https://www.facebook.com/servervakfi/photos/t.689617699/1019207934766771/
Çanakkale üzerinden atılan çığlık:
Haç’a çarpan Türk’ün hikâyesi
“Operasyon 1915 Çanakkale”
Haç’a çarpan Türk’ün hikâyesi
“Operasyon 1915 Çanakkale”

Çanakkale üzerinden atılan çığlık:
Haç’a çarpan Türk’ün hikâyesi
“Operasyon 1915 Çanakkale”
Server Vakfı tarafından her cumartesi günü düzenlenen Bir Kitap & Bir yazar “ programında Çanakkale savaşına farklı bir pencere açarak “ Operasyon 1915 Çanakkale “ isimli kitabını yazan Ozan Bodur, kitabın hikâyesini anlattı.
‘‘ Çanakkale geçilemez dendi..Doğru.. ..Şimdiye kadar hep 1915’te ÇANAKKALE’nin nasıl geçilmediği anlatıldı. Direniş destanı yazıldı
OPERASYON’un sonunda 1918’te nasıl geçildiğini ve sonuçlarını” anlattım..
Arabistanlı Lawrence’’ın kim olduğunu çoğumuz biliriz ama ‘‘Gertrude Margaret Lowthian Bell’’ ismi bize yabancıdır. Bilmeyiz. Çöl kraliçesi diye de ünlenen bu kadın, bizden koparılan vatan parçaların ayrı ayrı ülkeler halinde ortaya çıkması için sınırları cetvelle çizerek belirleyen.. Lawrence’i yetiştiren insandır…Kitapda bu ve benzeri bir çok simayı bulacaksınız..
100 yıldır tarih diye dinlediklerimizin tamda o olmadığını gençlerimizin uyanması için kurulan oyunları bir roman şeklinde anlattım.. “dedi.
“Sakat tarih anlatımıyla bir yere varılamaz.. “ diyerek “ Operasyon 1915 Çanakkale “ de yer alan konular ve ismi geçenlerden örnekler veren Bodur;
“İsrail’in kuruluş serüveninin İsviçre Basel’de 1. Siyonist kongresiyle başladığını aynı salonda 1997 de Erbakan’ın Avrupa İslam konferansı tertiplediğini söyledi.
“ Teoedar Herzel, Uganda’ mı Filistin mi diyerek ..Yahudi yurdu arayışı çerçevesinde Osmanlı ülkesi olan Kudüs’e bir arkadaşını gönderir.. Arkadaşı şu raporu verir:
‘Filistin Çok güzel bir kız. Ama 500 yıldır bir adamla evli..O adamla boşanması gerek ki burada Yahudi vatanı kurulsun. Yoksa hayal..’
‘Sultanın Kalesi’ denilen Çanakkale’nin geçilmesi işte bu hayalin gerçekleşmesi için yapılan operasyondur. Bu kitap da bu oyunu ortaya koydum” diye konuşan BODUR, şöyle devam etti:
Üniversitede hem tarih okudum. Hem de turist rehberliği yaparak Çanakkale’yi adım adım dolaştım.. Çanakkale ile ilgili 500 kadar eser yazıldı. Bunların tümü kendi tarihimize aidat duygusuyla yaklaşılarak ortaya kondu.
Bir turisti baktığı gibi ortaya konmadı.
Hep bunu düşündüm.
Bir kitap yazarak yayınevinin kapısını çalarak editöre teslim ettim.
Kelli felli bir insan olan editör,
“Çanakkale bir zafer mi? “ diye sordu..
Evet dedim..
Yaşlı editör, “Eve hırsız girmiş. Siz evinizi, çocuklarınızı korumak için elinize geçirdiğiniz sopayla hırsıza karşı durup onu kaçırdınız.. Siz evinizi ve çocukları korudunuz..yeni bir ev almadınız.İlave bir şey yok..Dolayısıyla zafer yok. Direnme var. Olmamış.
Çanakkale’ye daha farklı bak. Öyle getir” diyerek tümünü okuyup, kırmızı kalemle satırları çizdiği çalışmamı iade eti.
Çok üzüldüm. Yayınevinin merdivenlerinden inerken ret edilmenin verdiği duygu ile ağlayarak indim..
Kalbim kırılmıştı..
Okuduğum kitaplara bakıyorum..Hiç bir yeri atlamadığımı düşünüyorum.Daha farklı ne olurdu ki?
14 ay 14 gün süren bu savaşlarda daha farklı ne olabilirdi.
Fotoğrafın büyüğü ne idi ki?
10 Yıl o fotoğrafın büyüğünü aradım..
Bu kitap, “Büyük resmi” arayan bir gencin 10 yıllık çalışmasıdır.
Bu kitap bir birinin devamı olacak şekilde üç seri olarak düşündüğüm “operasyon” serisinin ikincisidir. Bir ve üçüncüsünü de yayınlayacağım....
40Hacıbayram Bulgurlu, Ayse Köylü Yazici ve 38 diğer kişi
2 Paylaşım
Paylaş



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder