https://www.facebook.com/photo/?fbid=1014745178546380&set=t.689617699
“Ortadoğu’nun Ortaçağı “
SEVER Vakfı konferans salonunda vakıf Başkan vekili Av. Mehmet Ali Bulut başkanlığında yapılan Çarşamba Sohbetleri’nde;
Dünyada yaşanan gelişmeleri ve Ortadoğu’da yaşananları “Terör ve Devlet dışı Aktörler” adı altında değerlendiren G.Ü. Uluslar arası İlişkiler Böl. Öğr. Üyesi Doç.Dr. Mehmet Şahin, “ Ortadoğu’da devlet dışı aktörler çağına giriyoruz. “dedi.
Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü:
Orta çağda Avrupa’da büyük devletler yok. Küçük küçük birimler var. Belli bölgelerde etkili olan kontluklar bir birini yiyor.
Buda dış müdahalelere zemin hazırlıyor.
Kuzeyden Türkî kavimler… Güneyden Müslüman Araplar (Emeviler) Avrupa içlerine ilerliyorlar.
Bu gün Afganistan - Pakistan dan Fas’a kadar işleyen kaç devlet var.?
Karşımızda bir iki devlet gibi devlet var. Türkiye, İran ve İsrail’i saymazsak bunun dışında işleyen devlet olmayınca yerini doldurmak üzere devlet dışı aktörler ortaya çıkıyor.
Bunlarda alan hâkimiyetlerini “terör” yaparak sağlıyorlar.
Müslüman Kardeşler gibi “Terör örgütü “olmayan yapılarda var.
Ortadoğu’da yaşananlar tıpkı Avrupa’da yaşanan Ortaçağ’a benziyor. Bölgede devletler devlet gibi olmadığı için büyük devletler açıktan olmasa da bu örgütlerle sıkı bir işbirliği içindeler.Bu da terör örgütlerini güçlendiriyor. Terör örgütlerini her ülke çıkarı için kullanabiliyor. PKK, PYD ve İŞİD in yaptığı gibi terör örgütleri de “ para yatırın sizin için savaşalım” diyebiliyorlar.
“DEVRİMCİ DALGADAN” RAHATSIZ OLDULAR.
Bölgedeki jeopolitik kırılmalar yaşandı.
Bunların başında “Arap baharı” denen olaylar zinciri gelir.
“Arap Baharı” ittifak sitemini de değiştirdi.
Aslında Arap aharı, “Sünni kabarması” idi. Halkına yabancı ve halkı temsil etmeyen yönetimlere karşı halk çoğunluğunun itirazı ve kalkışması sonucu - yani Arap baharı sonucu -tüm seçimleri Sünni çoğunluk kazandı.
Bölgede tabanı olan Sünni çoğunluk seçimleri kazanınca sonucu da kalıcı oluyor.
Bu durumdan tüm Müslüman azınlık guruplar rahatsız oldu.
Gayri Müslim azınlıklar rahatsız oldu.
İsrail, “siyasal İslam havuzunda” boğulacağım korkusuna kapıldı.
Krallık ve emirlikler yönetimlerden gideceğiz endişesine kapıldı.
Halk da zemin bulan çoğunluğa dayalı idareyi, “Bölge dışı” devletler kontrol etmekte zorlanıyorlar.
O nedenle Arap Baharının tesirini azaltma yönünde tavır geliştirdiler.
1950lerde esen seküler dalgadan rahatsız olmayanlar; “İslam” etkisi olan yeni “devrimci dalgadan” rahatsız oldular.
Çünkü bölgeyi kontrol etmek isteyen büyük devletler “yerli düşünceden “rahatsız olurlar.
Arap Baharı’nın etkisini yok etmek için geniş kitleleri terörüze etmenin yollarını aradılar.
Arap baharında “Türkiye’ye örnek olamadınız, geniş kitleler Islama yakın durdu” dediler.
Arap baharı sonrası siyasal “İslam yükseliyor” diyerek tüm Müslümanlara “hepiniz İŞİD taraftarısınız “ denildi.
Bu arada İran çıkarı için başta Rusya olmak üzere batı ile ortak hareket eden bir yapıya dönüştü.
Bir çok devlet, Suriye’ye girene kadar İŞİD ile mücadele ediyoruz diyor. Ancak Suriye’ye girdikten sonra ne yaptıkları belli değil.
PARİS’İ DE Mİ BOMBALAYACAKSINIZ?
Fransa, Paris’ de ki hadiseden sonra Rakka’ya yönelik bombalar yağdırdı. Rakka’da bir milyon insan yaşıyor. Bunların tamamı İŞİD mensubu değil ki?
Faransa, İŞİD’e kaynak sağlayan üçüncü ülke.. İŞİD’e katılarak eylem yapanların hemen hemen hepside Fransa vatandaşı. Suriye’ye gelip İŞİD’e katılan olduğu gibi gelmeyerek Fransa’da yaşayanlar var. O zaman İŞİD var diye Paris’i de mi bombalamak gerek..?
Çok küçük guruplar için masum halkı bombalamak İŞİD’i güçlendirir, sempati kazandırır.
İŞİD artık Suriye de, Irak da değil her yerde ve mobil unsular olarak Faaliyetini sürdürüyor.
TERÖERE BULAŞANLAR SİLAHI BIRAKMAZ
Her ülkenin kendine yakın gurupları var.
İran’ın Şii milislerden oluşan “Haçlı Şaap” gurubu var.
Bu guruplara, silahı bırakın düzenli orduya geçin dense karşı çıkarlar. Irak’da yaşanan bu.
Peşmerge, Araplara
Şii guruplar Sünnilere
Sünni guruplarda “Kürtlere ve Şiilere güvenemiyoruz” diye silahlarını bırakmayıp hâkimiyet alanı oluşturuyorlar.
Aslında hiçbir yapıda homejen değil. Her yapının da kendine göre ayrı gurupları var. Tek bir yapı gibi görülen Kuzey Irak Bölgesi bile kaç parçaya bölünmüş..Barzani, Talabani ve Gorani unsurları ayrı ayrı hareket edebiliyorlar . Orada da Erbil ve Süleymaniye’de ayrı ayrı yönetimler olsun diyenler var.
SURİYE’NİN KADERİ SURİYE’DEKİ HALKIN ELİNDE DEĞİL..
Suriye’de işin içine girmeyen devlet yok.
Ne kadar devlet var ise o kadarda guruplar var. Adı duyulanlar dışında kontrolsüz çok guruplar var.
Artık Suriye’nin kaderi Suriye’deki halkın elinde değil..
PYD/YPG nin ele geçirdikleri bölgede yaptığı gibi terör oluşumlrı, temsil ettikleri iddiasında bulundukları guruplardan kendilerine yakın durmayanları ya öldürerek ya da hayat hakkı tanımayarak alan hakimiyeti oluşturuyorlar..
PKK,PYD/YPG kullanılarak Şengel dağından ( Sincar ) Akdeniz’e kadar Şili gibi uzanan bir alan oluşturma çabası var. Bu da Türkiye kökenli insanların etkin olduğu ve KCK yapılanmasının kontrolündeki örgütlerle sağlanmaya çalışılıyor.
PKK/PYD KÜRT HALKINI TEMSİL ETMİYOR
PKK ve PYD, temsil ettiklerini söyledikleri Kürt halkının doğuluğunun Müslüman olmasına rağmen çoğunlun değerlerini benimsemiyor.. Marksist-Leninist bir yapı kurma peşindeler. Kendilerinden olmayan Kürtleri ya öldürüyor yada başka yerlere sürüyor. Bu nedenle Barzani bölgesine kaçmak zorunda kalan binlerce Suriyeli Kürt var. Kendilerini bölgedeki tek seküler güç olarak tanıtıyor. İŞİD’e karşı mücadele eden genç kadın profili ile batı ülkelerinde piar çalışması yaparak sempati topluyor. Öte yandan ABD’ye ..Rusya’ya “sizin kara ordunuz olarak” hizmete hazırız diyorlar.
Böylece batılı “müttefiklerimizden”, Rusya’dan destek alıyorlar..
TERÖR ÖRGÜTLERİ, KULLNILIR ve ATILIR
Her birini farklı devletlerin desteklediği örgütler zaman gelip kullanıldıktan sonra “siz zaten terörist” idiniz diyerek saf dışı edilebilir. Hatta bu defa da onların üstüne gidilebilir.
Afganistan’da “mücahit “sıfatıyla desteklenerek Rusya’ya karşı kullanılanlar sonradan “terörist” diyerek düşman ilan edilip üzerine gidildiği gibi..
SİYASİ VE AKADEMİK ELİT; HALKINA VE ONUN DEĞERLERİNE FRANSIZ.
Bölgedeki devlet dışı aktörlerin oluşmasın da halkına karşı yabancı olan yönetici ve akademisyenlerin rolü çok.
Çünkü bölgedeki siyasi ve akademik elit; halkına ve onun değerlerine Fransız.
Ortadoğu’da meşruiyetten yoksun yönetimler, devlet dışı oluşumlara zemin hazırlıyor.
TÜRKİYE; HAKLI, OLMASI GEREKENİ YAPTI
Afganistan – Pakistan’dan Fas’a kadar olan bölgede yönetimlere rağmen halk da Türkiye sempatisi, sevgisi var. Bundan rahatsız olanlar; aynı zamanda bölge ülkesi olarak olaylardan etkilenen Türkiye’yi bölgeden uzak tutma çabasındalar..
Son yaşanan uçak düşürme olayında uluslar arası hukuk ve sınırlarını korumak zorunda olan Türkiye; devlet gibi davranarak olması gerekeni yaptı..
Bura da her yönden haklı bir Türkiye değil Rusya’nın sınır ihlali ve Suriye’de bulunma sebebi, İŞİD bahanesiyle girip yaptıkları sorgulanmalıdır.
(Necati Çavdar)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder