesabını soracağım
Zilleti, millete “Zafer” diye ikram ettiler…
Hani nerde dikilen o çil çil kubbeler..?
Yıkıp hanemi, “seyyar türbe” icat ettiler
“Kaçırdık” diye sevinçle secdeye gittiler
…………….
Vatanın her taşı bir, hangisi büyük..?
Yakındı bizim diyar, oldu uzak
Sırtında yük.. Kurulmuş tuzak
Kurtulmak mı?.. İmha et ve yık
Topla tası tarağı, tez elden çık
Çekilmeyi acizler; şeref sayar
Kendine anlatır, kendi kanar
Göremez.. Başını kuma gömer
Zafer çengisi söyler, kendi oynar
Şu hale; aşıklar yanar da yanar
Analar parçalanır, atalar ağlar
Zalimler kaçmayı saysa da zafer
Sandukaları gezdirse diyar diyar
Kirlenir yüz, ne şeref kalır ne ar
Kaçmayı/yıkmayı sayar da fazilet
Vatan, hatıra; vermez bir kıymet
Arar; aczinde, korkaklıkta izzet
Unutmaz; tarih, kayda geçer zillet
Üstü örtülse de an olur, hatırlar millet
….
Diyorlar; “Başarıyla terk ettik” toprağı
Hem de yıktık, yerle bir ettik kutlu otağı
Ne zannedersin, kırdığın mezar taşını
Unuttun mu, sildiğin onca gözyaşını
Hülyalara salan, mahzun çeşme başını
Hâkimiyeti terk edip başarı aldık
Vaveyla ile getirdikleri üç sandık
Kimimiz yandı, kimimiz kandık
Ervah ağladı, yağmurdan sandık
…………
Gerekçesi uyduruk, tam kara mizah
Sandılar gün doğmaz, olmaz sabah
DEAŞ vahşetiymiş bütün korktukları
“ Kobani Kantonu” da muhatapları
Kimlere teslim etti, koca teşkilat
Pes edip çekiliyor, güçlü devlet
…………..
Unutulmaz elbette söken bayrağı
Geceler gebe. Bekle; söken şafağı
Gelecektir Caber’e çeken bayrağı
Fetret de biter. Gitti; çoğu. Kaldı; azı
Geçer elbet sonbahar kışın ayazı
Yaşarsın çiçekli baharı hasatlı yazı
Söylenir türkün, dinler çalınan sazı
Boşuna mı bu mazlum milletin niyazı
Tuna’ın daveti, Dicle’nin çığlığı Nil’in avazı
………..
Sinesinde barındırır yiğit ahfadı
Sona erecektir mutlak feryadı
Düğümleri çözüp, açan kapıyı
Yıkan tuzakları, sakat yapıyı
Sahteleri yırtıp, sağlam tapuyu
Gelecektir, kuracak kutlu yapıyı
Divane; çekme yeter bu gam.!
Bu gün değilse de gelecek o an
Tarih şahittir, bekliyor atan
İstiyor, umuyor kefensiz yatan
Şafak; söker..Ağarır; yeniden tan
Bir yiğit gelir, Neslimizden
Geçmişi bilen geleceği gören
Bileği çok güçlü, aklı eren
Görülür; hesaplar, yeniden
Ayrılır; aklar, karalardan
Dirilir; millet.. Bütünlenir, vatan..!
Yine Ab-ı hayat verir, kutlu pınar
Kurudu sanma, dalları kırılan çınar
Mutlak yeşerir, sararsa da yaprak
Zannetme; unutulur, sökülen Bayrak
Caber’e Caber’e yeniden dikilir Bayrak
Necati Çavdar
Ahimesut/Alsancak -24 Şubat 2015
////////////////////////////////////////////////////////////
SAIRIN Yeri Necati ÇAVDAR
Fotoğraf açıklaması yok.
Tüm ifadeler:
Corum'Lu Hasan, Sami Gören ve 8 diğer kişi
1 yorum
2 Paylaşım
Beğen
Yorum Yap
Paylaş

1 yorum

  • Kadir Yılmaz
    Simdi ne demeli bilmiyorum desem yalan olur. Sayfalara sigamayscak kadar söz var dagarcigimda. Sahip çikamayanlar ve ardindan gidenler utansin.

  • /////////////////////////////////////
https://www.facebook.com/photo/?fbid=10153145075852700&set=a.71832082699


Fırat'daki mahzun Vatan da gitti..

http://necaticavdar.blogcu.com/firat-daki-mahzun.../19990602

Ve ...
Avrupa topraklarımızdaki Tuna nehrinde ki Adakale'den sonra..
Ana karadan ayrı olarak “başka ülke sınırları” içinde kalan Asya’daki bir asli VATAN; Fırat’daki Süleyman Şah da terk edildi..
Hem de çapulcu tehdidine karşı, kendi ellerimizle yerle bir ederek..

Ey kansızlar..!
Yerle bir etme gücünü tehditlere karşı "kahredici" yumruk olarak kullanamadınız..
Bayrağı sökmek....
Yok güvenli yere taşımışmış...!

Külahıma anlat..
Mekke’nin- Medine’nin çapulculara teslimi gibi..
Şam’ı Şerif’in
Kudus’ün..
Halep’in..
“İngiliz ebedi dostluğu adına” kaydıyla koca Musul’un işgalciye ikramı gibi..
“Süleyman Şah” ismiyle sembolleşen VATAN, hem de kendi kararımız, kendi güçlerimizle “işgal edilerek” kim olduğu bile bilinmeyenlere ikram edildi.
Bunu dünyanın o günkü “devleri” en zor şartlarda Lozan’da bile yapmayı akıl edememişlerdi..
1915den 2015 ‘e bunu da yaşattınız..

Allah korusun
Gaziantep, Urfa, Hatay vs nereye taşıyacaksın?

Yangını dindirmek,
Su içmek için hangi “EŞME”yi bulacaksınız..

Sen, o, ve siz..
Aklınızı başınıza alın..
Yerinden sökmek değil yerinde korumak için varsınız..
Geride kalan çöp dahi olsa orayı koruyun..
Ve daha güzelini yaparak Bayrağı, söktüğünüz yere dikin..
Aksi halde;
Belki millet unutur, uyutulur..
Fakat Tarih ve gelecek nesil “Af” etmez..

1996 da Ankara’nın göbeğinde Bayrağın anarşistlerce indirilmesinde;
Zannetmeyin; devletindir, bayrak
Bayrak; histir, ruhtur, devlet; hadimi
Bayrak inince; devlettir biten
Koruyan halktır, halk yücelten
Yönetim; koruyamaz, bazen indirir
Halk; sahip çıkar, en yücelere çektirir...
Zira bayrak; devlet değil, milletin sembolüdür

Millet; devletsiz durur, bayraksız olmaz.
Ey devlet, sen koruyamazsan çekil! ...
O; millet kanındandır, millet; indirtmez
Buluşmaktayken Gökbayrak’la Albayrak
Yanan en son ocağı; millet, söndürtmez... “ diye haykırmıştık..
Bayrak yine bu defa “Devlet” eliyle indirildi. “Vatan”, terk edildi..
Bu gün 22 Şubat, karakış..
1915den 2015 ‘e bir VATAN daha gitti..

İş ve vazife milletindir.
Bu gün olmasa yarın..
/////////////////////////////////
ŞAH idim.. MAT oldum..!

“Süleyman Şah Türbesi” taşındı

Fırat kenarında uyur, bir Şah idim
Güç kazanır millet, bitecek zillet
Beklerdim gelecek; Yavuz, yiğidim
Uyanır millet, uyandırır Devlet..

Avrupa’da kırılan kol, Asya’daki bacak
Afrika’da sararan gül, yeniden çiçek açacak
Baş gövdeyle tekrar buluşup, kucaklaşacak
Umardım yine sedamızı duyan, inine kaçacak

Beklerdim Beyaz atlı bir yiğit; gelecek
Eyup Sultan’da kılınç kuşanacak
Erkânınca bana Selam verecek
Destursuzca bir çırpıda Fırat’ı geçecek

Beyaz kefenle Şam’da Cuma kılacak
Kavimler bir, millet selam duracak
Adaleti; huzur.. Celadeti; korku salacak
Derebeyler; dizi dizi Divan duracak
Beklerdim ki esir illerde bayram olacak

Selahatdin olup, Kudüs; salah bulacak
Dağılan/dağıtılan halk, yeniden millet olacak
“Hadimül Harameyn” şerefini alacak
Zalime korku, mazluma güven olacak

Arkadan gelen Süleymanlara yollar açacak
Diçle ve Fırat’a vurulan zincirleri çözecek
Önündeki engelleri aşıp, Nil’e katacak
Ölümü öldüren iki nehir, birlikte coşacak
Fırat ve Nil korku bilmeden yaşayacak
Tunalar, Araslar, Niller, Dicleler,Fıratlar..
“Selam” götürecek yağız delikanlılar
Kişneyecek bir uçtan bir uca kıratlar
Kanatlanacak gençlik, kanatlanacak
Dalgalanacak muştular, köşe bucak
Davullar çalınıp, kanalar yakılacak
Sevinçten Tuna’nın gözü yaşaracak

Aslını unutmayacak ŞAH, beklerdim..
Gölgelerden korkup MAT, ettiler
Kırılan kol bacak, sarılır derdim
Birde imha ederek çekip, gittiler

Kaçırdılar, “alemeti”, hani sancağım
Sevinçten sarhoş olup mâlamat ettiler
Mahşerde de olsa hesabını soracağım
Zilleti, millete Zafer diye ikram ettiler…

Vatanın her taşı bir, hangisi büyük
Yakındı bizim diyar, oldu uzak
Kurulmuş tuzak, sırtında yük
Kurtulmak mı?.. İmha et ve yık
Topla tası tarağı, tez elden çık

Diyorlar; “Başarıyla terk ettik” toprağımızı
Hemde yıktık, yerle bir ettik kutlu otağımızı

Çekilmeyi acizler; şeref sayar
Kendine anlatır, kendi kanar
Zafer çengisi söyler, kendi oynar

Şu hale; aşıklar yanar da yanar
Analar parçalanır, atalar ağlar
Göremez.. Başını kuma gömer
Zalimler kaçmayı saysa da zafer
Sandukaları gezdirse diyar diyar
Kirlenir yüz, ne şeref kalır ne ar

Kaçmayı/yıkmayı sayar da fazilet
Vatan, hatıra vermez bir kıymet
Arar, aczinde korkaklıkta izzet
Unutmaz; tarih, kayda geçer zillet
Üstü örtülse de yad eder millet

Divane; çekme yeter bu gam.!
Bu gün değilse de gelecek o an
Tarih şahittir, bekliyor atan
İstiyor, umuyor kefensiz yatan
Şafak; söker..Ağarır; yeniden tan
Bir yiğit gelir, Neslimizden
Geçmişi bilen geleceği gören
Bileği çok güçlü, aklı eren
Görülür; hesaplar, yeniden
Ayrılır; aklar, karalardan
Dirilir; millet.. Bütünlenir, vatan..!

Necati Çavdar
Ahimesut/Alsancak -24 Şubat 2015 
Daha Azını Gör
Düzenle
Tüm ifadeler:
TC Mustafa Zor ve 1 diğer kişi
1
Beğen
Yorum Yap
Paylaş

Yorumlar

  • TC Mustafa Zor
    ABD nin ve ISRAELIN uzun vadeli planlarina TERS duran ne varsa, , , onlarin tabiri ile DÜMDÜZ ediliyor ( israrla BOB diyoruz.)




























https://t24.com.tr/haber/basbakan-yardimcisindan-suleyman-sah-turbesi-aciklamasi,595665

Başbakan Yardımcısı'ndan 'Süleyman Şah Türbesi' açıklaması

"Türbe eninde sonunda eski yerine taşınacak"


Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, 22 Şubat 2015'te Suriye Eşmesi'nde bulunan Süleyman Şah Türbesi'nin eninde sonunda eski yerine taşınacağını söyledi. 

Ne olmuştu?

Suriye'deki Türkiye toprağı olarak bilinen Süleyman Şah Türbesi, IŞİD tehlikesinin ortaya çıkmasından sonra ikinci kez yerinden alınarak farklı bir noktaya taşınmıştı. Türkiye, 22 Şubat 2015 tarihinde Fırat Nehri'nin üzerindeki küçük bir adacıkda bulunan türbeyi daha kuzeye Türkiye sınırına yakın bir bölge olan Suriye Eşmesi'ne götürmüştü.

Suriye'nin kuzeyinde Halep şehrindeki Karakozak köyü sınırları içerisinde bulunan Türkiye toprağı Süleyman Şah Türbesi'ndeki Saygı Karakolu'nda görevli 40 askeri personel ve buradaki tarihi emanetler 21 Şubat'ta askeri operasyonla Türkiye'ye getirildi.

Süleyman Şah Saygı Karakolu için eş zamanlı iki operasyon yapıldı. Önce Şanlıurfa Mürşitpınar'dan Türk birlikleri Suriye'ye girdi ve Karakozak köyüne doğru hareket etti. Bir başka tank birliği de Eşme civarından yine Suriye topraklarına girerek, Suriye topraklarının 200 metre kadar içinde Süleyman Şah'ın yeni mekânını düzenlemek için bir toprak parçasını kontrol altına aldı.

'Şah Fırat' ismi verilen bu operasyona 39 tank, 57 zırhlı araç olmak üzere 100 araç ve 572 personel katılmıştı. Operasyon sırasında herhangi bir çatışma yaşanmadı, Başçavuş Halit Avcı adlı asker operasyonun başında intikal sırasında kaza sonucu şehit olmuştu.

Süleyman Şah Türbesi neredeydi?

Süleyman Şah türbesi ilk olarak Ceber Kalesi'nde bulunuyordu. Türbe'de Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk padişahı Osman Gazi'nin dedesi ve Ertuğrul Gazi'nin babası Süleyman Şah'ın ve iki askerinin naaşları bulunuyor. Türbede yatan Süleyman Şah'ın Osman Gazi'nin dedesi olan Süleyman Şah değil, I. Kılıç Arslan'ın babası I. Süleyman Şah olabileceği konusunda farklı görüşler bulunuyor. Büyük Selçuklu İmparatorluğu Sultanı Alp Arslan’ın Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra yeni vatan edinmek maksadıyla batıya yönelen Oğuz boyları arasında Süleyman Şah önderliğindeki Kayı boyu da bulunmaktaydı.

Süleyman Şah, yeni yurt aramak üzere çıktığı bu yolculukta Halep yakınlarındaki Caber Kalesi’ne gelir ve Fırat boylarına yerleşir. Buradan tekrar yeni yurt aramak üzere yola çıkar, ancak 1227 yılında Fırat nehri’nin karşı kıyısına geçmeye çalışırken muhafızları ile birlikte Fırat sularında boğulur. Süleyman Şah’ın naaşı ve iki askeri Caber Kalesi eteklerine bir kümbete defnedilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde imparatorluk sınırları içerisinde olan mezarın bulunduğu yere bir türbe yapılarak buraya “Türk Mezarı” adı verilir. Türbe ve Caber Kalesi, Osmanlı İmparatorluğu yıkılınca Fransız Suriye Mandası sınırları içerisinde kalmıştı.

20 Ekim 1921 yılında Türkiye ile Fransa hükûmetleri arasında imzalanan Ankara Antlaşması'nın 9. maddesi ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması'nın 3. maddesi gereğince Caber Kalesi ve türbe müştemilâtı ile berâber Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak kabul edilmiş ve Türkiye'ye burada muhâfız bulundurma ve bayrağını çekme hakkı tanınmıştı. Ankara Hükûmeti ile Fransa'nın 20 Ekim 1921’de imzaladıkları ve Caber Kalesi ile türbenin Türk toprağı olmasını öngören Ankara Anlaşması'nın görüşmeleri devam ederken son Halife II. Abdülmecid, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderdiği bir mektupta kendisinin ve Osmanlı Hanedanı'nın "atası" olan Süleyman Şah’ın mezarı konusunda Meclis’in gösterdiği alâkaya teşekkür etmişti.

Suriye eşmesi

Birecik sınırları içerisinde yer alan, Aşağı Eşme, Büyük Eşme ve Orta Eşme köyleri ile sınır olan Suriye Eşmesi Köyü 1926 yılında çizilen harita ile sınırın Suriye tarafında kalan Kürt köylerinden biri.

Türkiye - Suriye arasında su krizi

Suriye hükûmeti, Fırat Nehri üzerinde 1968 tarihinde başlattığı Tabka Barajı'nın 1973 yılında tamamlanacağını ve barajın su toplamaya başlamasıyla Caber Kalesi ve Süleyman Şah'ın türbesinin tamamen sular altında kalacağını ileri sürerek Türk Hükûmeti'nden türbenin yerini değiştirmesini ya da türbenin Türkiye'ye naklini talep eden bir nota gönderdi. Türkiye de buna karşılık Suriye'ye bir diplomatik nota verdi ve Keban Barajı'nın kapaklarını kapatarak Fırat Nehri üzerinden Suriye'ye su akışını engelledi. Karşılıklı bu restleşmenin ardından Türkiye bölgeye Devlet Su İşleri'nde (DSİ) görevli uzmanlar ve mimarlar gönderdi ve türbenin nereye taşınabileceğinin tespit edilmesini istedi.

Anlaşma sağlandı

Ankara ve Şam hükûmetleri arasında uzun süren müzakerelerin ardından bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre; Türbe, müştemilatı ile birlikte Halep–Hasseki yolu üzerinde bulunan Karakozak köyü yakınındaki yeni yerine nakledilecek, barajın kenarında türbenin bu günkü konumuna en yakın yerde mermerden bir kitabe dikilecek, türbenin bugünkü yerini tespit etmek maksadıyla göl üstüne bir şamandıra konacak. 1973 yılında türbe ve askerî karakol, Halep'e 123, Şanlıurfa'ya 92 km uzaklıktaki Fırat'ın doğu kıyısındaki Karakozak köyündeki 10.096 m²'lik yeni yerine taşındı.

s2

Türbenin ilk taşınması

1995 yılında, Suriye Hükûmeti bu kez de Fırat Nehri’nin daha üst kotlarında inşasına başladığı Teşrin Barajı sebebiyle Karakozak bölgesindeki Süleyman Şah Türbesi’nin bölge dışında başka bir alana ya da Türkiye’ye taşınması hususunu yeniden gündeme getirdi. Bunun üzerine Türkiye ile Suriye arasında yapılan görüşmeler sonucunda türbenin mevcut yerinin baraj gölünün olumsuz tesirlerinden korunması için tahkim edilmesine karar verildi. 2001 yılında Fırat Nehri üzerindeki Teşrin Barajı'nın tamamlanması nedeniyle türbenin taşınması bir kez daha gündeme geldi. Suriye tarafı bu defa türbenin şimdiki yerinden de kaldırılarak gösterecekleri ve Türk tarafının da kabul edeceği bir yere taşınmasını istedi. Ancak 57. Türkiye Hükûmeti'nin girişimleriyle proje, türbenin mevcut yerinin korunması yönünde değiştirildi.

23 Ocak 2003 tarihinde Ankara'da “Süleymanşah Türbesi Tahkimat Projesinin Uygulanmasına İlişkin Ana Tutanak” imzalandı. Bu çerçevede 10 dönüm'lük türbe arazisi sınırları tahkim edilmiş, türbe binasının içi ve dışı onarılmış, karakol binası da yeniden inşa edilmiş ve Süleyman Şah Türbesi yeniden ziyarete açılmıştır. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Yapı ve İmar İşleri Etüd Proje Dairesi Müdürü Prof. Dr. Ünal Demirarslan, Dışişleri Bakanlığı'nın da talebiyle Süleyman Şah Türbesi'nin mimarı olarak görevlendirildi. Türbe, karakol ve lojman, iki Türk mimar ve yirmi işçisinin çalışmalarıyla dört ayda tamamlanmış ve masrafların tamamı Türk Hükûmeti tarafından karşılanmıştır. Süleyman Şah Türbesi hem geleneksel Türk mimarî motiflerini, hem de modern mimarî özelliklerini taşımaktadır. İnşaat çalışmaları sırasında Suriye Hükûmeti, yeni yapılacak türbenin Caber Kalesi'ndeki türbeden daha büyük olmaması şartını getirmiştir. Türbe'de ayrıca o dönemde dışarıdan gelen taciz ateşleri sebebiyle Türk askerlerinin nöbet tuttuğu yerler içe dönük olarak inşa edilmiştir. 2008 yılında Teşrin Barajı'nın yükselen su seviyesinin yeniden türbeyi tehdit etmesi üzerine Türkiye Cumhuriyeti Orman ve Su İşleri Bakanlığı çevresindeki duvarların altına 11,5 m, boylarında 880 adet fore kazık ve geçirimsiz tabaka yerleştirmişti. Ayrıca, türbenin çevresine beton duvar örülmüş ve iki bayrak direği dikilmişti. Karakoldan çıkan atık suların Fırat Nehri'ni kirletmemesi için karakol binasının arka bölümünde paket arıtma sistemi kurulmuştu. Bunun yanında türbenin etrafı, Türkiye'den gönderilen ağaçlar ve hazır çim ile yeşil bir alan haline getirilmişti. Türbenin muhafazasını sağlamakla görevli olan Jandarma İhtiram Kıtası'nın ikameti için 30 Mayıs 1938 tarihinde modern bir karakol yaptırıldı.

1949'da Türkiye ile Suriye heyetleri arasında 1956 yılında Halep’te yapılan üst seviyede bir toplantıda düzenlenen tutanağın 13 ve 14'ncü maddelerinde türbe için gönderilecek ihtiram kıtasının her ayın 7'sinde değiştirilmesi kabul edilmiştir. Günümüzde her ayın 7 ve 20'sinde karakolun ikmali sağlanmakta ve personel değişimi yapılmaktadır. Günümüzde türbe, Türkiye Cumhuriyeti 20. Zırhlı Tugayı 3. Hudut Alay Komutanlığı 2. Hudut Taburuna bağlı 25 asker tarafından korunmaktadır. El-Assad gölü üzerinde inşa edilen baraj sonrasında 1973'de ikinci yeri Karakozak Köyüne taşındı ve güvenlik problemleri nedeniyle 2015 yılında Suriye Eşmesi'ne taşındı. 13 Mart 2014 tarihinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) arasındaki çatışmalar sonucu Karakozak köyü ve türbenin bulunduğu bölge IŞİD kontrolüne geçti. 20 Mart 2014 tarihinde IŞİD, YouTube üzerinden yayımladığı bildiride Süleyman Şah Türbesi'nin üç gün içerisinde boşaltılıp Türk bayrağı indirilmediği takdirde türbeyi yerle bir edecekleri tehdidinde bulundu. Bunun üzerine Türkiye, güvenlik tedbirlerini artırarak en üst seviyeye getirdi. Gaziantep Beşinci Zırhlı Tugay Komutanlığı'ndan da araç ve personel takviyesi yapıldı. Sınır hattında bulunan mevcut nöbet kulübelerine ilave kulübeler yapılarak askerler konuşlandırıldı. Ayrıca Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Süleyman Şah Saygı Karakolu için kriz masası kurulduğunu açıkladı.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

'EYLÜL - DER ' den arkadaşım Tayyip beyin Albaylarından Rahmi Yıldırım .. .. Bu Evren'i terk etti..16 Nisan 2026

  'EYLÜL - DER ' den arkadaşım Tayyip beyin Albaylarından Rahmi Yıldırım .. .. Bu Evren'i terk etti.. (Kenan #Evren , komünist ...