7 Şubat 2022 Pazartesi

DEMOKRATLARIN HALA AĞZINI BIÇAK AÇMIYOR 24.4 .2000




DEMOKRATLARIN HALA AĞZINI BIÇAK AÇMIYOR

 Necati Çavdar

2000/ Ankara


Malum 27 Mayıs gece baskınında milletin oyları ile iktidara getirdiği  ilk sivil Cumhur Başkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes önderliğindeki Demokrat Parti  yönetimi devrilmiş milletvekilleri ve bürokratlar hapsedilerek DP kadroları yönetimden


uzaklaştırılmıştı. İhtilal şartlarında kurulan olağanüstü mahkemede sözde  bir yargılama ile  Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Aras ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edilmiş, geri kalan DP’lilerin bir kısmı idam cezasına çarptırılmış büyük çoğunluğu da çeşitli cezalara çarptırılarak tüm siyasi hakları ellerinden alınmıştı. DP hükümetinin  İçişleri Bakanı Namık Gedik’ de Ankara’daki Kara Harpokulu’nda tutuklu iken pencereden aşağı atlayarak intihar ettiği açıklanmıştı. Çok sonra  DP kadrolarının  itibarı Meclis tarafından iade edildi. Ancak  Meclisin kararı  yaşanan kötü hatıraları silemedi. Demokraside  o zaman aldığı yarayı saramayarak yeni yeni yaralar almaya devam etti.

27 Mayıs’ın  mağdur ettiği  insanlar üzerindeki etkisini  sizlerle paylaşmak için özellikle  idam edilenlerin eş ve  çocuklarına ulaşmak istedik.

Bunları bilse bilse yine eski Demokratlar bilebilir diye Tunus Caddesi’nde bulunan Köprülü Apartmanı’ndaki Fuat Köprülü’nün  müze evinin kapısını çaldık. Kapıyı  bir hayli  yaşlanmış  bir insan açtı. Acaba ne demeliydik? Mütereddit bir şekilde kapıyı açarak bakan bu yaşlı insana, isteğimizi anlattık.

Biraz çekinerek içeri aldı. İlk bakışta tarihi değeri  olduğu anlaşılan eşyalarla döşenmiş salonda hepsi yaşlı olmak üzere  beş altı kişi oturup sohbet ediyor.. Bizi karşılayan zat  onlara durumu söylüyor. Kuşkuyla önce bizi sorguluyorlar. Bir şeylerden emin olma isteğini seziyoruz. Anadolu Gençlik Dergisi’nin Nisan sayısını takdim ediyoruz. İnceleyerek “Aferin  bir ayda bunu hazırlamak kolay değil”diye takdir hislerini belirtiyorlar. Aferini alıyoruz da ..Sorularımıza cevap...

“Ben daha otuz yaşında bir milletvekili iken alıp götürdüler” diyen zayıfça  ve genç görününen eski mebus  “Biz anlatsak yazacak mısın ki ?” diye soruyor. “Tabi yazacağım” deyince “Ama evladım bu işler tehlikeli. Ayağına  şimdiden keçe sarman gerekir.”diyor. “Daha önce sizin gibi çook yazacağım diyen oldu ama ya korktular yada patronları izin vermedi. Bir daha da görünmediler bile”diye ekliyor. Bir başkası “Evladım biz hapsanelerde neler çektik. Allah bir daha düşürmesin. İnsan idamı bile özler oluyor. Onun için   şimdiden ayağına keçe sar diye söylüyoruz” diyor. Biz her Pazartesi ve Cuma burdayız.  Burada olmayan arkadaşlar var. Kendi aramızda bir müzakere edelim. Cuma önümüzdeki Cuma yada  Pazartesi günü gelir misin “dediler. Bu arada bazı belgeleri Mim Kemal Öke’ye verdiklerini, Mim Kemal Öke’inin Demokratlar tarihini yazdığını ve “Bu günlerde teslim”etmesi gerektiğini  kendilerinden öğreniyoruz.

Söylenen Pazartesi günü gittiğimizde “ Kapı açılıyor içeriden hararetli konuşmaların sesi geliyor. Şüpheli bir şekilde kapıyı açan bir başka yaşlı bey,  içeri girip  tekrra kapıya gelerek “Kusura bakmayın söz vermişler ama bu gün biz 14 Mayıs’ın yıl dönümü hazırlıklarını müzakere  ediyoruz. Sizinle ilgilenemeyeceğiz. Bir başka gün olmaz mı?” diyor. Randevulaşıyoruz.

Randevu günü gittiğimizde kapıyı yine bir başkası  bir başkası açtı. Bu defa daha çekingen davranıyor. Durumu söylüyoruz. Peki diye içeri alıyor ama “Biz burada rahmetli Fuat Köprülü’nün mirasçılarının  kiracısıyız. Kızı ve torunu bizden memnun ama  avukatı aynı yaklaşımda değil, içerde de mirasçılarının  avukatı  var. Biraz sorun varda...”diyor.

İçerde Fuat Köprülü’den kalma  tarihi eşyaların kıymeti ile ilgili bayağı tartışma söz konusu. Biz bu tartışmaların bir kısmına şahitlik ediyoruz. Hey koca Demokrat parti bir gün  siyasi mirasın gibi  nice hatıralara şahitlik etmiş eşyalarında mı tartışılacaktı”diye düşünüyoruz.

Avukat bey gidince gün görmüş Demokratlar kendi aralarında usul tartışması açıyorlar. Nasıl davranmaları gerektiğini tespite çalışıyorlar. Demokratlar Kulübü  Başkanı Eski Rize milletvekili Hüseyin Agun, “Kusura bakma yine bizim kötü günümüz. Halbuki bu  eşyalar bizim için çok kıymetli. Yine en iyi biz koruruz. Bir başkası olsa bunlara böyle bakmaz. Biz burada hem kiracıyız hemde eşyaları koruyoruz. Ama avukat olaya sırf para açısından bakıyor.”diyor.

“Evet sorun nedir?” diye soruyor Demokrat eski vekil Hüseyin Agun. Soruları sıralıyorum. Başlıyor konuşmaya. Teybi açıyorum.“Hayır,hayır.. “diye tepki gösteriyor.“Teybi açma. Devir hala o devir”diye ekliyor. Diğerleri bu tavrı onaylıyorlar. Küçük bir usul tartışmasından sonra “Biz anlatalım siz kendinize göre not alın “ diyorlar. ”Birisi ne var canım konuşun   çocuk kaydetsin” diyecek oluyor.” Öyle kolaydı. Sen bir imza atın diye az kalsın idam olacaktın. Kendin hukukçusun ama ....Ziraatçı...... öle yaz demeseydi  şimdi idam olmuştun belki. İstiyorsan sen söyle  altını da imzala"diye sert tepki alıyor. O da susuyor.

Teypsiz konuşuyorlar. Genel olarak resim çektirmeye müsaade ediyorlar. Konuşanların isimleri belirtilmemek kaydı ile Demokratlar şöyle anlatıyorlar:

Bir defa Türkiye’de demokrasi yok. Kim diyorsa ki demokrasi var yalan söylüyorlar. Biz tüm gerçekleri anlatacağız ancak bunu anlatabilmemiz için 50 yıl geçmesi gerekir. Tabi bir çok belgeleri ilgili yerlere verdik. Bunlar zamanı gelince açıklanacak. Bir kısmını da Mim Kemal Ökeye verdik. O DP’nin tarihini hazırlıyor. Bu günlerde bitirecekti.

İhtilali CHP’nin tahriki ile yaptılar. Hepimizi içeri aldılar. Yaptıkları anayasaya bizim için neler yazdıklarını biliyorsunuz.Onlara göre  biz “vatan haini idik? Peki suçumuz ne idi...?  Arkadaşlarımızı idam ettiler. Hepimizi alıp götürdüler. Düşman muamelesi yaptılar.  Harp okulunda İçişleri bakanımız Namık Gedik’i  öldürdüler. Sonrada pencereden kendini atarak intihar etti dediler. Doğru değil. Çünkü o pencereler insan geçecek gibi değildi. Bize bir albay Namık Gedik’in gövdesinde iki süngü yarası olduğunu söyledi. Rahmetli  bakanımızı süngüleyerek öldürdüler. Sonrada intihar etti dediler.

Bizi Yassı adaya aldılar. Altı kişiye bir yatak.....Neler çektik neler. Hak yok, hukuk yok..  Düzmece mahkeme kurdular. Bizleri idam etmek için yasalar da değişiklik yaptılar.65 yaşın üstündekileri de idam edebilmek için kanun değiştirdiler. Şahıslara has  keyfi kanun yaptılar.

Yassıada’da ne işkenceler gördük. Kayseri cezaevine getirdiklerinde orası da ağır şartlara haiz idi ama biz orayı Yassıada ile karşılaştırdığımızda hürriyete kavuştuk zannettik.

............

Şuandaki yönetim yine aynı yönetimdir.

Güya İsmet Paşayı öldürmek için biz tertip yapmışız. Yassıada’da ki düzmece mahkemede bunun için yargılandık. Ecevit aleyhimizde şahitlik yaptı. Ama CHP Eski Genel Sekreteri Kasım Gülek  namuslu adamdı. Mahkemeye gelerek  böyle bir durumun söz konusu olmadığını  tüm çıplaklığı ile ortaya koydu. Ama Ecevit.......Şimdi yine o iktidar da. Yine onların günü. Onun için..”  Demokratlar böyle diyerek şu an konuşmayacaklarını ve tehlikeli durumun sürdüğünü söylüyorlar. Çekiniyorlar tabiri caizse ağızlarını bıçak açmıyor.

Milli hakimiyetin kutlandığını ve Cumhurbaşkanlığı seçimini  hatırlatıyoruz. “Ne hakimiyeti...milli hakimiyet ..  İnönü’nün önceki durumu belli.Ama 1945 de seçilmeden 1950 ye kadar Cumhurbaşkanlığını yaptı. Bu günde hakimiyet Demirl’in idi ama şimdi kimin olacak göreceğiz”diyorlar. Demirel’e  DP’liler siyasi haklarına kavuşursa gücü azalır diye korktu. Yıllarca  DP’lilerin affını ve itibarlarının iadesini geciktirdiğini belirterek o DP’lilerin mağduriyetini uzatarak  kendi siyaseti için kullandı. Yada korktu affımız için çaba harcamadı.” diyorlar.

İNÖNÜ ATATÜRKE İŞKENCE ETTİ

İnönü deyince ”O önce  Atatürk’ün heykellerini kaldırdı. Tüm okullara kendi heykelini gönderdi. Paraların üzerinden  Atatürk’ün resmini çıkardı, kendi resmini koydu. En kötüsü de 15 yıl geçici kabirde bekleterek ona manevi işkence yaptı. Biliyorsunuz dinimizde bir kişi toprakla buluşmazsa onun ruhu gideceği yere ulaşmaz. İnönü böylece 15 yıl Atatürk’e  işkence etti. Ama biz gelerek iki yılda Anıtkabiri bitirip Atatürk’ü yerine yerleştirdik. O hep Atatürk’ü kullandı ama  hep düşmanlık etti. Biz Atatürk’e saygı gösterdik ama bizi Atatürk düşmanlığı ile suçladı. Bunu da başardı. En son 60 dan sonra Anıtkabiri ne kadar insan varsa doldurdu. Maksadı oranın özel bir yer olmadığını anlatmak ve genel bir mezarlığa çevirmekti. Mesela askerin arkasında yürürken ölen bir terzinin oğlu vardı. Onuda  “devrim şehidi! “ diye Anıtkabire  gömdürdü. Bereket Kenan Evren Anıtkabir’i o insanlardan temizleyerek başka yere gömdürdü de  Anıtkabir maksadına uygun hale getirildi.”diye İnönü’nün Atatürk’ün hatırasını silmeye çalıştığını söylüyorlar.

İdam edilenlerin  çocukları ile ilgilerine gelince anlaşılan hemen hiç irtibatları yok. Yada öyle görünüyorlar, “Diğerlerinin ki  İstanbul’da idi. Fatin’in eşi öldü. Polatkan’ın  eşi ve kızı Eskişehir’de idi ama....Menderes’in sadece Aydın’ı kaldı. Baksana o da..”  Aydın deyince birisi sesini yükseltiyor “Ben getirdim kendi ellerimle  partinin başına geçirdim. Bizi bırakıp Hocaya gitti. Gerçi  orada da durmadı ya.. Hatta pazara  kadar değil mezara kadar demişti...İşte okadar..” diyor. Bir başkası ise “Ne yapsın. Bak evladım biz 402 kişi idik. kala kala 70 kadar kaldık...Durumumuzu bu izah eder sanıyorum.”diyor.

“Ama  Allah gecinden versin. Emri hak bize de gelebilir ama birde yaş durumunuzu dikkate aldığımızda hatıralarınızla gidersiniz diye korkuyoruz. Anlatarak tarihe intikal ettirseniz” diyoruz. “Evlat şimdi zamanı değil. Çocuklarımıza intikal ettiriyoruz. Gerekli yerlere verdik. Ama şimdi değil”diyorlar.

Eski Demokratlar, Köprülü Apartmanında bulunan ve kendi ifadeleri ile ”Siyasi kişilerin derneklerine Kulüp..” denen Demokratlar Kulübünde  haftanın belli günlerinde bir araya gelerek eski günleri yad ediyorlar.  Tam Meclis’in karşısındaki tarihi eşyalarla donatılmış salonda salonda nostaljik takılıyorlar.  Bu arada   14 Mayıs 1950 de “Yeter söz milletin “diyerek iktidar oldukları günü anma hazırlığı ile meşguliyetlerini sürdürüyorlar...




                                 Demokratlar; Rize vekili Hüseyin Agun ve arkadaşları.


//////////////////////////////////////
Angara'da meclisin karşısında "Köprülü Apartumanı " vardır..
Son kalan "Demokratlar " orada buluşurlardı..
Demokratlarla ilgili bir çalışmam için onların "söyleyeceği bir söz var mı ..?" Diye kapılarını çaldım..
Ancak, görüşmek istemediler..
Israrlı takip sonucu bir kaç gidip gelmelerden sonra içeri aldılar..
Fakat yine konuşmadılar..
" Ayağına keçe sardın mı?" Diye sormalarını doğrusu anlamadım..
Sonra dediler ki;
" Biz çok sopalar yedik.. Çok işkencelerden geçtik... Onun için olur olmaz yerde konuşmayız.."
Ve eklediler:
" Aslında bizde hatıralarımızı yazalım diye düşündük.. Bunun için.. Arkadaşlarımız dan .... Görevlendirdik.. Elimizde kalan belge, bilgileri ona vereceğiz.."
...
Fakat, en önemli meseleleri ziyaret ettiğim birinci katda ki " Fuad Köprülü"nün çalışma mekanından çıkarılıyor olmaları idi..
" üst katlardan birine çıkalım" diye düşmüyorlardı..
Ama hararetli tartışmalarla nasıl yapacaklarına henüz karar verememiş, tartışma. Hatta kavga sürüyordu..
...
Şimdi içlerinden kim kaldı , hatıralarını yazabildiler mi bilmiyorum ama..
Elde ettğim bilgi ve hali
" Demokratların ağzını bıçak açmıyor" diye haberleştirmiştim..

Biraz da zor çektiğim, Resimleri  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

'EYLÜL - DER ' den arkadaşım Tayyip beyin Albaylarından Rahmi Yıldırım .. .. Bu Evren'i terk etti..16 Nisan 2026

  'EYLÜL - DER ' den arkadaşım Tayyip beyin Albaylarından Rahmi Yıldırım .. .. Bu Evren'i terk etti.. (Kenan #Evren , komünist ...