13 Ocak 2022 Perşembe

Elektronik den hatıralar

 


Elektronik den hatıralar


ELEKTRONİK’ DEN  BAZI HATIRALAR

 

OKUL; GAZ MASKEDEN  MUHABERE OKULUNA TAŞINIYOR..

Assubay okulları,

Askeri Liseler

Ve
Harp okluları “iki yıllık”mış..

İki yıl okul, bir yılda stajyer 3 yılda mezun olunuyormuş.

Oysa sivil

Meslek liseleri

Liseler ve de üniversiteler  “üç yıllık”mış

Bizim başladığımız yıl, Askeri okulları da sivile  uygun hale getririp MEB müsredatına göre “üçer yıla” çıkarmışlar..

Bizim  Elektronik assubay Okulu’na başladığımız  1972 de başlayan bu kararla  bilindiğinin aksine 1974  mezunu olan subaylar ve assubaylar haricinde tümü iki yıllık okul mezunları.. Bu durum da sivillere göre  daha az okudukları halde özlük hakları açısından iki yıllık Harp Okulu Mezunları hep 3 yıllık fakülte ayarı sayılmış…Ve öyle bilinmiş.Üstü ise  staj ve  mesleki kurs.

……

Bizden öncekiler ilk yılı  Mamak 60 Evler’den Keçikıran tepesi altındaki vadide  Mamak Kaymakamlığına ve Mamak çarşıya inen cadde üzerindeki MKE’ın  “Gaz-maske” fabrikası  yanındaki baraka okulda okumuşlar. Onlardan çncekiler iki yıla tabi oldukları için mezun olmuşlar.

Bizim önümüzdekiler  ise 2. Sınıfı bizim okuduğumuz Muhabere Okulu , içindeki  binalara taşınınca devam etiler..

Hemen cadde kenarında olduğundan,  kolayca gizliden dışarı çıkma imkanları sebebiyle Eski okulları ile ilgili çok hikaye anlatırlar idi.

Yeni okul kışla ortası olduğu için “izin belgesiz” dışarı çıkmak hemen hemen mümkün değildi.

 

ALİ GÜMÜŞ ve BURHAN AKTEPE

Ortak sigara teklifi..

 

ELEKTRONİĞİN SESİ ve ORUÇ YASAĞININ SONA ERMESİ

Okula başladığımız yıl, Oruç, er ve erbaşlara, rütbelilere serbest.Ancak HARP OKULU hariç  tüm askeri okullarda yasak..

Namazları kaçak göçek kılıyoruz..

Çok kere ders çalışmak için  geç vakte kadar sınıfta kalırdım..

El ayak çekilince de

Sınıfın ışıklarını, florasanları söndürüp yansıyan ışık altında sıranın üstünde  namaz kılardım.

Koğuşlarımız da o sat yat saati olduğu için millet yattıktan sonra  yine bir  izbeye geçer, kimseyi rahatsız etmeden sesizce  orda kılardık..

…………..

BAYRAM TATİLİ GECESİ..

Birkaç arkadaş sürekli oruç tutardık..

Ancak, okulun çoğunluğu  ise istediği halde tutamazdı..

Çünkü YASSAK.

Yemek imkanı yok..

Biz , gündüz öğleyin yiyeceğimiz ekmeği çalar, gizliden okulun özellikle vişne olan  gür ağaçlı  bahçesi içinde  bir kulubede çamaşırhane var idi.

Elbiselerimiz haftada bir orada yıkanırdı.

Orada görevli şişman mı şişman bir namazlı, niyazlı amca vardı..

Ekmeklerimizi ona teslim eder..

Mesai sonrası onun sakladığı yerden alır, gece sahuru çok kere okulun mahzeninde  kuru ekmek ve su ile yapar idik.

Akşam yemeğini  saat 6 sularında verirlerdi.. Akşam iftarı ise ,  geciktirerek  yemek suretiyle yapardık..

Bazen yemek tümden dağılmış olsa da görevli erler bildiği için oruçlu sayısınca kazan dibinde bırakmaya gayret ederler idi.

Güya ders çalışma, spor vs bahane derek sanki yemeğe gecikmişiz süsü vererek iftar yapardık..

Yemek kalmadığı, nöbetçi amirlerin titizlik göstererek  yemekhaneyi erken temizlettiğinde de kaderimize küser idik..

Zira yemekhane aynı zamanda bizlerin istirahat alanı, sonradan Tv salonu olduğu için, yemek saatinden sonra masalar ve ortalık temizletiliyor idi.

………….

Oruç yasakdı ancak…

Bayram  tatiline gidildiği gün esniyor idi..

Herkes bayrama  gideceği  için O gece  sahura kalkmak, en azından  evine oruçlu varmak isteyen çok oluyordu..

Bizim  devrenin sayısı 64 idi..Fakat okulun öğrenci sayısı 240ları bulmuştu..

Sahura kalkanların listesini alıyor, son gece ona göre düzenleme yaparak  görevlilere  bira erkeden, yani sahurda  sabah kahvaltısını vermeleri için yalvarıyorduk.

Sağ olsun,  bize yemek getirmek vede  servis etmek için görevli er ve erbaşlar yardımcı oluyordu..Hem de severek..

Nede olsa idare LAİK ise de onlar MEHMETÇİK idi.

Bu işler, idare ve de o gün nöbette olanların  bilgiis dışında yapılıyordu..

Ha bazı   çok sonra   Temel karamollağolu kontenjanından FP’den Milletvekili olarak karşımıza çıkacak olan Çankırılı  mühendis Hüseyin Karagöz gibi bağzı Asteğmenler ise canı gönülden destek verip imkan sağlamaya çalışıyordu..

…..

Bir Ramazan bayramı  gidişimiz öncesi öyle talep artı ki  sanki okulun yarısından fazlası ORUÇ tutmak istiyor..

Az olunca kolay da..

O kadar insana nasıl yemek verilecek..?

Çözüm ne..

Nasıl olsa tüm arkadaşlar, bayram için izinli.. Ve hemen herkes gidecek..Kiminin bileti erkene kimin  öğleye , kimi akşama yola çıkacak..memlekete uzaklığına ve oraya giden vasıtaya göre değişiyor.

Gidip yemekçilerle görüştük..

Dedim ki;   “arkadaşlar erkenden  bayram izinine gidecek..

Bu arkadaşların sabah kahvaltısı erkene alınabilir, erken servis yapılabir mi?

Erkenden yiyip yola çıkacaklar.”

Sağ olsunlar   “Ne olacak..zaten biz bu işle görevli olduğumuzdan erken kalkıp geliyoruz..

Kahvaltılıklar zaten depoda hazır..çayı da kazana erken atarız.Servis açarız..Siz bize sayı verin” diye kabul ettiler..

Üç aşağı beş yukarı sayıyı verdik..

Sahurda listede olanları uyandırarak  yemek salonuna gittiğimizde kahvaltımız hazır idi.

Güzelce sahur yapıp,  yola çıkan çıkıp istirahata çekilen çekilerek herkes gitti.

Kahvaltı saatinde görevli  amir ve nöbetçi subayı geldiğinde çok az bir öğrenci ile karşılaşmış..

geri kalan nerde ?

Onlar yedi, gitti denmiş.

Mutfağa koşarak vaziyeti öğrenmişler..

Ve kimin başının altından çıktığını da..

………….

Tabi Nöbetçi Amiri  çağırdı..

Epey  “orucun yasak olduğunu “..Bunu nasıl yaparsınız.Şimdi yukarıya ne denecek vs” şeklinde nutuk vs den sonra

Dedim ki..

“Biz kimin ne yaptığını..Maksadını bilmeyiz..

Arkadaşlar; erkenden  izne gideceğinden sabah kahvaltısını da erken yapalım dediler..

Bizde söyledikleri gibi rica ettik..Onlarda erken  servis açtılar..

Zaten yapacakları da bu idi.ha geç ha erken bunda ne var?

Bu Sahura denk gelmişse biz ne bilelim..”

Nöbetçi  Amir, işin öyle olmadığı  gün gibi açık da… şayet yukarısı bişey derse o zaman görürünüz siz “diye bıraktı..

Hiç de kimseye bişey olmadı.. Geçti,  gitti..

…………….

Okul Yönetimi “ Karar vermiş..

Öğrenciler; okula DUVAR GAZETESİ çıkaracak..

Edebiyat Öğretmenimiz  sonradan Talim terbiye Kurulu Başkanı ve de  İzzet Baysal Ün. Öğtim üyesi de olan Dr. Hüseyin Ağca..

O zaman öğretmen  Kd.Bnb. rütbesinde ve zümre başkanı..

Fakat “ELEKTRONİĞİN SESİ “ ismini verdiğimiz DUVAR GAZETESİ’nin sorumluluğu diğer  sınflara giren Edebiyat öğretmeni Bnb.  Erol Ağagil..

Ağagil;  daha sonra Kara Kuvvetleri Dergisi’nin de editörlüğünü yaptı ve de  ABD/USA ‘nın “OURBOYS” unvanı verdiği  “NETEKİM KENAN “ darbesinden sonra   Calp’ın Halkçı Partisinden (1983) ve Erdal İnönü’nün SHP’sinden 1987 de   Milletvekili olarak TBMM’de yer aldı.

  

Bir çok arkadaş kendi istidatlarına göre değişik çalışmalarda yer alırken bize de “GAZETE “  ve “gazetecilik” düştü..!

 

Bizden önce ki devrenin sürekli sınıf birincisi olarak lideri konumunda ki  Yusuf Vehbi Eren  2. Sınıfın..ve ben de  1.sınıflar olan kendi sınıflarımızın sorumlusuyuz.

Bir daktilo verdiler. Onu Yaşar Şahin’e verdik.

Arkadaşların şiir, edebiyat,tarih,  teknik,  çeşitli spor  dalları  gibi çeşitli konularda ki el yazısıyla hazırladıkları yazılarını topluyoruz. Gözden geçirip “uygun” bulduklarımızı Yaşar Şahin, daktilo ediyor. Yaşar bu vesile ile daktilo yazmayı öğrendi, biz öğrenemedik.. Taaki gerçek gazeteci olana kadar..Akit’e başladığımda yazıları daktilo ila yazar idik.O zaman daktilo ile yazmayı  öğrendim. Sonrada önce MAC sonra PC ye geçtik.

 

Yaşar’ın daktilo etiklerini toplayıp götürüp Erol Ağagil’e veriyoruz.  Ağagil, inceliyor… “Olur “ verdiklerini bize Cuma akşamı, teslim ediyor..

Bizde mizanpaj yaparak, uygun olanı uygun yere yerleştirip, Pazartesi , görülüp okunacak şekilde Pazar gecesi duvara asıyoruz..

Bu gazetede teknikden spora her alanda yazı yazdım.. O yıllarda  gece gizlice TV odasına pencereden girip maçlarını seyrettiğimiz Muhammed Ali’den dolayı  olsa gerek boks  ve teknikleriyle alakalı yazılar yazdığımı da hatırlıyorum..

Yusuf Vehbi Eren; mezun olunca  Karahavacılığa gitti.. Assubaylıktan Subay oldu.

Vehbi ağbiyle, ben ayrılıp büro makinaları konusunda iş yapar iken Karahavacılık da karşılaştık..  Çok sonra  emekliliğinde de Ahimesud’da   yine karşılaştık..

İşe bakın ki

Oğlu, pilot subay iken kazada ŞEHİD oldu..

Bizde Ahimesud  Alsancak Mahallesine yerleştik.. Hemen yanımıza yapılan parka belediye “Şehit Vehbi Eren Parkı” diye  Yusuf Vehbi ağbinin oğlunun  adını verdi..

……………

Yusuf Vehbi Eren, mezun olup gitti. Biz de sınıf atladık.

Gazetenin tüm sorumluluğu  bana kaldı..

Eskiden olduğu gibi arkadaşlardan gelen yazı, karikatür, resim ne varsa gözden geçirip bir dosya ile Erol Ağagil’e  teslim ediyorum.

İnceliyor..Cuma akşamı mesai biterken “SANSÜR”lenmiş malzemeyi  DUVAR GAZETESİ, ELKTRONİĞİN SESİ’ni  ete kemiğe büründürmek üzere alıyorum..

Ramazan ayı idi.Yine ORUÇ , yasak..

Gizlice gündüz ki nevalemizi alıp,  ağaçların iyice gizlediği  mekanda dev makinelerde çamaşır yıkayan amcaya  teslim edip , bir avuç arkadaşla diğerlerini rahatsız etmeden  gece  yatak hane binasının birkaç kat altındaki depo/ mahsenlere inerek  sahur yapıyoruz..

Gazete için hazırlık yaparken,  yazımı ORUÇ mevzuuna ayırdım.

Milletin içinden çıkan ve milletin emrinde olması gereken  ve harpde Allah Allah diye savaşan ordunun  neden imanlı olması gerektiği..

Müslüman olan Mensuplarının da  ibadetlerini serbestçe yerine getirmesi , engel olunmaması icap ettiğine dolayısıyla ORUCUN yasaklığının anlamsızlığı hata zulüm olduğuna  yönelik  bir makale yazdım..

O yıllarda asubayların yüksek okul okumaları da YASAK idi..

Hemen hepimizin de  herkes gibi yüksek okul okuma daha fazla  millete, memlkete katkıda bulunma arzumuz vardı.

Kaçak göçek, azda olsa  okuyabilen de  oluyordu. Ama yüksek okula giden  yollar assubaylar için  tıkalı idi..

Bu günlerde iyi bir çizer olan ve sanatını  Angara’da Kızılay, OPTİMUM gibi AVM’lerde sergileyip halka arz eden YUSUF TEMİZ, Elektroniğin Sesi’ne  karikatür çiziyordu..

Yusuf,  A5’den daha küçük bir kağıda Asubayların ünüversite yasağını anlatan  bir tarafta astsubay şapkası diğer tarafta sanki kale duvarı gibi kapısı kapalı İstanbul Ünüversitesinin meşhur giriş kapısı işlenmiş bir karikatür çizmişti.

O karükatür hala gözlerimin önünde dir.

Kağıdı ikiye katladığımızda  şapka bir tarafta diğer tarafda da İstanbul Üniversitesi’nin  meşhur giriş kapısı, taç kapı vardı..Ve bir tarafı mavi kurşun kalemle çizdiğinden sanki kağıdın iki sayfasına gelen farklı iki resim gibiydi.

Ancak kâğıdı açıp, bakınca olay fark edilerek asubayların ünüvesite yasağını anlatan manzara ortaya çıkıyordu.

Evet bir taraf da  asubay Şapkası diğer taraf da sanki  arkasındaki ünüveriteye geçmeyi engelleyen assubayları remz eden şapkanın  önüne konmuş kale gibi duran  sonradan

İstanbul Üniversitesi Beyazıt meydanındaki alnına

 Sağda: “İnna fetehna leke fethan mubina(mubinen).” Muhakkak ki Biz, sana apaçık bir fetih verdik.”  (Fetih Suresi 1. ayet)
Ortadaki büyük yazı da  “DAİRE-İ UMUR-U ASKERİYE.” Yani Erkanı Harbiye veya “Genelkurmay Başkanlığı”

Solda;  “Ve yansurekallahu nasran azîzâ(azîzen).” “Ve Allah, sana azîz bir zaferle yardım etsin.” (Fetih Suresi 3. ayet)

Şeklinde yazı  Hak edilmiş, kazınmış bulunan  Osmanlı dönemi Genel Kurmay başkanlığı olan 1865 yılında Harbiye Nezareti Binası’nın nizamiye kapısı olarak yaptırıldığını öğreneceğimiz   ve . kapıdan ve arkasındaki bahçeden geçilerek günümüzde İstanbul Üniversitesi olarak kullanılan yapılar grubuna ulaşılan “İstanbul Üniversitesi Beyazıt meydanı giriş kapısı” ..
Bilmem “Tesadüf” mü dersiniz…?
……………

Evet, benim ORUÇ’la alakalı makalem ve Yusuf Temiz’in  beklide binler sayfanın anlatmadığını  bir çırpıda beyinlerde uyandıran assubaylara üniversite yasağını anlatan karikatürü olan duvar gazetesi,   yukarıda öğretmenler  ve bölüm  başkanlarının  odası,aşağıda uzun koridorun sağına ve soluna sıralanmış sıflarımızın olduğu  girişe göre soldaki duvar da her zamanki yerine  astığımız  ELEKTRONİĞİN SESİ, yayınlandı..

Yayınlandı yayınlanmasına da..

O pazartesi  de KKK’lığndan okulu denetlemek üzere heyet geliverdi..

Denetleme heyeti geldi diye sınıflarda çıt yok..

Hocalar;  içeri ansızın girecekler diye daha  bir dikkatli.

Biraz sonra sinek vızıldasa duyulacak sesizliğin hakim olduğu sınflara koridora hakim olan ayak sesleri duyulmaya başladı..

Ancak ayak sesleri ELEKTRONİĞİN SESİ hizasında birden kesildi..

Epeyce  vakit geçtikten sonra bir Tuğgeneral başkanlığında okulu denetleyen  heyet, sınıflara nice sonra girmeye başladı.

Sonradan öğreniyoruz ki Tuğ General başkanlığındaki heyet önce Okul Komutanı Albay Orhan Dilmener’e uğramış.

Okul komutanı mihmandarlığında okulu denetleyen heyet, yatakhane, yemek hane ve sınıfları gezmeye başlamış.

Sınıfların olduğu binaya gelince de Okul komutanı alb. Orhan Dilmaner. “ öğrencilerimiz Gazete çıkarıyor, becerilerini geliştiriyor, bilgi sahibi oluyorlar vs” diye övünerek sınıflardan önce heyeti doğruca ELEKTRONİĞİN SESİ gazetesi başına getirmiş.

O sıra da okulun Bağlı olduğu komutanlık olan Muhabere Okulu’na  1960 gece baskını sonrası Cumhurbaşkanlığına adaylığı zorla engellenen  1 cihan ve İstiklal harbi gören komutanlardan Orgeneral  Ragıp Gümüşpala’nın damadı Tuğ.General Fahri GÜNHOŞ, komutanlık ediyor..

Sınıf subayı (Bölük Komutanı”) da sonradan  Karadayı döneminde  Tuğ General olarak Muhabere Okul Komutanı ve KKK MEBS daire başkanı  olan Çankırılı  Yz. Reşat Derelli.

Denetleme heyeti bizim Duvar Gazetesi Elektroniğin Sesi, karşısına geçerek gazeteyi  inceleyip benim yazıyı heyet başkanı general okumaya başlayınca  okul komutanı ve de  okulun  öğretim üyeleri renkden renge girmişler..

Az kalsın sektei kalpden gidecekler..

Heyet Başkanı general, yazımı baştan sona okumuş, bitince kimseye hiçbir şey söylemeden gazeteden ayrılarak rutin denetleme için sınıflara girmiş..

Bizim sınıfa da girip, rast gele sorular sordu.

Heyet kalabalık dı..Heyet başkanı, Okul komutanı ve birkaç kişi sınıfa girerken diğerleri açık kapıda ve koridorda olanları izleyip not alıyorlardı.

…….

BURASI, DİYANET DERGİSİMİ…? “MIZRAKLI İLMUHAL Mİ.. SENİ “ASKERİ MAHKEMEYE” VERECEĞİM

Heyet, okuldan ayrılır ayrılmaz Bnb. Erol Ağagil, sınıflarımızın olduğu binanın üst katındaki odasına çağırdı.

Belli ki bir olumsuluk var..

Giitim ..Adam kıp kırmızı..Her zamanki yılışık ifade yerine en ciddi tavırla selamımı verdim.

Selama bakan kim?

Bnb.Erol Ağagil;

 “

BURASI, DİYANET DERGİSİMİ…? “

MIZRAKLI İLMUHAL Mİ..

 Nasıl yazı?.. Nasıl yazarsın.Birde gazeteye koymuşsun..

Sana güvendik…Güveni kötüye kullandın.. “

Vs diye kükrüyor..açık kapıdan  koridorlar, çınlıyor..

Anladım benim yazıdan rahatsız olmuş..

Diyaneti anladım da Mısraklı ilmuhal de ne..?  sonradan ne olduğunu öğrenmeme karşılık hayatımda hiç de okumadığım “Mızraklı İlmuhal’i  o gün bir askeri okulda İlk defa  Erol Ağagil’den duydum..

Dedim; “Yanlış bişey yok..Doğru olanı yazdım. Ordu bu milletin ordusu.Millet imanlı  millet askeri ve ona kumanda eden heyet de öyle olmalı..

Bunda yanlış ne?”  şakinde konuşunca

SENİ “ASKERİ MAHKEMEYE” VERECEĞİM dedi.

Doğrusu Askeri Mahkeme’yi de o gün iyi bilmiyorum

Artık bun noktadan sonra ne olacaksa o olacak..Hiç de bozuntuya vermeden savunmaya  hatta direnişe geçerek “ Veriversen ver. Ne isterseniz yapın..

Gider orada da aynısını

Malazgirt’i… Niğbolu, Plevne’yi Çanakkale’yi… İstiklal harbini yapan orduyu ve onun  düşman karşısında duran imanlı askeri …. anlatırım.” dedim..

Sertçe “çık dışarı” demesiyle koridorda kendimi bulup merdivenlerden koşarak indim.

Merakla arkadaşlar, “bundan sonra ne olacağını” soruyor.

Doğrusu, “veda edeceğimi, etmek zorunda kalacağımı “ ima ederek endişelerini ifade ediyorlar.

Ben ise  çoktan teslim olmuşum. Olacak olacaktır.

“meraklanmayın bişey olmaz” diyorum..

Kimileri de “ağca seni sever..Ona bırakmaz.. Taban tabana zıtlar” diyerek  Zümre başkanının beni koruyacağını söylüyorlar..

Mesele okulda olay oldu.Herkesin ağzında..

Hocalardan  bile sevenler, çaktırmadan daha bir yakınlık hiis veriyor.

Zıt fikirde olanlar da “görürsün” gibi tavır alıyor.

O haftamız,böyle geçti..

Bir hafta sonra tüm kıtalara  bir emir ”Silahlı küvetlerde  ORUÇ SERBEST”

Hemen gece kendi elleri ile sahur hazırlatıp,  tutan tutmayan için akşam yemeği saati İFTARA  uygun hale getirildi.

Okulun çoğunluğu serbestçe ORUÇUNU tutmaya başladı..

Şükür kü bu hadiseden sonraki Tüm Ramazanlarda bir daha ORUÇ yasağı uygulanmadı..

…………….

Meğer, denetleme heyeti başkanı meseleyi yukarı arz edip işi çözmüşler..

Ve displin cezası az gelir  mahkeme ile mahkum etmek gerek diye tavır alanlar dahil  okulda bize karşı bir olumsuzluk da olmadı..

 

 

Necati ÇavdarÇavdar'ın Angarası albümüne 6 yeni fotoğraf ekledi — Yaşar Şahin ile birlikte.

 
İzaha gerek var mı?

https://www.facebook.com/photo/?fbid=10153914846197700&set=a.379256432699
Yusuf Temiz'le
Yusuf,
Lise yıllarında çıkardığığız Duvar Gazetesinin yazar ve çizerlerinden idi.
O zamanda çok güzel çizerdi.
Çizmeye devamediyor...
Zaman zamanda yazmaya...
Şayet Çarşamba günleri Kızılay AVM'ye uğrarsanız..
Yusuf, haliniiz çizmeye hazır... Tabii sıraya girebilirseniz..












 

 //////////////

MÜKELLEFİYETİNİ EN İSBAT ET:

HAK VERİLMEZ SEMN ARA


FAHRİ GÜNHOŞ , ASKERE ÇAĞRILIYOR..

Okulun terzi işini yapan askerler vardı..

Bir tanesi yaşlı mı yaşlı..  Saçları ağarmış..

Bitlis/Besni’den olduğunu, orada terzilik yaptığını , evli ve çocukları bulunduğunu anlatırdı.

Dediler ki   bir gün elinde resmi evrak görevli memur “İlla Fahri Günhoş’u göreceğim  zira , evrak var kendisine vermem gerekir..”

Ne yaptılarsa olmuyor..

Adam Fahri Günhoş diyor, başka bir şey demiyor.

Komutana durumu söylüyorlar.. gelsin hele diye makama alıyor..

Görevli, Fahri Günhoş’a  getirdiği evrağı imza karşılığı teslim ediyor.

Meğer “Tuğ general rütbesindeki  insanı askerlik şubesi  asker kaçağı olarak bulunması için  arama,yazıyor.ilgililerde evrak düzenliyor..

 

AMAN ÖĞRETMEYİN, KAÇARLAR

Okulun kaliteli   hocaları vardı.

Dr. Hüseyin Ağca..

Matematikçi   sonradan  kıızılay da ve ORAN da ki Yüce Fen Okulları sahibi Yücel Kalınyazgan.

Ve onun da hocası olan Amarika da Doç olmuş Samsunlu  matematikçi..

Şimdilerde  Selçuk Üniversitesi poflarından Erkan Türkmen.

Marmara üniversitesi ilahiyat Fak poflarından  edebiyat hocası Farsakzade Yahya mahlaslı Yaşar Fersahoğlu..

ASELSAN kurucu heyetinden vede genel Müdür Yardımcılığı yapan..

Mıknatısı , elektromanyetik dalgayı anlatmasıyla haberi olmadan  benim “taklidi imandan” “tahkiki imana” geçmeme sebeb olan  Ermeni hocamız Aret OKUTAN,

Kıbrıs barış harekatında   gayri Müslim olduğu için “koruma”ile gezen  sonradan sosyetik Müslüman Engin NOYAN

Elektronik hocalarımızdan biri Almanya’ da işçi imiş.

Önceleri anlamıyormuş ..Sonra dil öğrendikçe çalıştığı fabrikada ki Alaman şef, müdür vs yetkililer; bizimkilere hakaret ifade eden kelimeler kullanıyor.

Buna çok içerlemiş. Ve okumuş. üniversiteyi bitirip aynı fabrikada onlara amir olmuş.

Ve askerlik için Türkiye’ye  gelmiş.

Bize elektronik derlerde hoca olarak verdiler.

Çok güzel öğretiyor.

İşin sadece teorisi değil pratiğini de veriyor..

Güçlü donamıma sahip atölyelerimizde elinden geleni yapmakla kalmayıp daha ilerisine gidiyor.

Diyor du ki…

“Alaman  resmi kurumları, dikkate almaz.Kişiye önem verir..

Onun için elektronikle ilgili alaman firmalarından, okul, kurum yada ben istesem ilgilenmezler vermezler.Ama siz ferden isterseniz verirler “        

Diyerek örnek istek mektubu yazarak bizim fert olarak materyal istememizi sağladı.

Mesela  philips fabrikası o gün üretimde olan televizyon şemalarını -bizim ülkede fotokopi bilinmediği bir zamanda şemaların  fotokopilerini-   göndermişti..

Hocamızın bu çabalarını haber alan Muhabere okul Komutanı Tuğ General Fahri Günhoş, hocamız asteğmeni çağırtarak” Bu çocuklara böyle şeyler öğretme.Fazla bilgi  verme ..Yoksa kaçarlar” diyerek  yüzeysel oyalanmamız sağlık vermiş.

Adamcağız gelmiş, “ben neler yaşadım..İnsanımız bilsin, öğrensin diye ben  ne yapıyorum bunlar neler söylüyor” diye adeta ağlıyordu..

…………….

Erkan Türkmen..

Türkistanlı   baba ile Pakistanlı anadan doğma.. İngiltere de okumuş.. Orada yaşıyorken  “ben TÜRKÜM..

Türkiye’ye hizmet vermeliyim “diye  Türkiye vatandaşlığını tercih ettiğinden askere asteğmen olarak alıp bize İngilizce hocası  yaptılar.

Erkan hoca, gramerle kalmıyor. Çok güzel İngilizce bilgisi ve konuşması yanında işin pratiğini veriyor.

Nerelerden buluyorsa yansı makinesiyle ders de filimler izleterek hayatta nasıl konuşulur, nasıl davranılır onları izleterk kulak, göz ve  ruha hitapla öğretiyor..

Mesela bir bakkalda, ticarethanede nasıl alışveriş yapılır..neler konuşulur, onu film olarak izletiyor.

Tuğ.general Fahri Günhoş, Erkan hocamızı da çağırarak fazla bişey öğretmemesi konusunda kulağını çekmiş..

O da olanlara kızarak anlam vermediğini, ülkenin bu şekildeki tavırlarla, insanların öünün kesilmesiyle  ileri gidemeyeceğini söylüyordu.

…………..

Amerika dan gelen  matematikçi doçent de  ha keza.. “Biz yaban elleri , imkanları teperek ülkeye hizmete geldik..Gördüğümüz mualameye bak” diye dert yanardı.

Matematik hocamız..Yzb. Yücel Kalınyazgan,  rütbece asteğmenden üste olmasına rağmen Amerikan dan gelen o doçente , hocam diye koluna girerek çok saygı gösterirdi.

Hoca , bazen matametik dersinde coşar giderdi.. Hiçbir şey anlamazdık.

Sonra da unuttuğu Türkçe aksanı ile “ Ha..siz lise talebesisiniz değil mi. Ben üniversite ütü diye dalıp gitmişim”der Tahtadakileri silip seviyeyi  düşürerek bize  göre ayarlar idi.

 

Tuğ.Genera Fahri Günhoş:“HASAN SEN BU İŞİ İYİ BİLİN.BEN DE KİMİN NE BİLDİĞİNİ BİLİRİM”

Okulu bitirdik,  bir yıllık mesleki kurs anlamında SINIF okuluna geçtik.

Sınıf Okulu, Muhabere Okul Komutanlığının olduğu hizada “PAVYON “ denilen üçer katlı binalardan oluşan bloklardan biri..

Ders verenler muhabere subayları. Atölye de malzeme vs sorumlusu veya hoca yardımcısı ise astsubay.

Çok kere astsubaylar ders veren subaylardan bilgili. Ama yetkileri yok.

Bir gün Muhabere Okul komutanı  Tuğ.General Fahri Günhoş, hocamız ders işlerken geldi.

Hoacadan dersin konusunu sordu..

Bizlere sordu..

Sonra en arkada duran Hasan başçavuşa ;

“Hasan sen anlat”dedi.

Hasan başçavuş, “ben bilmiyorum..”deyip  Hocayı kast ederek “o bilir”dedi.

Fahri Günhoş irar ver emir verircesine “ Hasan, bunu sen  iyi bilirsin” dedi.

Hasan başçavuş ise “adama makam, unvan veriyor, benden onun işini istiyorsunuz “edasıyla  “unutmuşumdur” deyince  Fahri Günhoş,

“Hasan , sen unutmuşsun öyle mi?

Hasan, sen bu işi iyi bilin…Ben de kimin neyi iyi bildiğini bilirim..”diyerek bize de bu konuyu “Hasan   çok iyi bilir.. Çünkü yıllar önce bunun kursunu beraber gördük” diyerek dersi veren hocdan bilgi açısından Hasan Başçavuşun ilerde olduğunu söylemek istedi.

Fakat..

Sistem öyle kurulmuş ki.

Bilgiye değil rütbeye önem veriyor.

Beraber aynı bilgiyi alan biri yükselip general olmuş.Komutanlık yapıyor.Diğeri ise hep yerinde sayarak ,  o konuda az bilenin malzemesine koruyuculuk yaptırılıyor.

 

 

ÜNÜVERSİTE SINAVI..

Arkadaşlardan on kişi yasak olmasına rağmen üniversite sınavına girerek hepsi de bir üniversiteye kayıt yaptıracak kadar yüksek  puan alıyor..

Tabii… Fahri Günhoş, bunu duyuyor..Ve okula damlıyor..

Sınıfları toplayıp, “Ne kadar sevindiğini..Gurur duyduğunu” söyleyerek kolaylık için ünüverisyete gidip gelinmesi için servis ayarlayacağından dem vurarak  sınava girenleri tavlıyor..

Ve yardımcı olmak içende  elerlinden  sınav kazandı belgelerini alıyor..

Sonrada tüm okulun önünde  bunları yırtarak “ağzınıza.. ede…. Var mı asubayın okuması diye bir şey.. Okuyacaktınız  niye buraya geldiniz.. siiz astsubay okuluna zorlamı getirdik.İsteğinizle seçtiniz..Herkes işine”deyip çekip gidiyor..

 

 

MUHABERE OKULUNA CAMİİ YAPILIYOR.

Muhabere okulu içinde  çok küçük bir baraka da Cuma günleri namaz kılınıyor, kıldırılıyor.. Çok kere dışarıda kalınan mescide erler, isteyen öğrenci ve subay, astsubay sivil memurlar geliyor..

Rütbeliler içinde den kıdemlisi bizim edebiyat öğretmenimiz  meşhur Erzincan depreminde sağ kurtulan çocuklardan  Kd.Öğretmen Bnb Hüseyin ağca..

Ağca’yı devlet , MSB adına sivil fakültede okutmuş.Öğretmen subay olmuş…Daha sonra  Diyar-ı Bekir’de- ı 70. Piyade Tug. Gurup Komutanlığı karargahında -  Albay Lütfi Başyiğit ile birlik de  sadece üç rütbeli olarak çalıştığımız  Piyade kd.Başçavuş Mete Evrensel’den  yakın akrabası  olduğunu öğreniyorum.

O sırada hükümet , CHP- MSP koalisyonu ..

Bayındırlık Bakanı  MSP’li Fehim Adak. Adak okulu ziyeret ediyor.. Okul komutanı  fahri Günhoşla dolaşıyorlar.. okulun yolları ve ve bazı alanlarının asvaltlanmasını istiyor..

Mesela 60 evler Nizamiyesine yakın tören alanı ham toprak idi.

Fehim Adak,  tamam diye asvalt sözü veriyor. Fakat, komutana “gezerken gördüm ki burada  Kışla camisi yok.. Siz yer gösterin tüm masraflar bizden camiyi yaptıralım” diye minareli bir camii  cami teklifinde bulunuyor.

Ancak ,Fahri Günhoş; “Biz yerini zaten ayarladık Yakında yaptıracağız “şeklinde konuşarak kibarca  Bakan’ın teklifini ret ediyor.Ama ,  döşenecek asvalt hatırına da cami sözü vermiş oluyor..

Cuma namazını  vazifelendirilen erlerden biri kıldırıyor. Bir Cuma günü er İmamımız, hutbede  cami yaptırılacağı için yardım tolanacağını, hazırlıklı gelmemizi duyuruyor.

Önsaflarda olan edebiyat hocamız Bnb .hüseyin ağca, ayağa kalkarak “ Cami yapılacak Ancak yardıma ihtiyaç yok.Camiyi komutanlık kendi yaptıracak”dedi..

….

Kısa zamanda  ilerde hak-İş Başkanı ve AKPden milletvekili olacak olan ,

Biz orta okulda ilen Alaca ‘nın tek okumuş  muhasebecisi Ali Osman Akdağ’ın yanında çalışırken  memkeketten tanıdığım Salim Uslu’nun askerlik yaptığı ve de eğitim çavuşu olarak  eğitim yaptıkları  alanın kuzey doğusuna gelen ve  yol ile ayrılan sahanın   üstündeki kocaman   çatısı bombeli hangar gibi barakalardan biri camii olarak tanzim edildi

Kıblesi biraz dönük olsa da eskiye göre çok daha büyük ve farah.. Yeni döşenmiş  müşrafatı, minber ve mihrabı alçıdan ama mermer  görüntüsü verimiş bir camii. Fakat tek eksik minare.

Galiba , minareli camii olmasın diye Bakan’ın teklifi ret edilerek dışarıdan camii olduğu bilinmeyen bir  yer ibadete açılmış oldu.

Dolayısıyla MSPli Bakan, Kışlaya cami yapımına vesile oldu..

 

 

İSYAN ve..

30 Ocak 2021 Cumartesi akşamı Elektronik’de sıra arkadaşım Mümtaz Altınay, aradı.

Hoş beş vs’den sonra “ Bu günlerde ne yapıyorsun”diye sordu..

“Bir vesile ile Elktronik deki hatıralarımızdan bazılarını arkadaşlarla paylaşınca ağbi bunları yaz.Unutulmasın ..dedi.Onun üzerine zaten  sivil hayattan da bazı hatıraları zaman  zaman  yazıyor, bazılarını da   yazmayı düşündüğümden Elektronikle alakalı olan bazılarını yazdım.Bu günlerde de “İSYAN”la akalalı olanını devam ettirecektim..İyi aradın..Bazılarını unutmuşum..Bazılarını da eksik yazmış olabilirim.Mesela o günkü üsteğmenin adı Murat idi.Ama soyadını unuttum ”deyince Mümtaz, Muart Özveren’ idi..

O gün Ben B blok giriş nizamiyesinde nöbetçi idim..Olayı çok  yakından gördüm.. Sen yaz, bizde bakar eksikleri gideririz” dedi.

Ve biz gelelim daha evvel başladığımız “İSYAN “hatırasını yazmaya ..

Muhabere Okulu’nun  bizim  bulunduğumuz alana hayli uzakta bir yazlık sineması vardı..

Daha çok er ve erbaşlara gece sinema seyrettirilirdi..

Öğrencilere ise bazen topluca seyre özel izin verilirdi.

Şimdi bilmiyorum ama o yıllarda askeri kurumların normal devlet bütçesinden aktarılan kaynak dışında  kayda girmeyen ve sadece komutanın inisiyatifinde harcanan önemli bir kaynak da Kantin gelirleri ve sinema, moral geceleri  gibi  şeylerdi.

Hizmeti, ihtiyaç maddesi ürünleri  ayağa getirmek gibi görülse de

Asker , yani müşteri hazır..

Mekan, elektrik, işleten personel vs diğer giderler bedava..

Yapılan kar net..

Onun içinde daha çok ahlaka uygun olmayan filmlerin oynatıldığı  sinemeye gitmeyi, götürmeyi

Hayatında “yarinin” bir telini bile görememiş gencecik  masum Anadolu  çocuklarına  her edepsizliğin sergilendiği  “AÇ AÇ”denilen  güya moral geceleri tertiplenerek müşteri çekilip  para toplanırdı..

Der çalışmak vs peşinde olan arkadaşlar haricinde bazı arkadaşlar da bu sinemeye gitmeye hevesli olup, kaçak göçek  erlerimizle sinema izlerlerdi.

Burada yakalanmak, öğrenci için  ayrıca cezaya da tabii idi.

Bir cumartesi günü gecesi idi..

Biizm çoğunluğumuz ya istirahatta yada haftalık ders çalışması yapar iken

Bazı arkadaşlar yazlık sinemada oynatılan filme gidiyor..

O gün nöbetçi amir olan Angara Merkez komutanının oğlu olduğu söylenen

  Üsteğmen Murat Özveren,  sinamada  arkadaşları yakalıyor..

Kendisinden izinsiz gidildi ya, bunu bir kendisine karşı yapılmış  “ONUR”  meselesi  sayarak  arkadaşlara  askerler içinde saldırıyor..

Bazıları da kaçıyor..

Yakalanmıyor..

O hırsla  koğuşlara gelip sen sen diyerek  “aslında sinamaya gitmemiş olanlar dan da seçtiği “ arkadaşları bina dışına çıkarıyor..

Bizlerin kaldığı “B blok “ denilen yerin önünde okul Komutanının girip çıktığı Kuzey nizamiyesinden Mamak  nizamiyesine giden yolun karşısı  asfalt  ve “Tören alanı olarak ayrılan yer”.. Onun hemen altı  bol ağaçlı bahçe.

Götürdüğü ağaçların arasında arkadaşları dövüyor.. Arkadaşlar da  Üsteğmen Murat Özveren’in bu tutuma  “ vereceksen idareye ver.Onlar  gereken cezayı verir.Senin, ceza verme hakkın yok  “diye  karşı çıkıyor..

Bazıları da zaten sinamada değildik, istersen fiancalara so diye şahit göstermek istiyor.Ama nafile..

Üsteğmen Murat Özveren..

Hem kolluk kuveti.

Hem savcı hem de hakim konumunda hissiyle  kendisi  dayak ve küfürle ceza kesmeye  başlıyor.

Buana daynamayan arkadaşlardan bazıları, Nöbetçi Amiri üsteğmen Murat’a  fiilen karşı duruyor.

Bunu üzerine Murat Özveren, tabancasına mermi sürüp ateşliyor..

Ancak tabanca tutukluk yapınca arkadaşlar, üzerine abanıp tabancayı almak isterken hırpalıyorlar.

Bu hengamede ne oluyor diye olay yerine gelenlerin artmasıyla Üsteğmen Murat Özveren kurtuluyor..

O doğruca Muhabere Okul Komutanlığının en yetkili o günkü Amire koşarken bizlerde hepimiz aynı noktada buluşarak kısa bir  “Durum Değerlendirmesi.”  yaptık..

Ve demokratik oylama ile “Bu hadise bazı arkadaşların atılmasına  yol açacak..Buna mahal  veremeden  hep bereber OKULU TERK edelim..Sonra hepimizi  ya geri çağırılar yada toptan atarlar..” diye  benim gibi sinemaya ayak basmammış olanı, sinama da olanlar, Üsteğmen Murat Özveren’in  çağırıp bahçede olaya karışanlar hep bir vucut olarak  mezun olup rütbe takmaya “ 64 gün kala 64 arkadaş “

Evet çok da kararlıyız..

Mezuniyete 64 gün kala 64 arkadaş, okulu terk etme kararı alıyoruz.

  Koğuşlara gidip kısa bir hazırlıkla bavulları alıp  gece yarısı  Muhabere Okulu ; “Mamak  Nizamiyesi” yolunu tutuk..

Nizamiyen kolayca çıktık..Kimse de bişey demedi.

Ancak dışarıda ne dolmuş var.Ne otobüs..

Belki Gülveren de bulunur, bulunmaz ise Ulus, Kızılay yada nere gidilecekse tabana kuvet..

Biz an için Okul ve askeri bölgeden uzaklaşmak gerek

Kışlanın üç dört yüz metre ötesi  yolun solunda Muahabere okul Komutanı Tuğ.Genaral  Fahri Günhoş’un  lojmanı.

Oradakilerde belli etmemek , yakalanmamak gerek..

Sesizliğin hakim olduğu hangi meçhule yol alındığının bilinmediği gece karanlığında  ilerlerken ulus istikametinde 60 evlerden gelen  önümüze Tuğ Fahri Günhoş’un aracı durdu.

O sırada Kavaklıdere de sınamada olan TuğGeneral Fahri Günhoş,  olayı haber alıp acele  gelerek  babacan tavırla “Evlatlarım..!.. nereye  …  “diye    biz durduruyor..

“kılınıza zarar gelmeyecek.. “ gibi güzel sözlerle tavlayıp “nizamiyeye “ den içeri sokunca da çevremiz askerle sararak adeta esir alıyor..

Ve “Sizi mezun etmeden…”diye biiz  yemekhane de “ muhasra altına” aldırdı..

Dışarıda  sialahlı asker.kuş uçurtmuyor.

Ne içeri girebiliyor nede dışarı çıkılablilyor.

Aslında bu işimize de yaradı.

Yarın olacakları biliyoruz..

Sinamaya giden yada  üsteğmenin seçtikleri  bilindiğinden onlar; cezalandırılacak hatta bizden koparılacak..!

O halde  “ya hep beraber Ya hiç”..

Yeni vaziyete göre yeni strateji..

“Sinemaya hepimiz gittik” diyeceğiz..

Ama sinemaya gitmeyen var..Hiç gidip de  görmeyen var .

Çare..

Çare bulundu..

Sinamanın, koltuk düzen. Koltuk sayısı..ne  nerede hepsi bilenler tarafından çizildi..

Her birimize nerede oturduğumuz numaralar belirlendi.

Kim ne sorsa o numaralı koltuk da oturuyordum, diyecek.

Hem kendi yerimizi, hem de özellikle sinamaya gidenler ve Üsteğmen Murat Özveren’e yakalananlar olmak üzere  arkadaşların yerini  ezberledik..

Yanımız da şu vardı diye de şahitlikler..

Ertesi gün.

Ders filan yok..

Hemen idarecilerden “sorgulamak için”   bir komite teşkil edilmiş.

Komite derhal faaliyete başlayarak arkadaşları tek tek  sorguya çekti.

Bereket sorgu yapılan yer, dershane..

Orada da kara tahta var.

Kara tahtaya çizilen krokide herkes ezberlediği yeri göstererek “Ben de vardım” diyor..

Tehditlerle “sen yoktun.. sana bişey olmayacak.. Yaşın yanında kuru da yanmasın .Kim var ise nu söyle, kurtul” diyorlar..

Ancak tüm sorguya çekilenler aynı şeyi söylüyor..

“Üsteğmene kim vurdu..*”

“Ben”..

“Orada kimelr vardı..?

“hepimiz”..

Bir sonuç alamayınca..

Bu defa da tavlayarak” Aslında sen, sinamaya gitmezsin..Sen şöyle iyisin böylesin..Bunu içinizden kendini bilmez birileri yaptı.. Bak kendini ve aileni yakma..Toplum hiç de iyi bakmaz..Sivilde de perişan olursun”vs diye  güya “bizden çok bizi düşünen” bir metotla sorguladılar..

Cevap yine aynı..

Herkes aynı konuşuyor..

Baktılar olmayacak..

Mesut Kepsutlu gibi  bazı arkadaşları  göz dağı için suçlu suçsuz bakmadan “hapsettiler.”

Bizleri de sıkı  takiple derslere devam ettirerek mezun ettiler..

Evet, toptan ayrılmaya ramak kalmıştı ama kimseyi ayırmadan , fire vermeden mezun olduk..

Fakat..

Kıt’alara gidince  on kişiye yakın arkadaş Halil verim gibi isteği dışında  şu veya bu sebeple  çoğumuz kendi  isteğimizle ayrıldık.

Ayrılmak için firar eden Yaşar Şahin’i yıllar sonra yakalayarak vazifeye devam ettirdiler..

Kendi  isteğimle ve kırmadan dökmeden ayrıldığımdan veda gecesi toplandısı yapılan ertesi gün tören mangasıyla yolcu edilen tek Res’en emekli edilen asker olsam gerek..

İbrahim Saraç gibi bazı arkadaşlar da  yıllarca çalıştıktan sonra emekliği beklemeden ayrılıp, sivil hayata karışarak millete hizmete devam etti..

……………….

Biz  FARUK GÜRLER dayatmasına karşı  Fahri Korutürk’ün Cuhurbaşkanlığına getirilmesini de Elektronik’de yaşadık..

O günlerde Elektronik Astsubay Okulu’nda öğrenci iken   şahit olduğumuz olaylara “Siyaset Çayırında Solan Gül; Ali Hersek” kitabında şöyle yer vermişiz.

4-29: FARUK GÜRLEDİ
1971 yılının 12 Mart’tın da milletin iradesiyle oluşturulan hükümeti beğenmeyen kimi çeteler kıpırdadığı için o dönemin altını tutamayan generalleri, aşağıdaki alt kademe darbe yapmasın diye milletin namuslarına emanet ettiği silahı seçilmişlere dayayarak, yürütme “erkini biz tayin edeceğiz”, siz destekleyeceksiniz diyerek mevcut hükümeti yıkmaları yetmiyormuş gibi Cumhurbaşkanı seçimine de müdahaleyi en tabii“hakları” bildiler.
Darbenin başına geçirilerek önce Devlet başkanı sıfatını kullanan sonra Ali Fuat Başgil’in zorla geri çektirilmesiyle Cumhurbaşkanı seçtirilen Cemal Gürsel’in yerine 30 Mart 1966’da Cumhurbaşkanı yapılan o dönemin Genel kurmay başkanı Cevdet Sunay’ın görevi dolmak üzere idi. Başbakan Ferit Melen, AP Genel Başkanı Süleyman Demirel ve CHP Genel Sekreteri Kamil Kırıkoğlu ile görüşerek;Cumhurbaşkanı eski genelkurmay başkanı olan Cevdet Sunay’ın görevinin iki yıl daha uzatılması için değişiklik yapılmasın ister.Ancak olmaz. Azda olsa madem cumhurbaşkanlığı görev süresinin uzaması için anayasa değişikliği yapılacak, seçimi halka bırakalım bu problem bitsin diyenlerde çıkacaktır.Fakat parlamento o gün böyle bir değişikliği yapamaz, yaptırmazlar.Cumhurbaşkanlığı konusunda baskı ve gerilimler artar.
Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesinde, ulus civarına çıkmanın serbest olduğu erlerin ortada görülmemesi, Ali Herseklere elbet bir ip ucu veriyordur.
Ancak biz içerden seyrettik.
O yıllar bizim kışla yıllarımız..
Kışlada lise okuyoruz.
Hocalarımız gündüz üniformalı ancak gece “müteala” nöbetini bitirip evlerine gidiyorlar.
Cumhurbaşkanlığı seçimine çok vakit var.Ama bir hareket bir hareket..Koskoca koğuştu yanan tek lambanın loş ışığından dışarıyı rahat izliyoruz ve birazda 2. katta olmanın verdiği avantajla geceleri yaşanan hareketleri olduğu gibi görme imkanımız oluyor.
Cemseler gidiyor, jeepler geliyor.
Bir gün pijamaları ile hocaların bile toptan mecburi yatakhanelere misafir olduğunu görünce cidden şaşırdık.
Haydi biri ikisi nöbet!...
Ama hayır.
Hepsine eve gidiş, yasak..
Bu durum günlerce sürdü.
Cumhurbaşkanı adaylığını Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler açıklar.Ve bu gaye ile 5 Mart 1973’de Genelkurmay başkanlığından istifa etti.Ferit Melen’in hükümetinde savunma bakanı olan Mehmet İzmir aynı gün Gürlere yer açmak üzere kontenjan senatörlüğünden çekildi.
12 Mart Muhtırası veren ekibin içindeki General Faruk Gürler, cumhurbaşkanlığına yolu açılmak üzere mevcut Cumhurbaşkanını Cevdet Sunay’ın kontenjanından, kontenjan senatörü yapıldı.7 Mart 1973’de Senato’da yemin metnini okuyarak, parlamento üyesi sıfatını kazandı.
O zaman adet öyle idi.
Millete gitmeyen, hesap vermeyen, burnundan kıl aldırmayan arpalık sahipleri vardı.
Bir ihtilal aparak milli iradeyi katleden çeteciler vardı, tabii senatör olarak.
Birde bunlara ilaveten asker ve sivil sözde derin devleti temsilen Cumhurbaşkanın atadığı kontenjan senatörleri..
En büyük partilerin liderleri Demirel ve Ecevit renk vermedi. CHP, cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmama kararı alması, 1960 da başlayan “Asker cumhurbaşkanı” geleneğini kırmak için CHP’nin özellikle Ecevit’in tavrı ve ilk defa CHP ile ordunun karşı karşıya geldiği şeklinde değerlendirildi.
Bir taraftan Faruk Gürler, “cumhurbaşkanı oldum” edasıyla dolaşa dursun ..
Askeri kışlaların “Her türlü emre hazır” tutulduğu bir dönemde, Demirel’in “Cumhurbaşkanlığına tayin değil, seçim yapılacaktır”diyerek demokratik bir tavır sergilediğine şahit olduk.
AP, Senato Başkanı eski hava kuvvetleri komutanı- bu gün meclisde halkla ilişkiler kütüphanesinde çalışan gerçekten beyefendi, işine aşık “Bintuğ” beyin babası - Tekin Arıburun’u..
Demokratik Parti, kendi genel başkanı efsane meclis eski başkanı Ferruh Bozbeyli’yi aday göstermişti.CHP, 2007’de olduğu gibi aday göstermedi ve meclise girmedi.
Demirel,Ecevit ve Turhan Fevzioğlu aralarında anlaşarak, her türlü dayatmayı ellerinin tersi ile itmek suretiyle Gürler gibi yeni kontenjan senatörü yapılmış bahriye amirali Fahri Sabit Korutürk’ü 6 NİSAN 1973’de Cumhurbaşkanı seçiverdiler.
Askerse asker.
Ama diplomatlık yaptığı için biraz sivilleşmiş birini ehveni şer olarak Çankaya’ya oturturlar.
Millette oh dedi.
Bizim anlı şanlı hocalarımız karıları ve çocuklarına kavuşur oldular.
Ve Ecevit, darbelere, dayatmalara dayanacak, milletin haklarını savunacak yeni tip olarak “Karaoğlan “ sanıyla belleklere kazındı.
Eski general, çiçeği burnunda yeni senatör Faruk Gürler o dert ile Gür-ledi, gitti..
Burnundan kıl aldırmayan kendini devletin asli sahibi sayarak millete uzaklaşmış olan CHP anlayışının aksine kafasına geçirdiği kasketi ile köylülere yaklaşıyor, mavi gömleği ile şehirlilere yakışıyordu.Yani CHP’nin sadece bürokrasiye ve elitlere dayalı iktidar arayışından Ecevit’in artık herkesin siyasal ortaklığına dayalı “birlikte yönetim, birlikte üretim ve birlikte paylaşım” anlayışına geçildiği hissediyordu.
En azından kimilerine öyle geliyordu.
Yani “Devletçi ve seçkinci CHP’nin” milleti terbiye etmek ve şekle sokmak anlayışından “Halkçı Ecevit’” sloganıyla köylü-şehirli bir bütün halkın temsilciğine soyunuluyor, milletle yakın durmak yolunda adım atılıyordu.
https://siyasetcayirindasolangulalihersek.blogspot.com/

…………

Süleyman Demirel'in Dillere Dolanan Meşhur Sözü ''Dün Dündür Bugün Bugündür''ün Hikayesi

https://necaticavdar.blogspot.com/2019/01/suleyman-demirelin-dillere-dolanan.html

…………………

 

EVRENSEL TİRİKO

Elbiseler Cebeci Dikimevinden ..

Oraya Evrensel Başçavuş götürdüğü için “Evrensel Trikodan giyiniyoruz” diyoruz..

CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ ve FARUK GÜRLER’İN GÜRLEMESİ

 

…………….

KIBRIS HARAKATI ve KAMP

………………

                                                                           

ARET OKUTAN ve HİKMET KARAPINAR

Hikemet Karapınar, zekimi zeki.

Hep şen şakrak..

Elektronik Astsubay okulu sınavını kazanarak gelen tek İmam-Hatipli.

O yüzden okuldaki lakabı “Hoca”..

Hocalarımızdan biri Ermeni vatandaşlarımızdan Asteğmen Aret Okutan..

Dersin birinde  nedense sınıfa” sen ne olmak isterdin…” diye soruyor.

Herkes bişey söylüyor..

Hikmet Karapınar’a sıra gelince “Çoban” diye  cevaplıyor..

Aret Okutan ısrarla  hep aynı soruyu soruyor.Hikmet Karapınar da  her defasında “çoban olmak isterdim” diyor.

Hikmet Karapınarı’ın güya saçma bulduğu cevabına karşı bu defa

Aret Okutan, “o aman niye okuyorsun Bunca masrafa, emeğe ne gerek var” açıklamalarla sorusunu devam ettirince.

Hikmet Karapınar; 

“bu memleketin çobanınında eğtime, okumaya ihtiyacı var.Okuyup, bilen çoban  çok daha ülkeye verimli olur..memkelete katkı sunar” diye açıklayınca  Aret Okutan, cevap vermeden  derse dönerek  o günkü konuyu işemeye başladı.

…………

Bir gün Aret Okutan’ın dersinden  sınav olacağız.

Sınava çalışmak için sabaha kadar, dershanede kalarak uyumadım..

Ve gün içinde yazılı olduk..

Fakat uykusuzluktan sarhoş gibiyim.. Yazılı da bildiğim soruları bile cevaplayamadım..

Saçma sapan bir şey oldu..

…….

Birkaç gün sonra Aret Okutan, dersde  yazılı sonuçlarını okudu..

Zayıf almışım..

Aret Okutan’ın  benden  hiç beklemediği sonuç…

Zira özellikle  Aret hocanın dersinden  hep iyi alıyorum.. Onun için sonuç sürpriz..

Bir süre ders işledikten sonra , beni kaldırıp yazılıda zayıf almamın sebebini sordu, ne diyebilirdim ki..

Kızarıp yerime  oturdum.

Arkadaşlar; “Sabaha kadar ders çalıştığımı dolayısıyla uykusuz kaldığımdan yazılıda başarısız olduğumu “ söylediler..

Aret Hoca, hemen  not defterini çıkararak “bence de öyledir..Yoksa bunları yapamayacak öğrenci değil Kanaat notu kullanıyorum” diye  en yüksek notu verdi.

Sınıf da üç sıra halinde doturuyoruz..

Ben orta sıranın   önlerdeyim..

Hemen son yanda pencere kenarındaki sırada oturan Hikmet Karapınar,  hareketlendi

“seninle ilgiis yok.Takma gibi işaret ederek” ayağa kalktı ve  Aret  Okutan2a bende yüksek kanaat notu isterim. O’na verdin bana da vermelisin”dedi.

Aret Okutan, “ Benim kanaatim, bu.Kime istersem kullanırım vs “dediyse de “ Ya ona vermemeliydin ya da  illa bana da iyi not verceksin” direten Hikmet Karapınar’a diye dinletemedi.

Ve sen zayıf aldın vs deyince

Hikmet Karapınar, “şayet konuyu anlatsaydın Yazardım..Yazsaydım mutlaka soruya cevap verirdim..” diyerek “Anlatmadığınız  soruyu sormuşsun yüzden cevaplayamadım”diye  neden  “ kendisinin de iyi kanat notu istediğini” savundu.

Aret Okutanise “gerçekten defterde  yazdıklarını  aynen söyleyebilir misin?”diye sordu..

Himet Karapınar, “Evet.. İşte defter..ne anlatmışsanız yazdım..Ve ne sorarsanız da ben anlatırım”dedi.

Aret Okutan,  Himet Karapınar’ı ne de olsa iddiasını ispatlayamaz diye tahtaya kaldırdı..

Bir yandan da Hikmetin desrle ilgili defterini kontrol ederek soruları soruyor..

Hikmet ,takır takır cevaplıyor..

Ve sayfada ne yazılmışsa onu adeta okuyor  sayfa bitince de “sayfayı çevirin diyor..

Aret Okutan, buna rağmen  Hikmet Karapınar’ın istediği kanat notunu kullanmayıp zil çalınca  çekip  gitti..

Hakikaten çok zeki olan, dinlediği dersle yetinerek  çok çalışmadığı halde iyi not alan Hikmet bu ezber olayını şöyle açıklıyordu:

 “Biz imam-hatip deyken  surelerin, duaların ezberine  çok önem verdiler.. O yüzden ezberimiz gelişti. Hocalar anlatırken yazıyorum.Yazarken de ezber ediyorum..O yüzden ayrıca çalışmaya gerek de duymuyorum.O bana yetiyor..

“ET TEKRARU AHSEN VELEV KANE 180”

 “TEKRAR YÜZSESEN KREDE OLSA FAYDALIDIR”

Sınıf okulundayız.

Atölye hocası;
 radyonun alıcı, osilatör, geliştirme ,ses yükseltme ve çıkış bölümleri gibi anlatarak bir de uygulama için sınıfı üçerli guruba ayırarak  devre kurarak radyo yapma vazifesi verdi.

Her gurubun yaptığı radyonun çalışması halinde üç kişiye de  iyi not vercek.

Çalışmaz ise üç kişide zayıf alacak..

Radyoyu çalıştırmak için günlerce çaba sarf ediyoruz..

Ya bir direnç eksik kalıyor..Ya kondansatörün ayağı tam lehimlenip boşta kaldığından iş görmüyor.  Ya da çevrede var olan  radyo vericiisnin aydığı elektro manyetik  dalgayı almak için mıknatıs – kömür- üzerine sarılan bobinler, dalgayı almaya  uygun olmuyor.

Hakikat zor bi iş.

Yapılır ise hiç yoktan kendi radyomuzu yapmış olacak, teoride bildiklerimiz pratiğe geçecek.

Hepimiz ortakca yapmaya çalışıyoruz.

Çalıştıkları tezgahta  gurubunda  gayret eden Halit Baydar’ın önüne Hikmet  Karapınar,     ““ET TEKRARU AHSEN VELEV KANE 180” diye  bir yazı asmış..

Kendi keyf ediyor..

Yazıyı o güne kadar hiç duymadığımız bir şey..

Hikmete soruyoruz bu ne?

Diyor ki, sürekli yapıp çalışmayınca bozarak tekrar başlayan Halit Baydar’ın   morali bozulmasın  ve motive olsun diye yazdım..

“Tekrar yüz seksen kere de olsa faydalıdır..”

 

…………….

Okulumuz da sonradan ANAP’da  Bakan olan  ve 2019 senesi yazında  (17 Temmuz 2019)  cenazesini Ahmet Hamdi Akseki camiinden yolcu ettiğimiz Yücel Seçkiner, spor hocamız..

Benim spar, müzik gibi becerilerim hep zayıf olmuştur.

Yücel hoca, sen bu notu hak etmedin ama Ağca’ya dua et diye iyi not verirdi.

Demek, öğretmenler kurulunda durumumuz görüşülürken notlarımın iyi olması etkileyip  not ortalamasını düşürmemek için  zayıfı hak etiğim halde iyi  not veriyormuş.

Bnb.Yücel Seçkiner, “KKK bünyesinde spor müsabakaları var.Buna hazırlanmamız gerek diyerek arkadaşları gruplara ayırdı..

Kimi atletizm.

Kimi koşu..

Kimi güreş..

Beni de bıçak atma (hedefe bıçak saplama” gibi basit bir şeye ayırdı..

Başarılı olanlarımız KKK ‘nin çeşitli okullarından gelenlerle yarışacak..

Başarılı olanlar hem kendilerine hem de okula madalya kazandıracaklar..

Eskişehirli Halit, içimizde en ir ve babayiğitlerden.

Onu  güreşe ayırdı.

Ama Halit, hiç güreş bilmiyor.

Yücel Seçkiner, “Olsun…. Kilosunda güreşen çıkarsa yenilir gelir …Çıkmaz ise madalya alır “dedi

Ve gerçektende  Halit Baydar, yarışmalara katılarak okullararası güreş şampiyonasında ikincilik madalyasıyla döndü..

Zira tüm elemelerde aynı kiloda rakip çıkmayıp, finale kadar gitmiş.

…….

 

 

 

 

 

 

 

ALİ Yılmaz  ve YAZILI ÖNCESİ KOPYA  OPARASYONU

 

 ////////

Erol Ağagil

 

Elektronikte binbaşı rütbesiyle, edebiyat öğretmeni.. Daha KKK dergisi editörlüğü yaptı ve sonra 80  darbesi sonrasında Halkçı partiden Milletvekili  edildi.

 

Bizim öğretmen  Hüseyin Ağca..

Ağca  edebiyat gureubu başkanı olduğundan

Çıkardığımız  “Elektroniğin sesi” gazetesinin sorumluluğu Ağagil’de..

 

O yıllarda tüm askeri okularda “oruç yasak”

Gündüz  verilen hakkımız olan Ekmeği akşam yada gündüz çalıp saklıyoruz. Gece   bodrumdaki kalarifer dairesinde gizlice yiyerek oruç tutuyoruz.

…..

Denetleme heyeti gelecek..

Pazargünü hazırlayıp pazartesine  astığımız gazetete

 Askerin neden imanlı olması gerektğini belirten bir yazı yazdım

Aslında yazıların tümü  “solcu” olarak bilinen Erol  Ağagil’in  onayından geçiyor..

Hafta içi verdiğim yazıları Cuma günü akşamı onaylanmış olarak alıyorum

Yani rütbeli olarak sorumluluk onun

Yine öyle yaptım

..

Denetleme heyeti geliyor..

Okul komutanı Hilmi albay,  heyetei öğrencilerin mühim faaliyeti olarak duvar gazetesine götürüyor.

Denetleme heyeti başkanı tuğ (ya da Tüm) general, yazımı baştan sona okuyor.
Ona eşlik eden okul komutanı Hilmi albay ve arkadaşları kıpkırmızı kesiliyorlar

Ve Komutan Erol ağagile basıyor fırçayı..

Oda beni çağırıp, “Burası mızraklı ilmihal mi?

Askeri mahkemeye vereceğim.vs.

Mızraklı ilmihal..Askeri mahkeme ne?

Bilmiyorum

 

O burası diyanet dergisi değil filan diyor..

Bende yaptığımı doğru bularak sizde onay verdiniz diyorum

Vereceksen ver..Bu gün yine yazarım diye dikleniyorum.

Adam küplere biniyor..

Varsın olsun

Okulda olay oluyor..

Herkes benim başıma bi iş geleceğini beklerken, bir hafta sonra gelen emirle tüm askeri okullarda “oruç yasağının kaldırıldığı”, tutanlar için  düzenleme yapılması gerektiği emrediliyor..

Meğer denetleme heyeti yukarıya  konuyu rapor etmiş.açilen mesele halledilmiş..

Biz askeri mahkemeden  vs kurtulduğumuz gibi, az sayıda  gizlice oruç tutanlara neredeyse okulun tamamı katılır oldu..

 /////////


///////////














































































































































Karamürsel kampı
























////////////////

Spor hocamız Yücel Seçkiner bey vefat etmiş.. 24 haziran 2019

Spor hocamız Yücel Seçkiner bey vefat etmiş..
Allah,cümle müminlere rahmet eyleye
..........

24 Haziran 2019 Pazartesi

https://cavdarahimesudda.blogspot.com/2019/06/spor-hocamz-yucel-seckiner-bey-vefat.html

 

 

83 yaşında vefat eden Seçkiner için 26 Haziran Çarşamba günü saat 11.00'de Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) tören düzenlenecek.

Öğle vakti Ahmet Hamdi Akseki Cami'sinde askeri törenin ardından cenaze namazı kılınacak Seçkiner, Karşıyaka'daki şehitlikte toprağa verilecek.
:::::::::::::::::::::::::::::::
Okulda iki dersim hiç iyi değildi.
Müzik ve spor...
orta okul da müzik dersi hocamız AYDIN CAN; müzikteki vaziyetimi
" Ebemin sesi bile senin sesinden iyi " diye özetlerdi.
...
Lise döneminde spor hocamız olan Yücel Seçkiner de her defasında sınıf ortalamamın düşürmeyecek bir not verirdi..
Ancak " Bu not senin değil..Bunu biliyorsun.. Sırf Ağca'dan - Edebiyat hocamız Dr. Hüseyin Ağca- korktuğumdan veriyorum.." der idi..
Hakikaten de gerçekten spor yeteneğine göre hak ettiğim notu verse kesin zayıf olmalı idi. O da diğer derslerden iyi olan vaziyeti aşağı çekecek..
Nasıl olsa yazılısı vs yok.
Kanaat notu veriliyor.
Hoca da kaanatını bol kepçe kullanır idi.
Halbu ki diğer dersleri zaten zayıf olanlara HAK ne ise onu vermekten de çekinmezdi..
...
Sonra yolar ayrıldı..
Millete dayatılan deli gömleklerine, darbelere özellikle NATO ve ABD kafasındakilere karşı oldum.. Külfete talip olduk..
Yücel beyde onun nimetlerinden istifade tarafını seçti..


/////////////

"Elektroniğin sesi" ve Yusuf Temiz'le













https://scontent-mxp1-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-9/12552911_10153914846197700_8084164344689310652_n.jpg?_nc_cat=103&_nc_ht=scontent-mxp1-1.xx&oh=394fa6fcdfc76a7e950d88f08ffdf7cd&oe=5CC7E5AE

"Elektroniğin sesi" ve Yusuf Temiz'le

Necati Çavdar

21 Ocak 2016 · 

Zaman tünelinde izin verildi

Yusuf Temiz'le
Yusuf,
Lise yıllarında çıkardığımız Duvar Gazetesinin yazar ve çizerlerinden idi.
O zamanda çok güzel çizerdi.
Çizmeye devamediyor...
Zaman zamanda yazmaya...
Şayet Çarşamba günleri Kızılay AVM'ye uğrarsanız..
Yusuf, halinizi  çizmeye hazır... Tabii sıraya girebilirseniz..





Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Necati Çavdar dahil, oturan insanlar ve gece







Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, gülümseyen insanlar



3 yıl önce

https://scontent-mxp1-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-1/c65.142.280.280a/s50x50/17795691_10155242441987700_8201050053059419453_n.jpg?_nc_cat=105&_nc_ht=scontent-mxp1-1.xx&oh=cf2ff7c405b8cf43d1113f48a53f3a89&oe=5CBF9BC6

 

 

Necati ÇavdarÇavdar'ın Angarası albümüne 6 yeni fotoğraf ekledi — Yaşar Şahin ile birlikte.

21 Ocak 2016, 07:57 · 

İzaha gerek var mı?

Çavdar'ın Angarası

6 Fotoğraf

 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Necati Çavdar dahil, şapka

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, gülümseyen insanlar

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Necati Çavdar dahil, oturan insanlar ve gece

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Necati Çavdar dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, gülümseyen insanlar

 

Fotoğraflar / Videolar Ekle

Yüklenecek dosyayı seç

 

Top of Form

35 Yorum

 

3 Paylaşım

Bottom of Form

Gönderen Necati Çavdar zaman: Pazartesi, Ocak 21, 2019 https://resources.blogblog.com/img/icon18_email.gif https://resources.blogblog.com/img/icon18_edit_allbkg.gif 

 ///////////////////

Dr. Zeki Uğurata Kocabıyıkoğlu :

1946 Doğumlu,  Ankara Atatürk Lisesi mezunu, devlet sınavı sonucu kazanılan devlet bursu ile İngiltere Sheffield Üniversitesi - Elektronik Mühendisliği bölümünü bitirdi. Yüksek lisansına ayni Üniversitede devam ederek 1971’de Elektronik Mühendisliği konusunda Doktorasını tamamladı.

 1971 yılından itibaren 5 yıl kendisine yurt dışı eğitimi için burs sağlayan Karabük  Demir – Çelik İşletmelerinde çalıştı, 1978 yılında ASELSAN’da AR-GE bölümünde işe başladı. Sırasıyla Elektronik Montaj Müdürlüğü, Elektronik Üretim Müdürlüğü, Elektronik Üretim Direktörlüğü, Haberleşme Cihazları Grup Başkanı ve Genel Müdür Yardımcısı görevlerinde bulundu.

///////////

 

Bu gün  Simalar cönkü (face)  iki hadiseyi hatırlattı..

Tam onu okurken

Bu defa TRT  4k da

Alnı turnalar ve Yumurtalık karşıma çıktı..

Tesadüf mü dersiniz selamlarımala

…………

 

 

3 yıl önce

 

 

Necati Çavdar

27 Haziran 2017, 16:39 · 

Alim,
Anadolum.....!!!!
Paris' den bayram mesaji..
İş te
Millet, anla mi bu olsa gerek...
"hersabah hasandagi gibi başım hep dumanlı olur.karamanli besici babanın oğlunun şehadet haberini aldığında söylediği söz beni aldı,aldı götürdü.ben bu habere gülerim,oynarım.benim için en büyük olay ve onur der.simdi su babaya,istanbula koşan kemal abi.obur tarafda yiyiciler ve bir tarafta metropol bülbülleri.gelin de bu çoklu denklemi çözün.ben bu topraklar için düşeni yere değil,arsın yedinci katına gomerim.cennet yolun açık olsun aziz sehidim vene mutlu o ana ve babaya.sukranlarim sizlere."
Ali Koc
Hur general
Felt Maraşal

Top of Form

10Yasin Karakaya, Kadir Yılmaz ve 8 diğer kişi

1 Yorum

Yorumlar

·         Ali Koç hocam,tevazu göstermişsin.bilmiyorum,vatanın kokusu böyle geliyor burnuma.sadece hissim değil,tadı böyle istiyorum belkide.boyle olsun özlemi de olabilir .

/////////////////////////////////////////////

 

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10153467522492700&set=pcb.10153467530312700&type=3&theater

5 yıl önce

 

 

Necati ÇavdarKadir Yılmaz ve 7 diğer kişi ile birlikte.

27 Haziran 2015, 15:52 · 

Değerli "Kardeşimiz";
Ali Yılmaz'ın ," bu gün baki aleme göçtüğünü
Cenazenin öğle namazını müteakip Polatlı- Beşköprü Köyünde toprağa verildiğini " öğrendik.
Rabbim, cümle iman sahipleri ile birlikte Ali kardeşimize gani gani Rahmet eylesin.
Mekanı, makamı Cennet olsun...
Ailenin, arkadaş ve dostlarının başı sağ olsun.

 

 

 

Top of Form

24Recep Çavdar, Bkc Mtn ve 22 diğer kişi

10 Yorum1 Paylaşım

Yorumlar

·         Mehmet Zeki Çelik Allah Rahmeti ile Muamele etsin

·         Mehmet Said Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun

·         Kadir Yılmaz Allah Rahmet Eylesin. Mekani Cennet Olsun. Geride kalanlara sabirlar dilerim.

 

·          Amin..Aminnn. Allah , razı olsun

o     · 5y

·         TC Mustafa Zor Allah rahmet eylesin , mekani cennet olsun insaallah.

·         TC Mustafa Anbar Allah rahmet eylesin mekânı cennet olsun inşaallah.Kederli ailesine baş sağlığı dilerim.

·         Tahsin Selçuk Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun..

·         Osman Sakıcı Allah rahmet eylesin .Mekanı cennet olsun

·         Süleyman Bülbül Mekanı cennet olsun

·         Rahmi Ayhan ALLLAH RAHMETVEYLESİN MEKANI CENNET OLSUN

Bottom of Form

 ///////////////

At ahırlarından bir hatıra..

Ulucanlar cezaevi /Ankara 

 

 

3 yıl önce

https://scontent-mxp1-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-1/c65.142.280.280a/s50x50/17795691_10155242441987700_8201050053059419453_n.jpg?_nc_cat=105&_nc_ht=scontent-mxp1-1.xx&oh=7b897ca8e2306dcebd4ab7b4cb0037b4&oe=5CE728C6

 

Necati ÇavdarAt Ahırlarında Bir Umut! albümüne yeni bir fotoğraf ekledi.

27 Şubat 2016, 01:59 · 

Görüntünün olası içeriği: yazı

 

Top of Form

1 Paylaşım

10Mustafa Çevik, Sami Gören ve 8 diğer kişi

Bottom of Form

Paylaş

3 yıl önce

https://scontent-mxp1-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-1/c65.142.280.280a/s50x50/17795691_10155242441987700_8201050053059419453_n.jpg?_nc_cat=105&_nc_ht=scontent-mxp1-1.xx&oh=7b897ca8e2306dcebd4ab7b4cb0037b4&oe=5CE728C6

 

Necati Çavdar bir fotoğraf paylaştı.

27 Şubat 2016, 01:58 · 

Sait Özdemir, vefat etti.
.
Kendisini öğrencilik yıllarımızda Hacıbayram camii yanındaki kitapçılar çarşısında sahibi olduğu İhlas Kitapevi'nden tanırız..
Rahmetli Vahit Pak , kardeşimiz orada çalışırdı..Yakından tanıma imkanımız oldu.
1980 den sonra da Özelif'de görmüşlüğümüz var.
Fakat, geçenlerde Ulucanlar cezaevi müzesini ziyarette resmi dikkatimi çekti. Fotoğraflamıştım.
Meğer oda Ulucanlara uğrayanlardanmış.

Allah , rahmet eyleye.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 

//////////

 

 

 

 



///////////

GELİR şiiri ve

https://scontent-frx5-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-1/p50x50/36456994_622858511410152_1897062075113406464_n.jpg?_nc_cat=105&_nc_ht=scontent-frx5-1.xx&oh=d84ad4d2b53d0e2e52800228e75bd026&oe=5C94392F

 

 

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=749133092116026&set=a.113809918981683&type=3&comment_id=749255892103746&notif_id=1546189247931043&notif_t=feedback_reaction_generic&ref=notif

 

 

 

Ahmet Gürtekin

30 Aralık 2018, 15:30 · 



Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, şapka

 

Top of Form

1212

1 Yorum8 Paylaşım

BeğenDaha fazla ifade göster

Yorum YapPaylaş

Yorumlar

·                     Necati Çavdar

Necati Çavdar Ahmet bey,
Oruç yasak idi...
Biz gündüz çıkan ekmeğimizi " çalar" bir yer de saklar.. Gece, binanın kalorifer dairesi ya da mahsenlerde sahur yapardık..
...
Namaz gizli gizli..
.....
Dini Bayram'larda bile LİKÖR içer , içtirirlerdi...
Bİr defasında Albay, bak hepimiz içiyoruz...
Bİşey olmaz..vs..
Allah için iç demez mi..
" Allah'ın yasak ettiği şeyi Allah için iç" diyorsun..
Deyince "Bak biz içiyoruz.. Bişey olmaz.. Huzursuzluk çıkarmamak gerek.."vs diye savundu..
Adam emekli olunca milliyetçi muhazakar kesildi...
Hanımı başını kapattı... Kİmbilir belki de NAMAZa başlamıştır...
.......

GELİR
Sabır et, sert geçen kış uzun sürmez
Buz dağlarını yok eden yaz gelir
Gülüm, hiçbir zulüm ebedi gitmez
Aydınlıklar uç verince, tez gelir

İman ehli gönlü paslı tutamaz
Kalbini temizleyecek nur gelir
Sonsuza dek sürmez umut kesilmez
Derman dize, görmez göze; fer gelir

Edepsizlik; her gün seyir edilmez
Biter; hayasızlık, yüze; ar gelir
Her güvendiğine sırlar verilmez
Sırttan hançerlemeyecek; er gelir

Hep anlaşmalar sanma ki bozulmaz
Hesap tutmaz; başlarına dar gelir
Hiçbir müttefiklik ebedi olmaz
Yeter, kaybedilen artık kar gelir

Her yatan hastadan; ümit kesilmez
İlaç almakta; hareket gelir, can gelir
Her devirde liderler; cüce olmaz
Milletin dilini bilen, kalbini gören ser gelir

Hesap alt üst olur dünya dar gelir
Milletin başına; yiğit, ser gelir
Dostum sabır et, aşılmaz dağ olmaz
Çekilenler ne ki, bunlar hiç gelir

İmanla çarpan yürek mahzun olmaz
Çarpınca gönüllere Hak'kın ışığı
Cümle alem bir olsa da vız gelir

l6.07.l997
02.00 / Ankara
https://sairinyeri.blogspot.com/2006/09/gelir.html

 

Bunu düzenle veya sil

SAİRİNYERİ.BLOGSPOT.COM

GELİR

 

/////////////

KIBRIS da ŞARKILARLA PSİKOLOJİK HARP
Ve
KURTULUŞ..

 

İngiliz’in KIBRIS da bulunan iki üssünden rahatsızlık duymayan Rumlar; güya ortak DEVLET'e hakim olmak ve ada da Müslüman TÜRKü bitirmek üzere Yunanistanla müşterek ARKRATİS planı uygulayarak vahşi soykırım işlediler.
Orta okulda iken KIBRIS Türklerinin sesi BAYRAK radyosundan ramazan Durmuş ile Hem ders çalışıyor hem de rahmetli Arif Durmuş ağbinin radyodan başta
"Uykuda mısın sevgili yarim uyan uyan
Aç pencereni göreyim yüzünü uyan uyan

Aman yar canım yar
Sabah olmadan aman uyan yar" diye acı acı türküler dinlerken
RUmlar da Hem Türkiye hem de Kıbrıs türkü ile Türkçe çaldıkları "bekledim de gelmedin" şarkısıyla güya dalga geçerek psikolojik harp yapıyordu..

Ve günü gelince de radyolarda "bu kadar yürekten çağırma beni Bir Gece Ansızın Gelebilirim " diyerek seslenerek MEHMETÇİK , Rumların en güvendiği alana çıkarma yapıyor, geçilemez denilen BEŞPARMAK dağlarını aşıyor idi.
O sıralar da bu garip ve arkadaşları ANGARA TREN GARINda , trene binerken halk, nede küçükler diyerek KIBRIS'a yollandığımızı sanıp hayır dua ve gözyaşları ile uğurluyorlardı.
Yüreğimizde Kıbrıs ve orada vatan için çarpışanlar olduğu halde KARARTMA yapılarak
Karamürsel deki kampa ulaşmamız için trenimiz batıya doğru yol alıyordu..
Rabbim tüm ŞEHADETE erenlerle birlikte Kıbrıs ŞEHİTlerimizin derecesini yüce eylesin..
Ve de tüm gazilerimize sağlık huzur içinde afiyetler versin...
.....
KAZIM SANRI nın derledği ve BAYRAK radyosundan dinleyerek fafızamıza nakşedilen ÇUKUROVA türküsünün sözleri şöyle:

Uykuda Mısın Sevgili Yarim
Uykuda mısın sevgili yarim uyan uyan
Aç pencereni göreyim yüzünü uyan uyan

Aman yar canım yar
Sabah olmadan aman uyan yar
Aman aman yar yar
Canım gülüm yar yar
Sabah olmadan aman uyan yar

Horozlar ötmeden gün ışımadan
Eller duymadan usul usul bana gel bana gel

Aman yar canım yar
Sabah olmadan aman uyan yar
Aman aman yar yar
Canım gülüm yar yar
Sabah olmadan aman uyan yar
..../////////////////////////////............

RUmların psikolojik harp için Çaldıkları
Yesari Asım ARSOY'a ait
BEKLEDİM DE GELMEDİN
ŞARKISININ SÖZLERİ

Bekledim de gelmedin
Sevdiğimi bilmedin
Bekledim de gelmedin
Sevdiğimi bilmedin
Göz yasimi silmedin
Hiç mi beni sevmedin

Soyle boyle hiç mi beni sevmedin
Soyle boyle hiç mi beni sevmedin
Bir öpücük ver bana
Yalvariyorum sana
Bir öpücük ver bana
Yalvariyorum sana
Beni kucaklasana kollarini açsana
Söyle böyle hiç mi beni sevmedin
Söyle böyle hiç mi beni sevmedin
İstanbul konağında
Beni var yanağında
İstanbul konağında
Beni var yanağında
Bir öpücük ver bana
Yalvarıyorum sana
Söyle böyle hiç mi beni sevmedin
Söyle böyle hiç mi beni sevmedin

Ve ÜMİT COŞKUN'a ait
BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM

Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim
Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim
Bir gece ansızın gelebilirim
Bir gece ansızın gelebilirim
Belki de hayata yeni başlarım
İçimde küllenen kor alevlenir
Bakarsın hiç gitmem, kölen olurum
Belki de seversin beni kim bilir
Bakarsın hiç gitmem, kölen olurum
Belki de seversin beni kim bilir
Bir gece ansızın gelebilirim
Bir gece ansızın gelebilirim
Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında
Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz
Kalbim duruverir dudaklarında
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz…

..........///////////////////////
....
Not:
Kıbrıs harakatımızın yıl dönümünde
Türkçe yayınlatılan AVRUPA gazetesi

Görüntünün olası içeriği: şunu diyen bir yazı '20 TEMMUZ 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI KUTLU OLSUN'

 

 

/////////////////
Necati ÇavdarArz dan bir Er sefer eyledi:Muhammed Ali albümüne 26 yeni fotoğraf ekledi.

8 Haziran 2016, 01:44 · 

https://www.facebook.com/necati.cavdar/media_set?set=a.10154279771577700&type=3

Arz dan bir Er sefer eyledi.
Zalimlere zulmünü,
Mazlumlara Hak'kını haykıran
Tüm zamanların en iyi boksörü olarak kabul edilen Muhammed Ali'ye rahmetler diliyoruz.
mekanın - makamın Cennet olsun.
Rabim; cümle geçmişlerimize Rahmet eyleye
/////////////////////

Derler ki bu gün M. Ali, göçtü
O yaşarken aşkın şerbetini içti
İçti de Hak Yolu’nu seçti
Müminlerin sevdiği gençti
Ruhu, ebedi huzura uçtu
Zulme karşı duran Hüseyin’di
Ali, Hüseyin gibi yaşayıp, göçtü
Alsancak/Ahimesud
Necati Çavdar
http://www.antoloji.com/muhammed-ali-5-siiri/

///////////////////////
Bize tv izlemek yasak idi. Gece pencereden girer, kaçak olarak sabaha karşı tv de izlerdik
Benim , lise yıllarında yayınladığımız ilk gazetede diğer konular yanında boksla ilgili spor yazıları yazmama vesile oldu.

///////

NECATİ  ÇAVDAR

MİLLİ VİCDANIN SESİ

Bu milleti millet  yapan değerlere bağlı, onun yılmaz savunucusu,   alperenlerin son halkalarından Ahmet  Kabaklı’da  Hakkın  sonsuz rahmetine  kavuştu. Tercümanı olduğu milli vicdan,  onu  gıpta edilecek bir şekilde tekbirlerle ebedi yolculuğa uğurladı. Allah  yar ve yardımcısı olsun.

Elimde Kabaklı hocanın 1970 baskılı Mabet ve Milleti var. 1974 de  12.5 liraya aldığım ve kütüphanemden  ayırmadığım kitabı Kabaklı’nın  yeryüzü misafirliğinden  ayrıldığını duyunca onun ruhunu  taziz için yeniden okudum.Yıl 1974 bir askeri okulda öğrenciyiz. Tabi  hangi kitabı okumamız gerektiği izne tabi.. Edebiyat öğretmeni Yaşar Fersahoğlu’dan  ( Adanalı Farsakzade  Yahya) Kabaklı’nın “Mabed ve Millet’i”’ne de izin çıkmış. Belki dieğer Edebiyat öğretmenimiz  ve  daha sonra Halkçı Partiden Mebus olan ... Dündar görse idi izin vermezdi.

Kabaklı, tüm milletlerin mabetler etrafında şekillendiğini anlattığı kitabında, Türklerin İslam’a girmesiyle birlikte “Türkistan. Efganistan, İran,Mısır,vs, den sonra Türk –İslam camileri ile donatıldı. Anadolu’muzun Doğu’sundan batısına doğru bu İslamlaşma –Millileşme hareketi  İstanbul’un Fethinden sonra Rumeli ve Afrika  topraklarında sürdürüldü. Malazgirt, Erzurum, Sivas, Konya, Bursa, Edirne.. şehirlerinde yükselen her biri yeni üslupta mabetler din ile milleti ilahi kubbeleri altında topladılar. Ezanlar, Türk milletinin  hem savaş sedası hem barış ilahisi hem de istiklal marşı oldular .. İstiklal savaşımız önce  cami kürsülerinden  saçılan İslami milli vaazlar; heyecanlı hutbelerle başlamış, şuurlanmış sonra cephelerde birer zafer olmuştur...Maraş kalesini  zapteden de  bir camidir .. Minarelerde  ezanlar, yüzyıllar boyu Türk islam hakimiyet ve istiklalini  haykıran  marşlar oldular.”Diyordu. Kabaklı, “Bu gün  Türkiye’de mabet gerçeğini inkara kalkışan “ezan sesinden”rahatsız  olduklarını pervasızca söyleyebilen kimselerin  Mlletin de mabetle  birlikte  silinebileceğini  iyi bilen davranışlar” içinde  olduğunun altını çizerek   her şeye rağmen   “ Kur’an rahmetinin şelalesinde gelecek çağlara hükmeden  güçlü bir millet meydana getirmek, Türk ve İslam alemine yeniden  kurtarıcı, koruyucu  rehber olmak,Allah’ın milletimize bahşettiği alın yazısıdır”  diyerek  şuanda yaşanan sıkıntıların geçici olduğu müjdesini veriyordu.

  İmam –Hatiplerin kapandığı, İlahiyatlarda  bile gözyaşlarının sel olduğu   günümüzde  bile zor olan bir arzuyu  1970lerde “Orduya dilekçe” isimli makalesinde dile getirmiş.

Kabaklı milli vicdan adına  verdiği dilekçesinde  şöyle diyor

:”Ordumuzda  bir DİN İŞLERİ SUBAYI olmak şerefine erseydim, Sayın  Genel  Kurmay Başkanı ile Milli Savunma  Bakanına şu  dilekçeyi yazardım:

Bu gün Türk Ordusunda her branşta olduğu gibi, DİN İŞLERİ SUBAYI adı altında ve  sayıları 35 –40 arasında olan biz İLAHİYAT FAKÜLTESİ mezunu subaylarda varız. Bizi,  Milli Savunma Bakanlığı  hesabına İlahiyat Fakültesine  alırken neler vaad etmişler, hangi  şartlarda çalışacağımızı, memlekete ne faydalı hizmetler göreceğimizi, bizlere  çok ihtiyaç olduğunu söyleyerek almışlardı.

Bu gün orduda  bulunduğum halde mezuniyetimden bu yana, branşımla ilgili  hizmetler yapamamanın acısını duyuyorum.

Söylemek istediklerim şunlardır: Her  alaya bir  Din  İşleri Subayı karosu  konmuş. Eğitim  Tugaylarında; Tümen,Kolordu,Ordu Karargahlarında, KKK.lığı Karargâhında,Genelkurmay Karargahında kadromuz var. Halbuki bu kadrolar devede kulak. Bu kadroları doldurmak için şimdi, İlahiyat Fakültesine  askeri öğrenci neden alınmaz? Bu sahada hizmet edecek nice idealist gençlerimiz var. Madem ki bu fakülteye öğrenci alınmıyor, İslam Enstitüsü mezunu  kıymetli  yedeksubay arkadaşlarımız, bu kadrolarda kullanılamaz mı?

Mevcut  talimat ve talimnameler, Din  İşleri Subaylarının  görevlerini açık ve seçik olarak belirtmiş ve hatta gördürülmeyecek işler hususunda  bazı kayıtlar  koymuşken,Sayın Cumhurbaşkanı Cevdet  Sunay’ın  Genelkurmay Başkanlığı bazı kararlar alınmışken, bizler neden ihtisasımızla ilgili hizmetlerde kullanılmayız? Hani yirminci asır, ihtisas asrı, ihtisasa hürmet asrıydı?

Bilmiş olunuz ki arkadaşlarımızın halen  gördükleri işleri yapabilmeleri için  İLAHİYAT FAKÜLTESİ  mezunu olmaya  hiç  de  lüzum yok. Personel hizmetlerinin envai çeşidi bizlere yaptırılıyor: Maaş bordrosu tahakkuku , her türlü evrak ve ayak işleri, hatta emir subaylığı ..

Talimnameler Amerikan ordusundan (aynen ) çevirme olduğu için, gelin görün elin gavuru, Din İşleri Subaylarının (Amerikan Ordusunda bulun adı CHAPLİN’dir) görev ve sorumluluklarını  nasıl teferruatla  belirtmiş; h0ayret edersiniz. Din İşleri Subaylarına , dini görevlerinin dışında  vazife verilmememsi, sınırlayıcı hükümler arasında  belirtilmiş.

Türk Ordusunun  bir  Din İşleri Subayı olarak  sorarım:Bizim Amerikan Ordusundaki  bir papaz subay kadarda mı değer ve itibarımız yok. Hiç kimse bizim onlardan daha bilgisiz ve daha faydasız olabileceğimizi  iddia edemez. Hal böyle iken, bizlere  branşımızla ilgili işler neden verilmez?Benim bu gün gördüğüm hizmeti herkeş pekala görebilir. Fakat manevi hizmetimi herkes yapabilir mi?

1967-1968 ders yılından itibaren liselere din dersi kondu. Aynı şartlarda  öğretim gören Askeri Lise ve  Subay Okullarında  bu ders neden okutulmaz?

Okutacak insan mı yok?Her biri bu memleketin güzide  aileleri çocukları olan  askeri öğrenciler mi Din dersi istemiyor, aileleri mi müsaade etmiyor? Ne münasebet. Gençlerimizin dini konulara ne derece susamış, Türk halkının  ise  bu hususta ne kadar  hassas  olduğunu  siz takdir buyurursunuz.

Kısaca şu hususlar konusunda durmanızı istirham ediyorum:

1.        İlahiyat Fakültesine  askeri öğrenci neden alınmaz?Bu yolda verilmiş kararlar uygulanmalıdır.

2.        Halen mevcut Din İşleri  Subaylarına  dini görevler neden verilmezde, eften püften hizmetler gördürülür?Dinsizlik cehaletinin her gün biraz daha artması elbette  arzulanacak şey değildir.

3.        Askeri okullarda  din dersi  neden okutulmaz? İslamın aydınlık  perensiplerininin zararlarından (!)korkulacak değildir elbette.

En derin  hürmetlerimi sunar milli vicdan ve mantığın icaplarını yerine getirmenizi rica ederim.”

.......................

Mabet ve Millet. s:224. Toker Yayınları-1970.Ahmet Kabaklı.

/////////


Necati ÇavdarKadir Yılmaz ve 7 diğer kişi ile birlikte.

27 Haziran 2015 · 

 

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10153467529802700&set=a.71832082699.74609.689617699&type=3&theater

 

Değerli "Kardeşimiz";
Ali Yılmaz'ın ," bu gün baki aleme göçtüğünü
Cenazenin öğle namazını müteakip Polatlı- Beşköprü Köyünde toprağa verildiğini " öğrendik.
Rabbim, cümle iman sahipleri ile birlikte Ali kardeşimize gani gani Rahmet eylesin.
Mekanı, makamı Cennet olsun...
Ailenin, arkadaş ve dostlarının başı sağ olsun.

NOT:
Rahmetli Ali Yılmaz için ailesi, Polatlı merkezde Şentepe Mah. TOKİ camiinde 29 Haziran 20015 Pazartesi İftardan sonra "tebareke " okutacaktır.. Şimdiden Allah kabul eylesin..
Nasip olursa, taziyeye gidederk katılacağız, İnşallah..

Otomatik alternatif metin yok.

 

Top of Form

BeğenDaha fazla ifade göster

Yorum Yap

Paylaş

9TC Mustafa Zor, Adnan Elver ve 7 diğer kişi

1 Paylaşım

Yorumlar

Sadık Altunkuş

Sadık Altunkuş Mekanın cennet olsun Ali kardeşim. Allah gani gani rahmet eylesin.

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 27 Haziran 2015, 16:02

Yönet

Mustafa Tunç

Mustafa Tunç ali kardeşime allah rahmet eylesin. çok görmek istemiştim kısmet olmadı.https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/fcb/1/16/1f641.png:(

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 27 Haziran 2015, 16:10

Yönet

Mukadder Ziver Akoğlan

Mukadder Ziver Akoğlan · 6 ortak arkadaş

Çok üzgünüm allah rahmet eylesin ailesine ve tüm devre arkadaşların başı sağolsun.

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 27 Haziran 2015, 16:44

Yönet

Arif Derin

Arif Derin · Ali Koç ve 25 diğer kişi ile arkadaş

Çok üzgünüm. Allah rahmet eylesin. Mekanın Cennet olsun. Ailesinin ve devre arkadaşlarımızın başı sağ olsun.

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

2

 · 27 Haziran 2015, 19:33

Yönet

Yunus Öztürk

Yunus Öztürk · Mustafa Tunç ve 6 diğer kişi ile arkadaş

mekanı cennet olsun aile fertlerine sabır ve metanet diliyorum

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 27 Haziran 2015, 19:35

Yönet

Alaettin Akan

Alaettin Akan · Tahsin Selçuk ve 2 diğer kişi ile arkadaş

Mekanı cennet olsun, ailesinin ve dostlarının başı sağolsun.

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 27 Haziran 2015, 19:59

Yönet

Mehmet Adim

Mehmet Adim Allah rahmet eylesin, sevenlerine sabır versin.

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 27 Haziran 2015, 22:42

Yönet

Atila Işık

Atila Işık · Ali Koç ve 32 diğer kişi ile arkadaş

Allah, rahmet eylesin...
daha çoğunu yazmak isterdim ama yazamadım, özür...
nur içinde yatsın......
Daha Fazlasını Gör

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 27 Haziran 2015, 23:48

Yönet

TC Hüseyin Gökçe

TC Hüseyin Gökçe AMİN

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 28 Haziran 2015, 00:46

Yönet

Selami Kılıç

Selami Kılıç ALLAH RAHMET EYLESIN,KABRİNE NURLAR YAĞSIN.

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

2

 · 28 Haziran 2015, 10:13

Yönet

Nedim Ugur

Nedim Ugur · Erhan Öz ile arkadaş

mekanı cennet olsun. nurlar içinde yatsın.

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 28 Haziran 2015, 13:06

Yönet

Ekrem Alptekin

Ekrem Alptekin · Ali Koç ve 25 diğer kişi ile arkadaş

allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun ailesine ve yakınlarına baş saglıgı ve sabır diliyorum

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 28 Haziran 2015, 13:36

Yönet

Ali Atan

Ali Atan devrem nur içinde yat, mekanın cenet olsun

BeğenDaha fazla ifade göster

 · Yanıtla · 

1

 · 10 Ekim 2015, 20:51

 

 

//////////




//////////////

AHMET SAVAŞ VE ŞİİRLERİM

 

Zaman zaman hatıraları yazıyorum.

Özellikle sosyal medyada bazıları bunları kitaplaştırsan diyor.

En son  Bilal Sürgeç beyin “Ecevit” le ilgili paylaşımında yaptığım yorumda  Ecevit’e  “Merve Kavakçı” olayını sorduğumu ve aldığım  cevabı yazmıştım..

Bunun üzerine Bilal bey,“Ağbi,  artık şu hatıralarını yaz.. “  diye cevap yazmış.

Bende” İnşallah “  diye cevap vermiştim..

……….

Bu gün Halk  Tv de …  Servet Savaş’ın programında  Musa Eroğlu var.. Programı kapatırken dinleyicilerin “Mihriban”ı istediklerini söyleyerek Musa Eroğlu , bu türkülerle sona erdiriyor….

Malum Karakoç’un Mihriban’ı  gazete ye yazdığı şiir ama  aslında sevdiğine mektuplardan oluşuyor..

Onu dinlerken Benim aklıma da  rahmetli Ahmet Savaş ve onun ağzından yazdığım şiirler geldi..

Tam da  bizim ibrahim’in dün İstanbul’a gidip Mahkemede “kararını “tescilleterek  izi üzerine döndüğünün ertesi  evde bir “esiklik” olduğu ; ”ayşe gelinden” , “yedi yıllık” bir “sevgi” den  “ayrıldıkları”  gün…!

………..

Elektronik Assubay okulunun üç  katlı yatak hane binası..  2. Katı bizim koğuşumuz..

Uzunca tek salondan oluşan bir koğuş.

Kocaman koğuşta 30-35  kişi altlı üstlü ve karşılıklı dizilmiş   karyolalarda  yatıyor..

Koğuş da tamamen karanlık olmamamı için gece tek bir lamba yanıyor.

O lambada özellikle alt ranzaları zar zor ışıtıyor..

Her hafta Çarşamba günleri mektup gönderme günü.. Fakat, o gün  yazılan mektuplar ilgili arkadaş tarafından toplanarak “idare”ye teslim edilir..İdare okur mu  okumaz mı bilinmez, “görülmüştür” kırmızı damgayı basarak postaya gönderilir..

Dolayısıyla  özel meseleler, bu mektuba yazmak sakıncalı..

Onun için kaçak göndermek gerek..

Haftalık izin kullandığın Cumartesi ya da  Pazar günü dışarı çıktığında göndereceksin..Ya da bir çıkan arkadaşa rica edip ona PTT’ye vermesini sağlayacaksın..

…………

Okul arkadaşımız Ahmet Savaş,  memleketinden bir kızı sever..

Ahmet  Savaş, sevdiğine mektup yazacağı zaman  ki çoğu zaman cumayı- cumartesine  ya da Cumartesiyi pazara   bağlayan geceler  olur..

Millet yatınca yavaştan gelir..

Zaten o  saatte çok arkadaş  çoktan derin uykuya dalmışken  bizde mutlaka bir konuyu çalıştığımdan uyanığımdır..

Koğuş nöbetçisi ya sızmış yada uzaktaki masasında olduğundan koğuş çok sesizdir..

Ahmet,  üste yatan arkadaş dahil kimseyi de rahatsız   etmemek için   yavaştan süzülerek gelir..

Kızdan gelen mektubu okur ya da anlatır.. Birazda özelini.

Buna göre şiir ister.

Tamam deriz..

O gider, yatağına ..

Biz başlarız ilham gelsin diye..

Ne zaman  olur bilinmez..

Ahmet’in ağzından  bilmediğimiz sevgilisine  şiiri yazarız..

Mektup gönderme günü heyecanıyla  zaten sabaha kadar uyumayacak olan  ve de kedinin ciğer beklediği gibi  yeni  yazdığım şiirin bitmesini bekleyerek uyuyamayan Ahmet, gelip şiirini alır..

Ahmet kendi el yazısıyla onu mektubunda diyecek olduklarını dedikten sonra yazdığım şiiri ekler ve gönderir.

Nice haftalar vardır ki bu heyecanla geçirir..

Heyecanını bastırmak için mi bilmem Ahmet;  koğuşta dolabına zulalayarak kanyak denen küçük kutuda bir şey içer.

…………..

Ahmet, bir gün kayboldu.

Ara tara yokk.

Yoklamalara “YOK” yazıldı..

Bilen arkadaşlar “Ahmet, memlekete gitti” dediler.

Yani Ahmet, izinsiz okuldan kaçmıştı..

Birkaç gün sonra çıkıp geldi..

“Hayırdır Ahmet ..?” diye  neden gittiğini sorduğumuzda ..

“Rüyamda sevdiğimi kaçırdılar .. Onun için hemen  gittim..Ancak kaçırmamışlar.

Döndüm…!

 Geldim..! “ dedi.

Gariban  insanların çocukları..

Başka çare mi vardı?

Gitsin,  hazır mesleği olan bir iş. Kendini kurtarsın… Biz de yük olmasın.Kısyoldan hayata atılsın diye gönderilen çocuklar..

Kendime değil de Ahmet’e çok aşk, duygusal  şiirler yazdım.. Kimbilir nerelerde .Kimbilir hangi sandıkta,i yada gönüllerde saklı..

Toplansa kocaman kitap olurdu..

 

………

Ahmet,  “şiirler yazdığım” o sevdiği kıza kavuştu mu ?

Aşkları melenkonik şekil de  mi kaldı

Bilmiyorum..

Tertemiz bir aşkla seviyordu..

Ahmet mi?

 Dediler ki “Ahmet, alkol den vefat etti..

Genç yaşta vefat eden arkadaşım Ahmet’i n taksiratını  Rabbim, af etsin..

Tüm aşıklara; SELAM ve rahmet olsun..

 

20 Haziran 2020/ Ahimesud-Alsancak

 

 

 

 

/////////////////////////////

 

MUSTAFA TUNÇ

https://www.facebook.com/messages/t/mtunc08


20 HAZ 2020 15:25

 

Agam.. Bu gün de aklımıza “Ahmet Savaş “ düştü... Şayet yanlışlar var ise düzeltilmesi, eksik var ise hatırlatılması dileği ile Selamlarımla ///////////////// AHMET SAVAŞ VE ŞİİRLERİM

CTS 18:59

 

 

Necati kardeşim duygulandırdın beni. Ahmet savaş sanırım üstleri ile girdiği sinir savaşını kaybedince intihar etti. Yada ben öyle biliyorum. O Urfa da ben Diyarbakır daydım o zaman. Ve sanırım sevdiğine de kavuşamadan gitti. Onun da etkisi olabilir gidişinde.

Necati

Bende Musa eroğlunu dinler iken Rahmetli Abdurrahman Karakoc un kavuşamadığı sevgilisine yazdığı Mihriban hikayesini hatırlayınca duygulandım.. Ve Ahmet ŞAVAŞ rahmetli aklıma geldi.. ŞAİR Durmuş Ali Eker ağbi Karakoç un köylüsü.. Karakoç gençken belediyede çalışırken Bu şiirlerini Durmuş Ali beye gösterip Basit gördüğü için ben bunları yakacağım der.. Durmuş Ali bey Sakın yapma bunlar seni Köroğlu yapar der Ve öyle olur

 

Bende o zamanlar DİYARIBEKİR de idim

Selamlarımızla

 

Bende sanki senide öyle hatırlıyorum ama senin o zaman hangi birlikte olduğunu hatırlayamadım. Ama seni yüksek ovadan itibaren iyi biliyorum. Saygı ve selamlarımla

CTS 20:53

Necati

İkimiz de aynı zaman da DİYARIBEKİR de idik. Sen muhabere taburu da idin Sizin hemen güney doğdunuzda Siirt 70.tugaya bağlı 3ve 4..taburlardan oluşan Gurup komutanlığı vardı.. Oranın teknisyeni kademe amiri olarak çalıştım As. Hastanesinin olduğu yoldan aşağı giderken

 

 Ahmet Savaş

 

 

https://www.facebook.com/groups/186729481349229/?fref=nf

 

Ali Şentosun

8 Temmuz 2017

Ali Sentosun arşivinden Ahmet Savaş kardeşimiz.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve açık hava

 

Top of Form

Beğen

Yorum YapPaylaş

79 kişi gördü

16Sen, Ali Koç, Yaşar Şahin ve 13 diğer kişi

Yorumlar

İbrahim Kartal

İbrahim Kartal Allahım rahmet etsin, ailesine sabırlar versin.https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/f71/1/16/1f614.png😔

Beğen

 · Yanıtla · 

1

 · 8 Temmuz 2017, 22:59

Kaldır

Ali Atan

Ali Atan Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun, Ahmet,in otopsisinde ben vardım o günü hiç unutmam

Beğen

 · Yanıtla · 9 Temmuz 2017, 00:19

Kaldır

Şaban Uludağ

Şaban Uludağ Allah rahmet eylesin mekanı cennet olmuştur inşallah kardeşimizin

Beğen

 · Yanıtla · 9 Temmuz 2017, 06:41

Kaldır

Selami Kılıç

Selami Kılıç Allah rahmet eylesin.

Beğen

 · Yanıtla · 9 Temmuz 2017, 07:04

Kaldır

Yunus Şen

Yunus Şen Allah rahmet eylesin.

Beğen

 · Yanıtla · 9 Temmuz 2017, 08:46

Kaldır

Kadir Yılmaz

Kadir Yılmaz Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olur İnşallah. Ev arkadaşımdı. Ankara'dan dönüyordum. Uşak'a cenazeyi dayısı ile birlikte ben götürdüm.

Beğen

 · Yanıtla · 

1

 · 9 Temmuz 2017, 10:10

Kaldır

Ali Şentosun

Ali Şentosun Allah razı olsun

Beğen

 · Yanıtla · 9 Temmuz 2017, 20:31

Kaldır

Necati Çavdar

Yanıt yaz...

 

 

Fahri Kan

Fahri Kan Canım dostum. Uşak eşmeye gittim mezarını bulamadım. Duamı kabul et. Seninle aynı evde yaşadım kim oluğunu biliyorum. Huzur içinde yat kardeşim

Beğen

 · Yanıtla · 

1

 · 9 Temmuz 2017, 22:08

Kaldır

Mustafa Kaya

Mustafa Kaya Mekanı cennet olsun

Beğen

 · Yanıtla · 9 Temmuz 2017, 23:26

Kaldır

Mustafa Bağcı

Mustafa Bağcı Mekanı cennet olsun

Beğen

 · Yanıtla · 10 Temmuz 2017, 00:26

Kaldır

Mümtaz Altınay

Mümtaz Altınay Mekanı cennet olsun,Nurlar içinde yat.

Beğen

 · Yanıtla · 10 Temmuz 2017, 08:31

Kaldır

TC Ali Özgür Ispanak

TC Ali Özgür Ispanak Allah rahmet eylesin.

Beğen

 · Yanıtla · 16 Aralık 2017, 17:41

Kaldır

Şaban Uludağ

Şaban Uludağ Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun

Beğen

 · Yanıtla · 16 Aralık 2017, 19:01

Kaldır

Necati Çavdar

Yanıt yaz...

 

 

Necati Çavdar

Necati Çavdar Bana kendi için çok aşk şiirleri yazdırdı.Sevgilisine göndermek üzere.. Allah, rahmetiyle muamele eyleye

Beğen

 · Yanıtla · 16 Aralık 2017, 19:17

Yönet

Ali Atan

Ali Atan Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun devremin otopsisinde bulundum

Beğen

 · Yanıtla · 16 Aralık 2017, 19:34

Kaldır

Fahri Kan

Fahri Kan Okul sonrası aynı evdeydik. Bile bile gitti. ne desem boş

Beğen

 · Yanıtla · 17 Aralık 2017, 01:34

Kaldır

Fahri Kan

Fahri Kan Halit sen de o evdeydin yaz birşeyler

Beğen

 · Yanıtla · 17 Aralık 2017, 01:35

Kaldır

Fahri Kan

Fahri Kan Osman yapar ne der bilemiyorum

Beğen

 · Yanıtla · 17 Aralık 2017, 01:35

Kaldır

Kadir Yılmaz

Kadir Yılmaz Arkadaşlar Urfa’da aynı evde beraber kaldık sıkıntılar yoktu desek yalan olur, lakin; ne dersek diyelim geri dönüşü yoktur. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun

Beğen

 · Yanıtla · 17 Aralık 2017, 11:44

Kaldır

Necati Çavdar

Yanıt yaz...



 

 

Halit Kocabaş

Halit Kocabaş ne denir bilemedimki fahri kardeşim özlemişiz demekki. Allah gani gani rahmet eylesin biz onun arkadaşlığına o da dünya nimetlerine doyamadan gitti. mekanı cennet olsun.

Beğen

 · Yanıtla · 

1

 · 18 Aralık 2017, 16:46

Kaldır

Ali Şentosun

Ali Şentosun 3. Kısım arkadaşları hatıra kalsın diye burada tek tek çekmiştim. Doğrusu herkesi poz verme konusunda yönlendirmiştim. Sadece Rahmetliye etki edemedim. Böyle durmuştu. Çok farklı. Allah' ım rahmet etsin.

Beğen

 · Yanıtla · 18 Aralık 2017, 18:48

Bottom of Form

 

/////////////////////////////

https://www.facebook.com/messages/t/100003242484431

 

PAZ 12:10

Necati

Agam.. Bu gün de aklımıza “Ahmet Savaş “ düştü... Şayet yanlışlar var ise düzeltilmesi, eksik var ise hatırlatılması dileği ile Selamlarımla ///////////////// AHMET SAVAŞ VE ŞİİRLERİM

 

 

Abdul Kadir:
Rahmetli Ahmet’le Urfa’da ayn
ı evde kalıyorduk, alkolden uzaklaştırmak için çok uğraştım, bir ara bıraktı ama tekrar başladı. Sevgilisine kavuşamadı can arkadaşım, sanırım dayısından ekonomik destek istedi, destek verilmedi, özelini de dile getirmezdi. Urfa’dan bir kızla buluşuyordu ara sıra, kız Seyyal Taner’in yeğeni idi. Ve bir gün ben Ankara’dan Urfa’ya döndüğüm gecede Muhabere Bölüğünün kamelyasında nöbetçi iken silahı ile kendi Canına kıydı. Diyarbakır’a otopsiye götürdükten sonra, gelen dayısı ile birlikte naaşını Uşak Eşme’ye götürdük. Rabbım taksiratını affetsin. 21 haziran 2020 pazar

https://www.facebook.com/profile.php?id=100003242484431

 

 


////////////////////////////////


36 Yıllık bir hatıra.. Mezuniyet mevlidi ve Maltepe


Çavdar'ın Angarası Albümü

https://scontent-mxp1-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-1/p50x50/32474102_10156442841187700_2075889742926315520_n.jpg?_nc_cat=0&oh=0dfd415f2c3468a66ea57f594c1a8e90&oe=5B8A673F

 

Necati Çavdar, yeni bir fotoğraf ekledi — Yaşar Şahin ve 11 diğer kişi ile birlikte.

30 Mayıs 2012 · 

36 Yıllık bir hatıra..

23 Mayıs 2012 Çarşamgba günü..
AYİM'e Karar Düzeltme dilekçesini verip Necatibey Cadedinde ilerliyoruz.
O sırada ikiindi için ilahi çağrı yapılıyor..Çağrıya uyarak Maltepe camii yolunu tutuyoruz.
Biz gidene kadar millet, namaza durmuş.
Farz safındayız.
Ses çok tanıdık geliyor.
Adeta Maltepe ile özdeşleşmiş bir ses.
İçimizden "mekan sesini bulmuş" diyoruz.
Ve yıllar öncesine, yolculuğa çıkıyoruz.
Nasıl çıkmayalım ki?..
On yıllarca vazife yapıp yıllar önce emekli olan Sadık Ağaç hocaefendi, yeniden mihrapda..

Namaz sonrası bakıyoruz simaende O..Yıllar sonra yeiden karşılaşıyoruz.
Hatıralar yadediyoruz.
Sadık hoca: "Emekliyiz.. Yine Namaz kılıyor, kıldırıyoruz" diyerek hali anlatıyor.
Arif olan anlar..
......
Yıl 1976..
Muhabere Okulundan mezun olacağız.
"Mezuniyet kutlamasını nasıl yapalım?." diye fikirler çarpışıyor.
Kimi; "resmi törenden sonra Barda, pavyonda,eğlence merkezlerinde kutlayalım" diyor.
Kimide .
"Bu anlamlı gün. 30 Ağustos. Şehitler ve vefat eden gazilerimiz için Kur'an okunacağı melüt töreni iele olsun" diyor.

"Ve demekratik bir oylama yapılsın.
Kim kazanırsa ona uyalım.
İsteyen gitsin isteyen gitmesin ancak masrafına katlanalım " kararı veriliyor.

Oylama yapılıyor.
"30 Ağutos günü, Mevlüt okutarak kutlama yapılması kabul" görüyor.
Komite oluşturuluyor.
Kimi tanıdık işin ehli (hocalar) biz Allah rızası için okuruz diyorlar.
Fakat mekan neresi olmalı?.
Hem Ankara'nın manevi kalbi. Hem merkezi yer olması açısından Hacıbayram Camii tercih ediliyor.

Gidp görüşüyoruz.
İmam odasında yaşlıca bir görevli zat..
"Tabi okuruz.. Fiyatı 900 lira" demez mi?
"Para karşılığı " okutmak garip geliyor.
"Aman hocam yapmayın"desek de adam "Bu da sizin için. Madem talebesiniz..vs."
Hiç aşağı olmaz mı?
"Olmaz. Çünkü dağıtıcı vs 9 kişiyiz. Her birimize yüz lira"diye diretiyor.
"Peki biz genç insanlarız ... İkramları kendimiz dağıtsak da sadece okuyanlara para alsanız"
"Hayır olmaz.Biz ekibiz. Ekip olarak bu hizmeti veriyoruz. Hemde gırtlak patlatacağız. Parasız olmaz. İsterseniz başkalarını getirin. Ücretsiz okusunlar" diye kestirip atıyor.
Üçretsiz okumak isteyenlere durumu söylüyoruz..
"O iş olmaz. Zaten olmayacağını bilerek söylüyorlar. Onlar bizi sürdürür. Perişan ederler. Biz onlara rağmen Hacıbayram'da okuyamayız. Başka mekan olursa ne ala"diye cevap veriyorlar..
Onlarda haklı..Başları durduk yere belaya girecek.
Ankara'da o günlerde Kocatepe yeni inşaat.
Merkezi olarak Maltepe var.
Hani "resmi ölülerin yolcu" edillirken tercih edilen camii.

Maltepe Camiin yolunu tuttuk..
Gitiğimizde genç insanlarla karşılaştık.
Sonradan isimlerini öğreneceğimiz iki insan. Biri camiin imamı diğeri babayiğit, esmer bir delikanlı..
Talebimizi ilettik.
Çok hoş ve sevinçle karşıladılar.
"Bu genç yaşta düşünmüşsünüz bize memnuniyetle vazife olur. Hay hay..Ancak Başbakanlık da bir hanımefendi var. O her yıl 30 Ağustos günü öğle sonrasını ayırtır. Bu sene henüz atramadı. Fakat mutlaka arayacaktır. Onu kırmayız. Yine o saati ona veririz. O saat haricinde öğle öncesi, ikindi, akşam..ne zaman isiterseniz cami sizin. Biz hazırız "dediler.
Budefa zorlama sırası bize..
-"Kaça okuyacaksınız?"
-"Ne parası.. Biz parayla okumayız. Hele siz bu genç yaşda böyle düşünmüşsünüz bize vazife olur"
- Hiç mi para almayacaksınız..Gırtlak patlatacaksınız.."
-"Kesinlikle hayır. Para filan yok. Bu bizim işimiz. Allah rızası için. Szi Allah rızası için okutuyorsunuz, biz de Allah rızası için okuyoruz..."
- "Peki dağıtmak için müdahdemler demi para almayacak. Hiç değilse onlara verelim.."
- "Hayır kardeşim.. Biz allah raızası için okuyacağız. Dağıtım için sizler varsınız. Genç insanlarsınız. İkramınızı siz dağıtı. Olur biter. Biz üç kişi okuruz. Para filan yok....Şayet ila para derseniz biz okumayız. Okuyan bulunur..
Tüm zorlamamıza rağmen "para" kelimesini etmediler/ etirmediler.
Zaten "para"deseler biz tüyeceğiz.
Zira gönlümüzden kopanı vermeye hazırız da pazarlıkla ücter talebi bize hoş gelmedi. Onu vermeye razı değiliz.
......
Zamanı konusunda anlaştık...
Okula gelip durumu söyledik.
Nasıl olsa dinleyen cemmate mevlüt için ikram yaptıracağız. Bu ücret talep etmeyenlere de hediye paketi yapılması kararı alıdı..Onların hediyeden haberleri olmayacak. Çıkışta ikram edilecek..
Ulus'da Anafartalar Cadesi köşesinde Yavuz Pastanesi var. Ozamanlar çok meşhurdu. Sonra ikiye ayrıldılar. Bir kısmı kuyumcu oldu. Kuyumcuda Dikmenden komşum çalışmaya başladı.
Yavuz!a ikramlarla beraber hediyeleride yaptırdık. Üç tane. Ve Hacıbayramda pazarlıkla dayatılandan daha fazlaya..
Mevlüt, okundu. İkramları biler dağıttık.
Çıkışda da okuyan hocaefendilere hediyelerini takdim edttik.
Bu bila ücret himet veren Hocaefendilerden biri Adem hoca idi. Diğerinin isminin sonradan Sadık Ağaç olduğunu öğrendik..
...........
Her birimiz memleketin bir köşesine dağıldık.
Bize Diyarbakır - Hakkari yolları gözüktü..
Başka arkadaşlar başka yönlere savruldu.
Kader bizi Angara'ya mıhladı..
Ve Maltepe Camii yakınında - Aytuna Pasajı'nda- maişet kovaladık.
O sırada Sadık Hocamla yine karşılaştık..
O hala Maltepe camiinde ve Başiamam..Ve o günlerde bizmim mahallenin -ki Hacılar Camii imam-hatibi - sonradan rahmetli Özal'ın himayesi ile TUNA Aş'ye yaptırılan Camisiz- mabetsiz belde olarak planlanan meşhur ORAN şehrinde Atatürk Sitesi camine tranfer olan Mehmet hocanın akrabası imiş..
Ali Hocalar.. İnsanın yüreğine işleyen yanık sesli Mustafa hocalar..Sadık hocam bizcemamat onlar uyulan olarak hoş zamanlar geçirdik..Erzurumlu Hasan (Yıldırım) hoca, farklı algılasa da..
Sonra biz mekan değiştirdik..
O'da emekli oldu..
Bir gün Demirel'in Günüz Sokak'da her hafta cuma günleri tekrareden oturak alemine katıldık. Yanımızda Mehmet Yüce Hocam var. Bu oturak alemlerinin nasıl olduğunu başka bir yazımızda yıllar önce neşrettik.
Şimdi konu o değil.
Süleyman bey, Cuma namazlarını söğütözünde, Yükseliş Kollejindeki Hacı Ali Camiinde kılıyor. Bizde oraya yol aldık.
Ve Mimberde Sadık Ağaç hocam var...
O gün bu gün karşılaşmamıştık. Yıllar geçti..Biz "angara"dan uzaklaştık...
Kısmet bu güne imiş...
Sadık hocam hatırlarmı bilmem ama..
Hayli cihan değer zamanlar olurmuş..Buda o türden yaşanmışlıkların hatırlanması..

////////////////

https://www.facebook.com/photo/?fbid=10150961697667700&set=a.379256432699


36 Yıllık bir hatıra..

23 Mayıs 2012 Çarşamgba günü..
AYİM'e Karar Düzeltme dilekçesini verip Necatibey Cadedinde ilerliyoruz.
O sırada ikiindi için ilahi çağrı yapılıyor..Çağrıya uyarak Maltepe camii yolunu tutuyoruz.
Biz gidene kadar millet, namaza durmuş.
Farz safındayız.
Ses çok tanıdık geliyor.
Adeta Maltepe ile özdeşleşmiş bir ses.
İçimizden "mekan sesini bulmuş" diyoruz.
Ve yıllar öncesine, yolculuğa çıkıyoruz.
Nasıl çıkmayalım ki?..
On yıllarca vazife yapıp yıllar önce emekli olan Sadık Ağaç hocaefendi, yeniden mihrapda..

Namaz sonrası bakıyoruz simaende O..Yıllar sonra yeiden karşılaşıyoruz.
Hatıralar yadediyoruz.
Sadık hoca: "Emekliyiz.. Yine Namaz kılıyor, kıldırıyoruz" diyerek hali anlatıyor.
Arif olan anlar..
......
Yıl 1976..
Muhabere Okulundan mezun olacağız.
"Mezuniyet kutlamasını nasıl yapalım?." diye fikirler çarpışıyor.
Kimi; "resmi törenden sonra Barda, pavyonda,eğlence merkezlerinde kutlayalım" diyor.
Kimide .
"Bu anlamlı gün. 30 Ağustos. Şehitler ve vefat eden gazilerimiz için Kur'an okunacağı melüt töreni iele olsun" diyor.

"Ve demekratik bir oylama yapılsın.
Kim kazanırsa ona uyalım.
İsteyen gitsin isteyen gitmesin ancak masrafına katlanalım " kararı veriliyor.

Oylama yapılıyor.
"30 Ağutos günü, Mevlüt okutarak kutlama yapılması kabul" görüyor.
Komite oluşturuluyor.
Kimi tanıdık işin ehli (hocalar) biz Allah rızası için okuruz diyorlar.
Fakat mekan neresi olmalı?.
Hem Ankara'nın manevi kalbi. Hem merkezi yer olması açısından Hacıbayram Camii tercih ediliyor.

Gidp görüşüyoruz.
İmam odasında yaşlıca bir görevli zat..
"Tabi okuruz.. Fiyatı 900 lira" demez mi?
"Para karşılığı " okutmak garip geliyor.
"Aman hocam yapmayın"desek de adam "Bu da sizin için. Madem talebesiniz..vs."
Hiç aşağı olmaz mı?
"Olmaz. Çünkü dağıtıcı vs 9 kişiyiz. Her birimize yüz lira"diye diretiyor.
"Peki biz genç insanlarız ... İkramları kendimiz dağıtsak da sadece okuyanlara para alsanız"
"Hayır olmaz.Biz ekibiz. Ekip olarak bu hizmeti veriyoruz. Hemde gırtlak patlatacağız. Parasız olmaz. İsterseniz başkalarını getirin. Ücretsiz okusunlar" diye kestirip atıyor.
Üçretsiz okumak isteyenlere durumu söylüyoruz..
"O iş olmaz. Zaten olmayacağını bilerek söylüyorlar. Onlar bizi sürdürür. Perişan ederler. Biz onlara rağmen Hacıbayram'da okuyamayız. Başka mekan olursa ne ala"diye cevap veriyorlar..
Onlarda haklı..Başları durduk yere belaya girecek.
Ankara'da o günlerde Kocatepe yeni inşaat.
Merkezi olarak Maltepe var.
Hani "resmi ölülerin yolcu" edillirken tercih edilen camii.

Maltepe Camiin yolunu tuttuk..
Gitiğimizde genç insanlarla karşılaştık.
Sonradan isimlerini öğreneceğimiz iki insan. Biri camiin imamı diğeri babayiğit, esmer bir delikanlı..
Talebimizi ilettik.
Çok hoş ve sevinçle karşıladılar.
"Bu genç yaşta düşünmüşsünüz bize memnuniyetle vazife olur. Hay hay..Ancak Başbakanlık da bir hanımefendi var. O her yıl 30 Ağustos günü öğle sonrasını ayırtır. Bu sene henüz atramadı. Fakat mutlaka arayacaktır. Onu kırmayız. Yine o saati ona veririz. O saat haricinde öğle öncesi, ikindi, akşam..ne zaman isiterseniz cami sizin. Biz hazırız "dediler.
Budefa zorlama sırası bize..
-"Kaça okuyacaksınız?"
-"Ne parası.. Biz parayla okumayız. Hele siz bu genç yaşda böyle düşünmüşsünüz bize vazife olur"
- Hiç mi para almayacaksınız..Gırtlak patlatacaksınız.."
-"Kesinlikle hayır. Para filan yok. Bu bizim işimiz. Allah rızası için. Szi Allah rızası için okutuyorsunuz, biz de Allah rızası için okuyoruz..."
- "Peki dağıtmak için müdahdemler demi para almayacak. Hiç değilse onlara verelim.."
- "Hayır kardeşim.. Biz allah raızası için okuyacağız. Dağıtım için sizler varsınız. Genç insanlarsınız. İkramınızı siz dağıtı. Olur biter. Biz üç kişi okuruz. Para filan yok....Şayet ila para derseniz biz okumayız. Okuyan bulunur..
Tüm zorlamamıza rağmen "para" kelimesini etmediler/ etirmediler.
Zaten "para"deseler biz tüyeceğiz.
Zira gönlümüzden kopanı vermeye hazırız da pazarlıkla ücter talebi bize hoş gelmedi. Onu vermeye razı değiliz.
......
Zamanı konusunda anlaştık...
Okula gelip durumu söyledik.
Nasıl olsa dinleyen cemmate mevlüt için ikram yaptıracağız. Bu ücret talep etmeyenlere de hediye paketi yapılması kararı alıdı..Onların hediyeden haberleri olmayacak. Çıkışta ikram edilecek..
Ulus'da Anafartalar Cadesi köşesinde Yavuz Pastanesi var. Ozamanlar çok meşhurdu. Sonra ikiye ayrıldılar. Bir kısmı kuyumcu oldu. Kuyumcuda Dikmenden komşum çalışmaya başladı.
Yavuz!a ikramlarla beraber hediyeleride yaptırdık. Üç tane. Ve Hacıbayramda pazarlıkla dayatılandan daha fazlaya..
Mevlüt, okundu. İkramları biler dağıttık.
Çıkışda da okuyan hocaefendilere hediyelerini takdim edttik.
Bu bila ücret himet veren Hocaefendilerden biri Adem hoca idi. Diğerinin isminin sonradan Sadık Ağaç olduğunu öğrendik..
...........
Her birimiz memleketin bir köşesine dağıldık.
Bize Diyarbakır - Hakkari yolları gözüktü..
Başka arkadaşlar başka yönlere savruldu.
Kader bizi Angara'ya mıhladı..
Ve Maltepe Camii yakınında - Aytuna Pasajı'nda- maişet kovaladık.
O sırada Sadık Hocamla yine karşılaştık..
O hala Maltepe camiinde ve Başiamam..Ve o günlerde bizmim mahallenin -ki Hacılar Camii imam-hatibi - sonradan rahmetli Özal'ın himayesi ile TUNA Aş'ye yaptırılan Camisiz- mabetsiz belde olarak planlanan meşhur ORAN şehrinde Atatürk Sitesi camine tranfer olan Mehmet hocanın akrabası imiş..
Ali Hocalar.. İnsanın yüreğine işleyen yanık sesli Mustafa hocalar..Sadık hocam bizcemamat onlar uyulan olarak hoş zamanlar geçirdik..Erzurumlu Hasan (Yıldırım) hoca, farklı algılasa da..
Sonra biz mekan değiştirdik..
O'da emekli oldu..
Bir gün Demirel'in Günüz Sokak'da her hafta cuma günleri tekrareden oturak alemine katıldık. Yanımızda Mehmet Yüce Hocam var. Bu oturak alemlerinin nasıl olduğunu başka bir yazımızda yıllar önce neşrettik.
Şimdi konu o değil.
Süleyman bey, Cuma namazlarını söğütözünde, Yükseliş Kollejindeki Hacı Ali Camiinde kılıyor. Bizde oraya yol aldık.
Ve Mimberde Sadık Ağaç hocam var...
O gün bu gün karşılaşmamıştık. Yıllar geçti..Biz "angara"dan uzaklaştık...
Kısmet bu güne imiş...
Sadık hocam hatırlarmı bilmem ama..
Hayli cihan değer zamanlar olurmuş..Buda o türden yaşanmışlıkların hatırlanması.. 
Daha Azını Gör
— Kadir Yılmaz ve 11 diğer kişi ile birlikte

Yorumlar

  • Necati Çavdar
    İbrahim, cümlemizden Allah razı olsun.. Bende bu yaşadığım olay vesilesiyle hatırladım. Hoca'nın haberi yok. Yalnız ben ne yazacağımı biliyorum dedim. Sadık hoca da " yaz. ne yazarsan kabul"gibisinden konuştu. Bende hatırladığım bu hatırayı yazdım. Şayet bir eksik, yanlışlık varsa düzeltelim..Olayı hatırlamak yada yanlış varsa düzeltilmesi için bende olmayan yada bizi bir sebeple silen arkadaşları etiketlerseniz memnun olurum..
  • Selamlarla







Otomatik alternatif metin yok.

 

Top of Form

BeğenDaha fazla ifade göster

Yorum YapPaylaş

5Burak Koçak, Osman Bilen ve 3 diğer kişi

2 Paylaşım

1 Yorum

Yorumlar

Necati Çavdar

Necati Çavdar 

 

İbrahim, cümlemizden Allah razı olsun.. Bende bu yaşadığım olay vesilesiyle hatırladım. Hoca'nın haberi yok. Yalnız ben ne yazacağımı biliyorum dedim. Sadık hoca da " yaz. ne yazarsan kabul"gibisinden konuştu. Bende hatırladığım bu hatırayı yazdım. Şayet bir eksik, yanlışlık varsa düzeltelim..Olayı hatırlamak yada yanlış varsa düzeltilmesi için bende olmayan yada bizi bir sebeble silen arakadaşları etiketlerseniz memnun olurum..Selamlarla

 

6y · 

BeğenDaha fazla ifade göster

Yaşar Şahin bir fotoğraf paylaştı.

5 Haziran 2012 · 

Necati kardeşim geçmişte kalan bu güzel anıları hatırlattığın için çok teşekkür ederim

Eki Göster

Bottom of Form

 



/////////////////////////////////

Mümtaz altınay dan gelenler























Operada 45 yıl sonra 12 Aralık 2018

 

45 SENE ÖNCESİNDEN BİR HATIRA
Ve OPERA

 

Necati Çavdar, OPERADA bir Anı albümüne 13 yeni fotoğraf ekledi.

15 Aralık, 13:57 ·

 


Kazakistan'ın bağımsızlığının 27. yıl dönümü münasebetiyle Ankara Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünde Kök Tuğ Kazak Kültür Derneği tarafından tertiplenen ve meşhur Kazak topluluğu " ADIRNA" nın sunduğu müzik ziyafetindeyiz.
Kazak Adırna Folklor ve Etnografya Müzik Topluluğu'nun Millli kıyafet ve yerel enstrümanlar eşliğinde icra ettiği Kazakça ve Türkçe eserlerler muhteşemdi..

......
Bu arada tam 45 yıl önce yaşadıklarımız filim şeridi gibi gözlerimiz önünde canlandı...
Lise yıllarındayız..
Okulumuzun tek bayan Hocası var Coğrafya hocamız Melahat Sander..
Melahat hoca bizi OPERAYA götürüyor..
Tabii isteyen gidiyor..Ama o herkesin gitmesini istiyor..
Uygun program olunca bize haber veriyor..Kç kişi katılacağı ortaya çıkınca da OPREDAN o kadar yer ayırtıyor..
Hep de balkondan yer ayrılıyor..
Bu işin okuldaki organizasyonunu bana havale ediyor..
Operaya gideceklerin listesini yapıp sayısını Melahat hocaya veriyorum..

Okulumuz, yatılı okul..
Opera, geç saatte başlıyor..
Biz saat dokuzda yatmaya alıştırılmışız..
Okula gelişimiz, gece 12 yi buluyor..
Kış günü olduğu için Angara soğuk mu soğu..
Dışarı ayaz..Opera sıcak..
Hele de Angara elitlerine göre yapılmış koltuklara gömülünce uyku geliyor..
Üstüne de milli değerlerden uzak BATILININ sanat zevkine uygun eserler sergilen di mi?
Ne dedikleri anlaşılamayan, bize ninni gelen sesler.
OPERA binası bizim için beşik oluyor, UYUYORUZ..
Temsil bitip de uykudan uyandırılıp, Angara ayazına çıkmak tam bir işkence..
Hem kısıtlı öğrenci harçlığından BİLET PARASI vereceksin hemde işkenceye katlanacaksın.
Bu sebeple ilk zamanlar fazla olan katılan sayısı gittikçe düşüyor..
Bir gün iki katlı olan okulumuzun üst katındaki Melahat hocanın odasına listeyi götürdüm..
Sayıyı verdim..
Sayı çok düşük..
Hoca ; " Biz onca eziyet çekerek yer ayırtıyoruz..Bir sürü zahmet çekiyoruz..
ASOSYAL adamlar yinele katılmıyor" diye dertlendi..
Sesimi çıkarmadım..
Hakikaten hocanın her hangi bir mecburiyeti de yoktu..
Yapmasa yapmaz.. Kimse de niçin talebeleri OPERAya götürmüyorsun demezdi.
Götürmesi, herhangi bir olumsuzluk da O'nun için bir risk idi..
Götürmemesi halinde kafası rahat..
Benim gitmeyenler için kullandığı " ASOSYAL adamlar" ifadesine karşı sesiz kalışımdan mı dır neden ise..
Verdiğim listeye bakmadan ;
" Sen gidiyor musun?" diye sordu..
Yüzümüz kıpkırmızı " Ben de gitmiyorum" diyebildim..
Bu defa daha bir bozuk halde yüzüme diktik baktı..
Açıklama şart oldu:
" Biz saat 9 da yatmaya alıştık..
OPERAya gidince geç saat oluyor.. O rada da uyuyoruz..
Sergilenen eseri de dinleyemiyoruz. Bİ şey anlamıyoruz..
Hemde boş yere bilet parası vermiş oluyoruz.. O yüzdende gitmek istemiyoruz"
dedim..
" Ha o tarafı da var diyen " Melahat hoca, az sayıdaki katlım dolayısıyla OPERAyı iptal edip , toplanan parayı sahiplerine dağıtmamı söyledi..
Bir daha da OPERA işkencesine katlanmadık..
Ve o gün bu gün 45 yıl olmuş...
..........
Gündüz olduğu için Edebiyat hocamız Hüseyin Ağca'nın organize ettiği Devlet Tiyatrosu salonlarında Yunus Emre gibi milli oyunların oynandığı tiyatro eserlerine gitmeye devam ettik.





















///////////


YAŞAR FERSAHOĞLU










YUSUF VEHBİ EREN 











ERKAN TÜRKMEN 








///////////////////////////////////







































































































































































///////////////////////////////////





















/////////////////////////////////

Erkan Türkmen

https://www.facebook.com/rumierkan?hc_ref=ARQEE1V76-mZ0xBcGPSctI0OcJIotiFQh_IwKiFC5Z_gplvaBcAhqiIuCMDaNM53iYw

enKTO Karatay Üniversitesi'nin Pakistan Cumhurbaşkanı'nı Prof. Dr. Erkan TÜRKMEN bilgilendirdi..albümünü paylaştı.

2 Eylül 2014 · 

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

///////////////////////////////////

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, ayakta duran insanlar ve kalabalık

 

KTO Karatay ÜniversitesiPakistan Cumhurbaşkanı'nı Prof. Dr. Erkan TÜRKMEN bilgilendirdi.. albümüne 3 yeni fotoğraf ekledi.Sayfayı Beğen

2 Eylül 2014 · 

KTO Karatay Üniversitesi KARSUM (Karatay ve Selçuklular Araştırma, İnceleme ve Uygulama Merkezi) Müdürü Pof. Dr. Erkan Türkmen, Pakistan Cumhurbaşkanı Sn. Mamnoon Hussain’e 30 Ağustosta mihmandarlık yaptı.

 

Yaşar Fersahoğlu

https://www.facebook.com/yasar.fersahoglu?ref=br_rs

///////////////

 

Hüseyin ağca

 

https://www.facebook.com/huseyin.agca.7543

Hüseyin Ağca

21 Kasım, 12:21 · 

Çok şükürkler olsun 4 günlük Kudüs ziyarnetimi tamamlayıp vatanıma döndüm.Üç tam gün içinde her üç kitaplı dine ait 31 ziyaret mahalli rehberimiz tarafından ana hatlarıyla bize tanıtılmaya çalışıldı.TUR-İNDEX İN SUNDUĞU ÇOK SINIRLI İMKANLARLA VE TEMİN ETTİĞİ AYNI SINIRLILIK İÇİNDE HİZMET VEREN JARUSELEM otelinde konakladık.Her iki rehberimizin gayretleriyle bu imkanlar az da olsa genişletilmeye çalışıldı.Dolaşılan coğrafi bölgenin tamamı İsraile ait ve kendi vatandaşları yanında beşeri yapı Yahudi ve Araplardan oluşuyor.1946 dan sonra Filistin topraklarının büyük bir kısmı israilin eline geçmiş.1967 den sonra da Filistin halkının elindeki toprakların daha da geniş bir kısmı yine israilin işgaline uğramış.Bu 31 ziyaret mahallini 12 si cami, 5 i kilise, diğerleri ise yine üç dinin memsuplarına ait mezar ve makamlardan oluşuyor.Biri de ağlama duvarı ve oraya yahudilerden başka kimse yaklaştırılmıyor.
Bilindiği gibi ,Hazret -i Muhammed (Selam üzerine olsun) yeryüzünde üç mekanın ziyaretini tavsiye etmiştir .Bunlar İlk Müslümün mabedi ve ziyareti Müslümanlar için farz olan Mescid-iHaram"dır(Kabe-i Muazzama),ikincisi Mescid-i Nebevi, üçüncüsü ise Mescid-Aksa"dır.
BEDEN SAĞLIĞI UZUN SÜRE YÜRÜMEYE VE AYAKTA DURMAYA MÜSAİT OLANLARA ÖNERİLECEK BİR GEZİDİR.

 

 

/////////////

Erol Ağagil

https://www.facebook.com/huseyin.agca.7543

............

Erol Ağagil - Vikipedi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Erol_Ağagil

1.     

2.     

Erol Ağagil, (d. 1939, Karacabey), Türk siyasetçi. Kara Harp Okulu mezunudur. Muhabere Okulu Öğretmenliği, Brüksel NATO Karargâhı Türk Askerî Temsil Heyeti Muhabere – Elektronik Subaylığı, Genelkurmay Muhabere Elektronik Başkanlığı Muhabere Enfrastructure Subaylığı, Serbest Ticaret, TBMM XVII. Dönem ...

 

/////////////////////////

76'lı Muhabere Teknisyen Astsb.lar

Herkese Açık Grup

 

https://www.facebook.com/groups/186729481349229/?multi_permalinks=1755455917809903&notif_id=1513427452613621&notif_t=group_activity

 

/////////////////////////
Reşat Derelli

................

https://www.facebook.com/BeyazMasa18/posts/382159345269173

Çankırı Belediyesi Beyaz Masa İlanları

29 Eylül 2014 · 

29.09.2014(PAZARTESİ)
Çankırı eşraflarından Kırıker ailelerin enişteleri emekli Tuğgeneral REŞAT DERELLİ vefat etmiştir.Cenazesi ikindi namazını müteakip Hoca Ahmet Yesevi Caminden alınarak aile mezarlığına defnedilecektir.
MERHUMA ALLAH'TAN RAHMET YAKINLARINA BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ.

 

///////////////

Çankırılı tuğgeneral vefat etti!

http://www.cankiripostasi.com/manset/cankirili-tuggeneral-vefat-etti-h6907.html

Çankırılı tuğgeneral vefat etti!

30 Eylül 2014 Salı 20:55

Emekli Tuğgeneral Reşat Derelli 73 yaşında vefat etti.

http://www.cankiripostasi.com/images/upload/%C4%B1mg45.jpg

 

Toplam Yorum Sayısı 20

·         1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Selahattin Arslan5 ay önce yorumlandı

Komutanım, Kıbrıs'ta Bl.K. mız idi. O sert görünümünün altında son derece sevecen, yumuşak kalpli, yapıcı, güvenilir bir kişiliği vardı. Ondan çok şey öğrendik. Çok iyiliklerini gördük. Benim onda hakkım var ise sonuna kadar helal ediyorum. Kabri nur, mekanı Cennet olsun. Ailesine saygılarımı sunuyorum.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Mehmet Durak6 ay önce yorumlandı

Merhum komutan benim Ankara Mamak Elektronik Ast Sb okulundan ogrenci boluk komutanimdi beni cok severdi Allah Tafsilatini af etsin mekani cennet olsun ruhun saad olsun komutanim

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

ibrahim KAVAZ/TRABZON2 yıl önce yorumlandı

allah rahmet eylesin nur içinde yatsın.1977/4 olarak 15 ay komutanlık konutunda 15 ay haberciliğini yaptım.babacan bir insandı.eşleri hanım efendi nisa hanıma,oğlu burçin beyfendiye kızı dilek hanım a başsağlığı diliyorum...

.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

mustafa ogus2 yıl önce yorumlandı

Allah rahmet eylesin

 

.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Metin Batuk 78/42 yıl önce yorumlandı

Allah rahmet eylesin. Çok iyi ve babacan bir insandı Mehmet Reşat Derelli paşam ben 7 ay Mebs. karagahında postalığını yaptım.

0 Kişi beğendi.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Fikret albayrak2 yıl önce yorumlandı

Allah rahmet eylesin değerli komutanım 1986 1988 yıllarında plan program daire başkanlığı ve okul komutanlığınayken şoförlüğünü yapmıştım mekanın cennet olsun

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

1978/22 yıl önce yorumlandı

Usta birliğinde teskereme kadar garsonluğunu yaptığım babacan bir paşaydı M.E.B.S'de adam gibi adamdı şefkatliydi nisa anne enaz onunkadar ıyıydı başı sağolsun nisa annenin allah mekanını cennet eylesin

0 Kişi beğendi.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Asian2 yıl önce yorumlandı

Iyı adamdı küme balmış kımse üfurmesın ben memnunum ondan Allah da memnun olsun

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

sedat kıbrıslıoğlu3 yıl önce yorumlandı

osman çiçek " hakkımı helal etmiyorum " demiş.. varmıki hakkı? varsa helal etmesin. ama Merhum Komutanımızın haklarını unutmak, inkar etmek (biz 73 lü talebeler için söylüyorum) eşeklikten ötedir nankörlüktür. Öbür dünya da var. orada hesaplaşılır.. Allah rahmet eylesin.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

İsmail kahraman3 yıl önce yorumlandı

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun

0 Kişi beğendi.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

osman nuri eralgın3 yıl önce yorumlandı

Allah rahmet eylesin aile sine ve sevenlerine baş sağlığı ve sabrıcelil ihsanetsin amin adam gibi adamdı ancak adam olanlar bilir

0 Kişi beğendi.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

ali pekgöz3 yıl önce yorumlandı

Allah rahmet etsın

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Yanlız Kurt3 yıl önce yorumlandı

allah rahmet eylesin

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

osman cicek3 yıl önce yorumlandı

Gercegini ben yaziyorum biz cocuklara cehennem hayati yasatti bunu yayinla

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

osman cicek3 yıl önce yorumlandı

Hakkimi helal etmiyorum

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Selami KILIÇ3 yıl önce yorumlandı

1972-1973 yılında Öğrenci Bölük Komutanım,Mu.Er Eğitim Alayında Alay komutanım,Genarelliğinde Mu.Okul Komutanım,Allah rahmet eylesin,mezarına nurlar yağsın.Sevenlerinin be talebelerinin başı sağolsun .

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

sedat kıbrıslıoğlu3 yıl önce yorumlandı

1970-1972 yillarinda elekronik astsubay okulunda 1973yılı mezun astsubarin ya i bizim böluk ve sınıf komutanımız idi. Sert ama. Ögrencilerini kollar sever bir kisiliği vardi. Ögrencileri biz 1973yılı elektronik astsubaylar adına başsağlığı diliyorum.

soner derelli3 yıl önce yorumlandı

Dereli nedir ya?haber yapıyorsunuz merhumun soyadını doğru yazın bari Editör notu: Sehven yanlış yazılmış düzelttik Soner bey.

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

E.Mu.Kd.Bçvş.Orhan SELIŞIK3 yıl önce yorumlandı

sevenleri̇ne tazi̇yeleri̇mi̇ i̇leti̇yor,merhuma rahmet di̇li̇yorum.

Yüksel TEKE3 yıl önce yorumlandı

mekanı cennet olsun.1984 te muhabere okulund

 

 

////////////////////////

Komutanlara onay

Hürriyet Haber

07.08.1998 - 00:00

http://www.hurriyet.com.tr/komutanlara-onay-39032522

Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin ile Genelkurmay Başkanı Karadayı tarafından Köşk'e çıkarılan Yüksek Askeri Şûra kararları, Cumhurbaşkanı Demirel'in onayından geçti. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, 30 Ağustos'tan geçerli olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti'nin 23'üncü Genelkurmay Başkanı olacak.

Terfi listesi

31 general ve amiral bir üst rütbeye, 46 albay ise general ve amiralliğe terfi etti. 49 general ve amiralin rütbe bekleme süreleri bir yıl uzatıldı ve 1 general ise yaş haddinden emekli oldu.

Genelkurmay açıklamasına göre terfilerin tam listesi şöyle:

KARA KUVVETLERİ

ORGENERALLER:

Halit Edip Başer, Tahir Aytaç Yalman

KORGENERALLER:

Fevzi Türkeri, Fethi Remzi Tuncel, Sami Zığ, Mehmet Aydın Şen, Kemal Yılmaz

TÜMGENERALLER:

Mustafa Ethem Erdağı, Şaban Recai Öztürk, Behzat Balta, Hayri Güner, Nevzat Bekaroğlu, Kenan Deniz, Yavuz Ertürk, Ersal Kayan, Fuat Büyükcivelek, Kamil Erdal Sipahi, Hasan Peker Günal

TUĞGENERALLER:

Hulusi Akar, İsmail Hakkı Pekin, Zeki Durlanık, Ümit Şahintürk, Mehmet Sarı, Ömer Necati Özbahadır, Naci Beştepe, Mustafa Korkut Özarslan, Mahir Kök, Şerafettin Telyazan, Haluk Alper, Hüsnü Can Teler, Hüsnü Cihangir Dumanlı, Saffet Kaya, Fehim Güler, Bahadır Tetik, Hikmet Tahmaz, Emin Ünal, Galip Mendi, Ali Bağcı, Mustafa Çelik, Kazım Usta, Ömer Ertaç Öztürk, Mehmet Akçay, Noyan Umruk

DENİZ KUVVETLERİ

KORAMİRALLER:

Yener Karahanoğlu

TÜMAMİRALER:

Orhan Aydın, Yalçın Ertuna

TUĞAMİRALLER:

Özer Karabulut, Hasan Hoşgit, Mehmet Otuzbiroğlu, Engin Baykal, Kadir Nazif Özdağdeviren

HAVA KUVVETLERİ

KORGENERALER:

Batmaz Dandin, Aydın Okan

TÜMGENERALER:

Ahmet Atalay Efeer, Hasan Aksay, Bilgin Balanlı, Selahattin Şener

TUĞGENERALLER:

Mustafa Fırat, Ziya Güler, Suphi Acar, Sefer Öztürk, Mehmet Pınar, Yılmaz Üçer, Bekir Ata YılmazÖzkan Anıl

JANDARMA

KORGENERALLER:

Yusuf Soybaş

TÜMGENERALER:

Nurettin Çakır, Şakir Altınbaş

TUĞGENERALLER:

Mustafa Bıyık, Baki Onurlubaş, Oğuz Altay, Eyüp Engin Hoş, Tahsin Baltacıoğlu

GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ

TÜMGENERALLER:

Çetin Harmankaya

TUĞGENERALLER:

Devriş Şen, Yalçın Işımer

ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ

TUĞGENERAL:

İrfan Erdinç

1 yıl uzatma

KARA KUVVETLERİ

KORGENERALLER:

Tamer Akbaş, Erdinç Demirbilek

TÜMGENERALLER:

Orhan Tan, Kamil Erol Kırışoğlu, Çetin Erman, Orhan Yöney, Ersin Köşer, Oltan Evren

TUĞGENERALLER:

Mehmet Reşat Derelli, Çağatay Titiz, Aydın Kalpakçı, İzzettin Gürdal, Yekta Numanoğlu, Tuncer Akçay, Mustafa Oktay Alnıak, Necmi Çora, Mehmet Celal Gürkan,Aslan Güner, Hasan Güray Kılınçoğlu, Nevzat Mutlu, Erol Uğur, Mehmet Zafer Özer, Emin Erhan Çeliker, Canay Koru, Selahattin Uğurlu, Muammer Ünal, Mehmet Yaşar Öney, Metin Denli

DENİZ KUVVETLERİ

KORAMİRALLER:

Hayri Bülent Alpkaya

TUĞAMİRALLER:

Umur Ömer Esentürk, İlker Güven, Ersin Güler, Devrim Çorbacıoğlu, Taner Balkış, Alev Gümüşoğlu

HAVA KUVVETLERİ

KORGENERALLER:

Cumhur Asparuk, Orhan Köse

TÜMGENERALLER:

Osman Nuri SolakoğluErdoğan Batmaz

TUĞGENERALLER:

Bican Erçakır, Turan Bulamur, Hikmet Yavaş

JANDARMA

TÜMGENERAL:

Hakkı Kılınç

TUĞGENERALLER:

Uğur Çevik, Ali İhsan Güvener, İsmet Yediyıldız, Ali Akgöz

GATA

Tuğgeneral:

Naci Seber

ASKERİ YARGITAY

Tuğgeneral :Hakkı Önder Ayhan

EMEKLİ OLANLAR

KORGENERALLER:

Teoman Erkan, Ali Yalçın, Metin Sağlam, Yalçın Ertan, Vural Avar

KORAMİRAL:

Aydan Erol

TÜMGENERALLER:

Saim Tezcan, Utku Güney, Ayhan Cansevgisi, Kadri Özer, Selahattin Dinçer, Özer Altınışık, Yaşar Spor, Ersin Yılmaz, Şevket Turan, Ergin Önür, Turhan Bedir.

TÜMAMİRALLER:

Erol Adayener, Haluk Sayın.

TUĞGENERALLER:

Ünal Tamgaç, Özkan Özgün, Tuncay Özkan, Özcan Nalbantoğlu, Ahmet Oktay Üyüllü, Erdal Yurdakul, Erdal Ege, Reşat Derelli, Rauf Aydın, Feryat Bayam, Ercüment Yurtseven, Hüseyin Erim, Muammer Ünal, Kaynak Tümer, Veli Köroğlu, Mehmet Volkan,Orhan Ballı, Muzaffer Yardım, Fuat Kaylan.

TUĞAMİRALLER:

Nafiz Kartal, Numan Alansal, Atilla Tongu.

Genelkurmay Başkanı Org. HÜSEYİN KIVRIKOĞLU

1934'te Bozüyük'te doğdu. 1955'te Harp Okulu'ndan, 1957'de Topçu Okulu'ndan, 1967'de de Harp Akademisi'nden mezun oldu. Korgeneral rütbesiyle Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı. 1993'da orgeneralliğe terfi ederek, NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine atandı. Geçen yıl Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na getirildi. Evli ve bir çocuk babası, İngilizce biliyor.

Komutanlara yöneticilik dersi

Çok iyi İngilizce bilen Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, sürekli okuyan, bir çok yabancı komutan ve devlet adamıyla dostluğu olan bir subay. ‘‘Güç Disiplini’’ adlı İngilizce kitabı çevirtip bir mektup ilişiğinde okumaları için komutanlarına dağıttı. Kitabın yazarı ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı George W. Ball, eski Başkan Richard Nixon'a Vietnam Savaşı'nı sürdürdüğü için şiddetle karşı çıkan bir siyasetçi. Yeni Genelkurmay Başkanı, mektubunda, 2000'li yıllarda yöneticiliğin temel prensiplerini sıralıyor:

Fırsatlar giderken, gelirken görüldüğünden daha büyük görünür.

Sınırlı güçlerle sınırsız işler yapılamaz.

Bir konu acilse, geç kalınmış demektir. Yönetmek, önceden görmek demektir.

Tepkiler, algılanan tehlikenin mahiyetine uygun olmalıdır. Aksi halde tehdit kalkmayacağı gibi, başka yeni tehditlere de meydan verir.

Herşey liderle yükselir veya ona bağlı olarak düşer.

Dünyanın en eski yasası, ‘herşey eskir.’

Yeni komuta kademesi

Kara Kuvvetleri Komutanı

ORGENERAL ATİLLA ATEŞ

1937'de Kütahya'da doğdu. 1957'de Kara Harp Okulu'ndan, 1959'da Topçu Okulu'ndan, 1969'da Kara Harp Akademisi'nden, 1970'te de Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden mezun oldu. 1994'te orgeneralliğe terfi ederek, Harp Akademileri Komutanlığı'na atandı. 1996'da 3. Ordu Komutanı oldu, geçen yıl 1. Ordu Komutanlığı'na atandı. Almanca biliyor, evli ve üç çocuk babası.

Deniz Kuvvetleri Komutanı

ORAMİRAL SALİM DERVİŞOĞLU

1936'da İzmir'de doğdu. 1957'de Deniz Harp Okulu'ndan, 1959'da Sınıf Okulu'ndan, 1967'de Deniz Harp Akademisi'nden mezun oldu. Tuğamiral rütbesiyle Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı görevinde bulundu. Oramiralliğe 1995'te terfi etti ve Donanma Komutanlığı'na atandı. 30 Ağustos 1997'den beri Deniz Kuvvetleri Komutanı. Evli ve 3 çocuk babası. İngilizce ve Fransızca biliyor.

Hava Kuvvetleri Komutanı

ORGENERAL İLHAN KILIÇ

1936'da İstanbul'da doğdu. 1957'de Hava Harp Okulu'ndan, 1958'de pilotaj eğitiminden, 1968'de Hava Harp Akademisi'nden mezun oldu. 1995'te orgeneralliğe terfi etti ve MGK Genel Sekreterliği görevine atandı. 30 Ağustos 1997'den beri Hava Kuvvetleri Komutanı. Evli ve iki çocuk babası, ngilizce biliyor.

Jandarma Genel Komutanı

Orgeneral Rasim Betir

1938'de Sakarya'nın Hendek İlçesi'nde doğdu. 1958'de Kara Harp Okulu'ndan, 1960'ta Muhabere Okulu'ndan, 1971'de Kara Harp Akademisi'nden mezun oldu. 1996'da orgeneralliğe terfi ederek 2. Ordu Komutanlığı'na getirildi. İki yıldır bu görevi yürütüyordu. Evli ve 3 çocuk babası, İngilizce biliyor.

1'inci Ordu Komutanı

Org. Çevik Bir

1939'da İzmir'de doğdu. 1995'te orgeneralliğe terfi etti ve Genelkurmay 2. Başkanlığı'na atandı. Evli ve bir çocuk babası, İngilizce biliyor.

2'inci Ordu Komutanı

Org. Aytaç Yalman

1940'ta İstanbul'da doğdu. Bu Şura'da orgeneralliğe terfi etti. Belma Yalman'la evli.

3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Nahit Şenoğul

Ege Ordu Komutanı Orgeneral Doğu Aktulga

Genelkurmay 2. Başkanı

Orgeneral Hilmi Özkök

NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanı

Orgeneral Edip Başer

Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Necati Özgen,

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı

Orgeneral Necdet Timur

Donanma Komutanı Oramiral İlhami Erdil

Özkasnak zırhlı birliklere

Üç yıldır Genelkurmay Genel Sekreterliği yapan Tümgeneral Erol Özkasnak, Ankara Etimesgut'ta bulunan Zırhlı Birlikler Eğitim ve Tümen Komutanlığı görevine atandı. Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanı Albay Hüsnü Dağ ise bu yıl da terfi edemedi. Dağgeçen yıl da terfi sırasında olduğu halde terfi edememişti.

 

 

.............

Genelkurmay - Harbiye - Askerlik - Savunma

 

 

http://harbi-harbiye.blogspot.com.tr/2010/09/1998-yl-yuksek-askeri-sura-kararlar.html

1 EYLÜL 2010 ÇARŞAMBA

1998 Yılı Yüksek Askeri Şura Kararları

YÜKSEK Askeri Şura'nın (YAŞ) 4 gün süren çalışmaları sonunda Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, 30 Ağustos'tan geçerli olmak üzere emekliye ayrılırken, yerine Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu getirildi. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fikret Özden Boztepe'nin yerine de 2. Ordu Komutanı Orgeneral Rasim Betir atandı.

 

YAŞ'ın 3 Ağustos'ta başlayan 1998 yılı olağan toplantısında alınan kararlar dün saat 11.00'de Karadayı'yla Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin tarafından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sunuldu.

 

Demirel'in onayladığı şura kararlarına göre TSK'yı 2000'lere taşıyacak yeni komuta kademesi şöyle:

 

Genelkurmay Başkanlığı'na Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na 1. Ordu Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Jandarma Genel Komutanlığı'na 2. Ordu Komutanı Orgeneral Rasim Betir, 1. Ordu Komutanlığı'na Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir, Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök atandı.

 

30 Ağustos 1998'den geçerli olmak üzere orgeneralliğe terfi eden 3. Kolordu Komutanı Edip Başer NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na, 6. Kolordu Komutanı Aytaç Yalman 2. Ordu Komutanlığı'na getirildi.

 

Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Necati Özgen, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Doğu Aktulga, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Nahit Şenoğul, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral Necdet Timur ve MGK Genel Sekreteri Orgeneral Ergin Celasin ise görevlerini korudu.

 

Karadayı'nın 30 Ağustos'ta görev süresini doldurması nedeniyle boşalacak olan Genelkurmay Başkanlığı'na Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun atanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı. Kıvrıkoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin 23. Genelkurmay Başkanı olarak 4 yıl görev yapacak.

 

Şurada, "disiplinsizlik" gerekçesiyle büyük bölümü şeriatçı 24 subay ve astsubayın da ordudan ilişiği kesildi. 30 Ağustos'tan geçerli olmak üzere 31 general ve amiral bir üst rütbeye, 46 albay general ve amiralliğe yükseldi. 49 general ve amiralin rütbe bekleme süreleri bir yıl uzatılırken, biri yaş haddinden, diğerleri ise görev sürelerinin dolması ve kadrosuzluk nedeniyle toplam 39 general ve amiral emekliye ayrıldı.

 

Bir üst rütbeye yükselen general ve amirallerle general ve amiralliğe yükselen albaylar şunlar:

 

Kara Kuvvetleri Komutanlığı

 

* Orgeneralliğe yükselen korgeneraller:

Edip Başer,

Aytaç Yalman.

 

* Korgeneralliğe yükselen tümgeneraller:

Fevzi Türkeri,

Fethi Remzi Tuncel,

Sami Zığ,

Mehmet Aydın Şen,

Kemal Yılmaz.

 

* Tümgeneralliğe yükselen tuğgeneraller:

Mustafa Ethem Erdağı,

Şaban Recai Öztürk,

Behzat Balta,

Hayri Güner,

Nevzat Bekaroğlu,

Kenan Deniz,

Yavuz Ertürk,

Ersel Kayan,

Fuat Büyükcivelek,

Kamil Erdal Sipahi,

Hasan Peker Günal.

 

* Tuğgeneralliğe yükselen albaylar:

Hulusi Akar,

İsmail Hakkı Pekin,

Zeki Durlanık,

Ümit Sahintürk,

Mehmet Sarı,

Ömer Necati Özbahadır,

Naci Beştepe,

Mustafa Korkut Özarslan,

Mahir Kök,

Şerafettin Telyazan,

Haluk Alper,

Hüsnü Can Teler,

Hüsnü Cihangir Dumanlı,

Saffet Kaya, Fehim Güler,

Bahadır Tetik,

Hikmet Tahmaz,

Emin Ünal,

Galip Mendi,

Ali Bağcı,

Mustafa Çelik,

Kazım Usta,

Ömer Ertaç Öztürk,

Mehmet Akçay,

Noyan Umruk.

 

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

 

* Koramiralliğe yükselen tümamiral:

Yener Karahanoğlu.

 

* Tümamiralliğe yükselen tuğamiraller:

Orhan Aydın,

Yalçın Ertuna.

 

* Tuğamiralliğe yükselen albaylar:

Ömer Karabulut,

Hasan Hoşgit,

Mehmet Otuzbiroğlu,

Engin Baykal,

Kadir Nazif Özdağdeviren.

 

Hava Kuvvetleri Komutanlığı

 

* Korgeneralliğe yükselen tümgeneraller:

Temel Batmaz Dandin,

Aydın Okan.

 

* Tümgeneralliğe yükselen tuğgeneraller:

Ahmet Atalay Efeer,

Hasan Aksay,

Bilgin Balanlı,

Selahattin Şener.

 

* Tuğgeneralliğe yükselen albaylar:

Mustafa Fırat,

Ziya Güler,

Suphi Acar,

Sefer Öztürk,

Mehmet Pınar,

Yılmaz Üçer,

Bekir Ata Yılmaz,

Özkan Anıl.

 

Jandarma Genel Komutanlığı

 

* Korgeneralliğe yükselen tümgeneral:

Yusuf Soybaş.

 

* Tümgeneralliğe yükselen tuğgeneraller:

Nurettin Çakır,

Şakir Altınbaş.

 

* Tuğgeneralliğe yükselen albaylar:

Mustafa Bıyık,

Baki Onurlubaş,

Oğuz Altay,

Eyüp Engin Hoş,

Tahsin Baltacıoğlu.

 

Gülhane Askeri Tıp Akademisi

 

* Tümgeneralliğe yükselen tuğgeneral: Ali Çetin Harmankaya.

 

* Tuğgeneralliğe yükselen albaylar: Derviş Şen, Yalçın Işımer.

 

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

* Tuğgeneralliğe yükselen albay: İrfan Erdinç.

 

Uzatma alanlar

 

Rütbe bekleme süreleri bir yıl uzatılan general ve amiraller şunlar:

 

Kara Kuvvetleri Komutanlığı

 

* Korgeneraller: Tamer Akbaş, Erdinç Demirbilek.

 

* Tümgeneraller: Orhan Tan, Kamil Erol Kırışoğlu, Çetin Erman, Orhan Yöney, Ersin R. Köşer, Oltan Evren.

 

* Tuğgeneraller: Mehmet Reşat Derelli, Çağatay Titiz, Aydın Kalpakçı, İzzettin Gürdal, Yekta Numanoğlu, Tuncer Akçay, Mustafa Oktay Alnıak, Necmi Çora, Mehmet Celal Gürkan, Aslan Güner, Hasan Güray Kılınçoğlu, Nevzat Mutlu, Erol Uğur, Mehmet Zafer Özer, Emin Erhan Çeliker, Canay Koru, Selahattin Uğurlu, Muammer Ünal, Mehmet Yaşar Öney, Metin Denli.

 

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

 

* Koramiral: Hayri Bülent Alpkaya.

 

* Tuğamiraller: Umur Ömer Esentürk, İlker Güven, Ersin Güler, Devrim Çorbacıoğlu, Taner Balkış, Alev Gümüşoğlu.

 

Hava Kuvvetleri Komutanlığı

* Korgeneraller: Cumhur Asparuk, Orhan Köse.

 

* Tümgeneraller: Osman Nuri Solakoğlu, Erdoğan Batmaz.

 

* Tuğgeneraller: Bican Erçakır, Turan Bulamur, Hikmet Yavaş.

 

Jandarma Genel Komutanlığı

 

* Tümgeneral: Hakkı Kılınç.

 

* Tuğgeneraller: Uğur Çevik, Ali İhsan Güvener, İsmet Yediyıldız, Ali Akgöz.

 

Gülhane Askeri Tıp Akademisi

* Tuğgeneral: Naci Seber.

 

Askeri Yargıtay

* Tuğgeneral: Hakkı Önder Ayhan.

////////////////////

 

 

 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

'EYLÜL - DER ' den arkadaşım Tayyip beyin Albaylarından Rahmi Yıldırım .. .. Bu Evren'i terk etti..16 Nisan 2026

  'EYLÜL - DER ' den arkadaşım Tayyip beyin Albaylarından Rahmi Yıldırım .. .. Bu Evren'i terk etti.. (Kenan #Evren , komünist ...