1......BAE şeyhi; İngiliz /USA izin vermez ise adım atamaz..
2- İngiliz /ABD Anlaşılan Tayyip Erdoğan'da karar kıldılar..
3- Libya'da ve EGE 'de stabil hayat.. İsrail ile el altından (BAE ile) temas ve ticarette canlanma..
4- Rusya ve Çin'e karşı "BÖLGEDE" yeni bir çevreleme.
5- İran'a bölgeden uzak dur...
6- Suud, Mısır, Barzanlar ile Gizli/açık yakın temas..
Bunun sonucu olarak ;
a- Dolar yağacak ve Doları durduran/zapteden "Adam" olacak
b- Asgari ücretliye zam.. Kredilerde düşük faizi ile piyasa canlanacak..
c- Ekonomiyi ancak yine "Erdoğan düzeltir" tezi beyinlere kazınacak..
23 vizyonuna uygun dev adımlar, devreye girecek.
İngiliz/ABD ; yeni macaraya girmeyip onca numaralarına rağmen dize getiremedikleri (Türkiye'yi) "bildikleri" adam ile yumuşak ilişki sürdürecekler....
Yoksa BAE kim...?
....
Dün "Şeytan" idi.
Şimdi "büyük şeytan" ın maymuncuğu olarak YENİ oyunda..
Umarız yeni girilen yolda bölge ve milletimiz kazanır.
Ben barış sürdüğü her an milletimizin kazançlı çıkacağına ümitvarım.
Zaman, tarih ve talih...
25 Kasım 2021
/////////////////////////////
24 Kasım 2021 de Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) fiili lideri Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Al Nahyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Görüşme sonrası Türkiye ile BAE arasında, 9 alanda Türkiye'ye doğrudan yatırımları içeren anlaşmalar imzalandı.
Yatırım anlaşmaları enerji, petrokimya, teknoloji, ulaşım, altyapı, sağlık, finansal hizmetler, gıda ve tarım alanlarını kapsıyor.
Abu Dabi Kalkınma Holdingi (ADQ) Yönetim Kurulu Başkanı Mohamed Hasan Al Suwaidi, Türkiye ile BAE arasında yapılan anlaşmalar kapsamında 10 milyar dolarlık bir fonun tahsis edildiğini açıkladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile BAE Merkez Bankası arasında da iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzalandı.
Türkiye-BAE ilişkilerinde yeni bir sayfa mı açılıyor?
Yakın zamana kadar uluslar arası arenada ve birçok bölgesel sorunda birbirlerini "düşmanca" davranmakla suçlayacak kadar ilişkileri bozuk olan Türkiye ve BAE, anlaşma noktasına geldiler.
Ancak şimdiki noktaya gelinmesinde ABD'de başkanlık seçimlerini Demokrat aday Joe Biden'ın kazanması ve Washington'un yeni bir dış politikaya yönelmesi ile aralarında Türkiye, BAE, Katar, Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır gibi birçok ülke Biden'ın işbaşına gelmesinin ardından dış politikalarında önemli değişimlere gitmeyi tercih ettiler.
BAE ve Suudi Arabistan'ın, Türkiye'nin en önemli müttefiklerinden Katar'a 2017'den beri uyguladıkları ambargoyu sonlandırmaları bu ülkelerin Ankara ile olan sancılı ilişkilerinin de tamir edilmesi için fırsat oluşturdu.
Olay Türk Lirası'nın 2001'de dalgalı kur rejimine geçiş sonrası bir günde yaşadığı en büyük değer kaybına yol açan ve son 11 günlük gerileme ile 1999'dan beri en kötüsü şeklinde ki dövizin ani yükselişi öncesi Ağustos ayında çeşitli temaslarda Türkiye-BAE ilişkilerinin normalleşmesi sürecinde ekonomik ilişkilere öncelik verilmesi kararlaştırılmış ve bu resmi açıklamalara yansımıştı.
2013-2021 arası sancılı dönem
Türkiye ve BAE'nin 2013'ten bu yana ilişkilerinde hiç görülmedik düzeyde gerilim ve ve tarafların birbirlerini en ağır şekilde suçlamaları ile geçti.
İki ülke arasındaki ilişkileri kopması Mısır'da Temmuz 2013'te yaşanan askeri darbe sonucunda ülkenin seçimle işbaşına gelmiş olan İlk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin iktidardan uzaklaştırılması oldu.
Arap Baharı'nın en yoğun hissedildiği Mısır'da Müslüman Kardeşler üyesi Mursi'nin iktidara gelmesi, demokratik taleplerin kendilerini de vuracağından kaygılanan Suudi Arabistan ve BAE'nin harekete geçmesine ve kabinede Savunma Bakanı olarak yer alan Abdülfettah es-Sisi'nin darbesine destek vermeye itti.
O dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır darbesine en sert ve kesintisiz tepki veren lider olurken, Sisi'nin yanı sıra ona destek veren Körfez ülkeleri ve darbeye sessiz kalan Batı'yı hedefine koymuştu.
İki ülke arasındaki fırtınalı dönem, Prens Muhammed'in Veliaht Prens olarak göreve başlamasının ardından daha da sertleşti.
İran'ın yayılan etkisi ve Müslüman Kardeşler'e olan karşıtlığıyla bilinen Muhammed bin Zayed Al Nahyan, BAE'nin bölgesel sorunlarda askeri ve siyasi olarak etkisini artırdı ve Yemen, Somali, Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz'de önemli roller oynamaya başladı. Bu süreç, Türkiye ve BAE'nin sadece ikili alanda değil bölgesel çatışma alanlarında da karşı karşıya gelmesine neden oldu.
Türkiye, BAE'yi 2016 darbesinde rol oynamakla suçlamıştı
Türkiye ile BAE arasında 2016 senesinde karşılıklı ziyaretlerle bir diyalog kapısı açıldı ancak Temmuz 2016 darbe girişiminde Abu Dabi'nin rol oynadığı ve darbecileri desteklediğine ilişkin iddialar ilişkilerin yeniden soğumasına neden oldu.
İktidara yakın yayın kuruluşlarında BAE ve Muhammed bin Zayed Al Nahyan hakkında son derece ağır suçlamalar yer alırken, BAE'nin de bazı Türk muhalif medya organlarını desteklediği iddia edildi. Ankara'da BAE liderliğinin Türkiye'ye karşı karalama kampanyası yürüttüğü de sıklıkla dile getirildi.
2020 Ağustos'unda Muhammed bin Zayed Al Nahyan'ın önde gelen danışmanlarından Muhammed Dahlan hakkında 15 Temmuz darbe girişimini finanse etmek, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs etmek gibi çok ciddi suçlamalardan dolayı Uluslararası Polis Teşkilatı'ndan (Interpol) "kırmızı bülten" talebinde bulunuldu.
Libya da asi general Halife Hafter’i destekleyen BAE ile meşru yönetimi destekleyen Türkiye, karşı karşıya geldi.
Türk birliklerinin kontrolündeki Vatiyye Hava Üssü'ne 2020'de düzenlenen hava saldırısının BAE tarafından organize edilerek uygulandığı iddia edildi.
BAE'nin bu süreçte Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini geliştirmesi ve bölgesel güçlerle birlikte askeri tatbikatlar gerçekleştirmesi Ankara'da rahatsızlık yaratan bir başka unsur olmuştu.
BAE’de yuvalanan Sedat Peker, iktidarda ki eski müttefiklerine adeta savaş açması da dikkatlerden kaçmıyorduu.
İktidara yakınlığı ile bilinen Tv nette Bir Analist Bae israil mısır ve suudla aniden ortaya çıkan Normallesmenin bir İngiliz organizasyonu olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu dolayısı ile dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Türkiye ve Mısır arasında normalleşme: 2013’ten bugüne neler yaşandı?
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Sisi ve Erdoğan Katar’ın başkenti Doha’da, Dünya Kupası’nın açılışında liderlere verilen resepsiyonda el sıkıştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar’ın başkenti Doha’da, Dünya Kupası’nın açılışında Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi ile selamlaşıp tokalaştı.
Tokalaşma fotoğrafı, iki ülke arasında devam eden normalleşme sürecinde önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Katar dönüşünde uçakta gazetecilere konuşan Erdoğan görüşmeyi, “Türk milleti ile Mısır halkının geçmişteki birlikteliği bizim için çok önemlidir. Yeniden niye başlamasın? Bunların sinyalini verdik” diye yorumladı.
Peki Ankara ile Kahire arasında 2013 yılında ilişkilerin bozulmasından bugüne neler yaşandı?
2013 yazında ne oldu?
2010 yılının son aylarında Tunus’ta başlayıp çeşitli Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerine yayılan ve Arap Baharı olarak adlandırılan eylemler dalgası Mısır’ı da etkiledi.
Şubat 2011’de günler süren sokak eylemlerinin ardından dönemin Mısır lideri Hüsnü Mübarek’in 29 yıllık iktidarı sona erdi.
Haziran 2012’de düzenlenen seçimleri, Müslüman Kardeşler çizgisindeki Özgürlük ve Adalet Partisi kazandı.
Yeni Cumhurbaşkanı, Muhammed Mursi oldu.
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Kahire'de 2013 yazında gerçekleştirilen Mursi karşıtı protestolardan biri.
Adalet ve Kalkınma Partisi, Mısır’la halihazırda geliştirdiği ilişkilerinde bu iktidar değişikliği ile yeni bir ivme yakaladı.
2013 yılında Mısır’da, Temerrüd (İsyan) adı altında örgütlenen gruplar, Mursi karşıtı kitlesel protestolar düzenledi.
3 Temmuz 2013'te dönemin Genelkurmay Başkanı Sisi liderliğindeki Mısır ordusu, yönetime el koydu.
İlişkilerin bozulması ve Rabia söylemi
Mısır yönetimi bunun karşısında Türkiye Büyükelçisi’ni “istenmeyen kişi” ilan etti.
Türkiye de mütekabiliyet ilkesi gereğince Mısır Büyükelçisi’nden ülkeyi terk etmesini istedi.
Böylece Ankara ve Kahire arasındaki ilişkiler maslahatgüzar seviyesine indi.
Sisi, 2014’te yapılan ve katılımın düşük olduğu cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 97 oy alarak kazandı ve zaman içinde de iktidarını sağlamlaştırdı.
Mısır’daki Müslüman Kardeşler üyelerine yönelik baskı git gide artarken, örgüt yönetici ve üyelerinin bir bölümü Türkiye’ye yerleşti.
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Mursi destekçileri ordunun müdahalesine karşı günlerce eylemler düzenledi.
2013 yazından itibaren Türkiye’de hükümet hem Mısır’daki yönetimi, hem süreci “darbe” olarak tarif etmeyen Batı ülkelerini kıyasıya eleştirdi.
BBC Türkçe’ye konuşan, 2005-2009 yılları arasında Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi olarak görev yapmış olan emekli diplomat Şafak Göktürk, bu dönemle ilgili şu yorumu yapıyor:
“2013'te, Haziran ayının sonunda Mısır’da darbe oldu. O sırada Türkiye’de ise Gezi olayları yaşanıyordu. Hükümetin beka algısının bu denli tehdit algısına dönüşmesi oradan kaynaklanıyor. İçeride ve dışarıda projesi sorgulandı.”
Göktürk, devam eden süreçteki gelişmelerle “hükümetin çok sert, güvenlikçi bir anlayışa geçtiğini, dış politikanın da çok daha ideolojik bir çizgiye girdiğini savunuyor ve ekliyor:
“Güney coğrafyamız; Türkiye’nin ekonomik, siyasi, güvenlik ve kültürel bağlar bakımından özel bir anlam taşıyan bir bölge olmanın ötesinde, Türkiye açısından belirli sorumluluklar ve liderlik rolleri üstlenebilecek bir bölge olarak algılanmaya başlandı.”
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Erdoğan, 2013 sonrasında Rabia işaretini kullanmaya başladı.
Recep Tayyip Erdoğan geçen yıllar içinde Sisi için “Katil”, “Darbeci”, “Zalim” gibi ifadeler kullandı.
Erdoğan, askeri müdahaleyi protesto edenlerin simgesi olan Rabia el işaretini de sahiplendi ve 2013 yazından itibaren dört parmağını kullanarak bu işareti sıklıkla kullandı.
Bir süre sonra Erdoğan bu el işaretini “Tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek millet” söylemiyle formüle etti.
Erdoğan 2019 yılında Türkiye Diyanet Vakfı’nın bir ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Beni Sisi ile çok barıştırmak isteyenler var, asla kabul etmiyorum, etmem de. Neden? İşte bunlardan dolayı. Neden? Halkının yüzde 52 oyunu almış olan bir Mursi'yi ve arkadaşlarını cezaevine mahkûm eden bir anti-demokratla karşı karşıya gelmem, onunla aynı masada oturmam” dedi.
Aynı programda Erdoğan, “AB ülkelerinde idam yasak olduğu halde siz Sisi'nin davetine nasıl oluyor da icabet ediyorsunuz?” sözleriyle Avrupa Birliği’ni de eleştirdi.
Erdoğan 23 Haziran 2019’daki, yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri öncesi yaptığı bir konuşmada ise “Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz?” diye konuştu.
Ekonomik ilişkiler sürdü
Her ne kadar 2013 yılıyla birlikte iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler bozulmuş olsa da bu durum, aradaki ekonomik ilişkilere aynı yoğunlukta yansımadı.
İki ülke arasında 2005’te imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile önemli bir sıçrama yapan, Mursi iktidarı döneminde ise daha da gelişen ekonomik ilişkiler, diplomatik krizden belli bir seviyede etkilense de durmadı.
Hatta ikili ticaret hacmi 2018'de 5 milyar dolar barajını aşarak tarihi bir rekor kırdı.
Mısır bugün, Ankara'nın Afrika'daki en büyük ticaret ortağı konumunda.
Doğu Akdeniz gündeminin etkisi ve yumuşama sinyalleri
2000’lerin başında Doğu Akdeniz’de keşfedilen yeni enerji sahaları, bu bölgeyi jeopolitik açıdan çok daha önemli bir konuma yükseltmişti.
2013’ü takip eden yıllarda, Doğu Akdeniz’deki yetki alanları konusu ve Libya İç Savaşı’nda yaşananlar, Mısır-Türkiye ilişkilerinin geleceğini daha önemli bir hale getirdi.
Türkiye, Kasım 2019’da Libya ile deniz yetki alanları anlaşması imzaladı ve bunu Birleşmiş Milletler’e bildirdi.
Yunanistan ve Türkiye deniz yetki alanları konusunda bildirdikleri alanlara itiraz ediyorlardı.
Yunanistan ve Mısır da Ağustos 2020'de bir deniz yetki alanları anlaşması imzaladı ve bu anlaşmada Mısır, bazı bölgelerde Türkiye'nin tezlerine hassasiyet gösterdi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Mısır'ın, belirledikleri Türk kıta sahanlığının güney sınırını kabul ediyor olmasından Ankara'nın memnuniyet duyduğunu belirtti.
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Sisi ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Mısırlı ve Türk Dışişleri Bakan Yardımcıları, istikşafi görüşmeler sırasında.
2020 yılında karşılıklı yumuşama sinyalleri gelmeye başlarken bir noktada, iki ülkenin istihbarat kanalları arasında iletişim olduğu açıklandı.
Ankara ve Kahire karşılıklı jestler yaptı ve birbirlerini uluslararası örgütlerde engellemekten vazgeçmeye başladı.
En somut adımlardan biri Türkiye’nin, Mısır'ın NATO toplantılarına katılımına koyduğu vetoyu 2020 içerisinde kaldırması oldu.
Emekli diplomat Göktürk, “2013’ten sonra yıllar içinde Türk dış politikasının birçok sorun yaşadığını, 2020’ye gelindiğinde Doğu Akdeniz’de karşısında büyük bir koalisyon bulduğunu, Suriye’de Türk askerlerinin hayatını kaybettiği İdlib saldırısının da aynı yıl yaşandığını ve 2020’de hem Mısır’a yaklaşım, hem de genel dış politika anlayışı konusunda bir değişime gitme ihtiyacının hissedildiğini” savunuyor.
Göktürk, bu değişimde Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sorunlarla ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarının da önemli payı olduğu görüşünde.
Emekli diplomat, “Bizim güneyimizle ilişkilerin motoru ekonomiktir. Siyasi, kültürel, dinsel değildir. Ekonomik açıdan Türkiye'ye verebilecekleri, o ülkelerin bize yakınlaşmasının ölçüsüdür” yorumunu yapıyor.
2021’de istikşafi görüşmeler ve yakınlaşma
İki ülkenin Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, 2021’de ilki Mayıs ayında Kahire'de ve ikincisi Eylül'de Ankara'da olmak üzere istikşafi (Keşif, tanıma amaçlı) görüşmeler gerçekleştirdi.
Görüşmelerde ikili ve bölgesel meseleler ile Doğu Akdeniz’de güvenlik ve barışın sağlanması konuları ele alındı.
İki ülkenin dışişleri bakanları telefonda bir görüşme de yaptı.
2021 yılı; Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve Suudi Arabistan ile ilişkilerinin normalleşmesi süreci anlamında da önemli bir yıl oldu.
Yıl içinde ayrıca, Suudi Arabistan ve Katar, Müslüman Kardeşler üyelerinin sığındığı ülkelerden Katar’a “teröre destek” gerekçesiyle 2017’de uygulamaya başladığı ambargoyu kaldırdı.
Libya krizi konusunda da 2021’de önemli gelişmeler yaşandı.
Libya’daki iç savaşta Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri’yle birlikte Tobruk merkezli General Halife Hafter güçlerini desteklerken, Türkiye ile Katar Trablus merkezli güçlerin yanında yer almıştı.
Ancak Libya’daki dengeler zamanla kabuk değiştirmeye başladı ve iç gerilim, 2021’deki Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi'nde ortadan kalkmamakla birlikte belirli ölçüde geriledi.
2022’nin Haziran ayında Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, İslam Kalkınma Bankası'nın yıllık toplantısına katılmak için Kahire'yi ziyaret etti.
Bu, dokuz yılın ardından Türkiye'den Mısır'a bakan seviyesindeki ilk ziyaret oldu.
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Mısırlı ve Türk Dışişleri Bakan Yardımcıları, istikşafi görüşmeler sırasında
Müslüman Kardeşler gündeminin gerilemesi izlenimi
Resmi açıklamalara bakıldığında, Türkiye ile Mısır arasındaki normalleşme sürecinde Türk hükümetinin Mısır yönetimiyle ilgili söylemi, Libya’daki siyasi taraflara yaklaşım ve Müslüman Kardeşler’in Türkiye’deki faaliyetlerinin önemli tartışma başlıkları arasında yer aldığı anlaşılıyor.
Ancak Mısır’ın son dönemdeki açıklamalarına bakıldığında zaman içinde Müslüman Kardeşler’le ilgili gündemin zayıfladığı izlenimi oluşuyor.
Körfez sermayeli gruplar başta olmak üzere Arap basınında son yıllarda hem Müslüman Kardeşler’in Türkiye’deki bazı TV kanallarının yayınını durduğu, hem de geçtiğimiz ay onlarca kişinin gözaltına alındığına dair haberler çıktı.
Mısır'da yaşananlarla ilgili Türkiye'de düzenlenen bir gösteri.
Bununla birlikte Hamed, iki ülke arasındaki yakınlaşma sürecini desteklediklerini de belirtti.
Emekli diplomat Şafak Göktürk, Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükrü'nün Ekim ayında Türkiye’ye tepki gösterdiği açıklamasında Müslüman Kardeşler’den bahsetmemesine dikkat çekiyor ve “Mısır'ın Türkiye'deki bugünkü hükümet anlayışı altında o konuda daha fazla ilerleme sağlayamayacağını bildiğini zannediyorum” yorumunu yapıyor.
Görüşmelerde tıkanma görüntüsü
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekim ayındaki Libya ziyaretinde iki ülke arasında hidrokarbon alanında mutabakat anlaşması imzalandığını duyurdu.
Çavuşoğlu anlaşmayla ilgili, “Türk ile Libya firmalarının birlikte araştırma, sondaj gibi iş birliğine gitmesini hedefliyor. Hem Türkiye hem de Libya böyle bir anlaşmayı imzaladığını BM'ye bildirmiştir. Biz kıta sahanlığımızın sınırlarını da BM'ye kaydettirdik. Şimdi Libya'nın yapması gereken de kendi kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarını belirleyerek onu da BM'ye kaydettirmesidir” dedi.
Mısır Dışişleri Bakanı, Trablus yönetiminin böyle bir anlaşmayı imzalama yetkisi olmadığını söyledi ve Libya politikası nedeniyle Türkiye'yle temasları durdurduklarını belirtti.
Çavuşoğlu ise buna karşı, “Libya ile yaptığımız daha önceki güvenlik anlaşmasının bugüne uyarlanması da Mısır’ın aleyhine değil” açıklamasını yaptı.
Türk Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin normalleşme sürecine girdiği başka ülkeler de bulunduğunu ancak bu sürecin Mısır'la daha yavaş ilerlediğini ifade etti.
Katar’da el sıkışma ve bundan sonraki süreç
Kısa süre sonra ise Katar’dan Erdoğan ve Sisi’nin el sıkışma fotoğrafı geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar dönüşü uçakta gazetecilerin konuyla ilgili sorduğu soru üzerine “Böyle bir sürecin başlaması için burada bir adım atılmış oldu ve hayırlısıyla görüşmeleri yaptık” dedi ve ekledi:
“Temennim odur ki, önce bakanlarımızla başlayan bir süreci, daha sonra inşallah üst düzey görüşmelerle iyi bir noktaya taşıyalım istiyoruz. Çünkü olaya ben şöyle bakıyorum, Türkiye-Mısır arası, bir liderler buluşması değildir, Türk milleti ile Mısır halkının geçmişteki birlikteliği bizim için çok önemlidir. Yeniden niye olmasın, yeniden niye başlamasın?
“Bunların sinyalini verdik. İnşallah fevkalade bir hal olmadıktan sonra bu adımı hayırlısıyla atarız. Bizim tabii kendilerinden tek isteğimiz; bu görüşmelerle birlikte, bize karşı Akdeniz’de tavır içinde olanlara yönelik burada biz barışı ikame edelim, onunla beraber yolumuza inşallah devam edelim.”
KAYNAK,GETTY IMAGES
Fotoğraf altı yazısı,
Erdoğan, Mısır'la başlayan süreci, üst düzey görüşmelerle iyi bir noktaya taşımak istediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Endonezya’daki G20 Zirvesi’nde ise Mısır ve Suriye ile ilişkilere dair bir soruya “Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Vakti, zamanı geldiği anda oturur, değerlendirir, ona göre de bir yenilemeyi yapabilirsiniz. Şu anda Türkiye olarak, bu konularda sıkıntılı olduğumuz ülkelerle ilişkileri yeniden ele alabiliriz. Hele hele Haziran seçiminden sonra bir sil baştan yapabiliriz” cevabını vermişti.
Mısır’dan ise görüşmeyle ilgili “İkili ilişkilerin yeni başlangıcı” yorumu geldi.
Açıklamalara bakıldığında, Ankara-Kahire hattındaki normalleşmenin, önümüzdeki dönemde sürmesi ve diplomatik ilişki seviyesinin yeniden büyükelçiler seviyesine yükseltilmesi şaşırtıcı olmayacak gibi görünüyor.
Türkiye'de muhalefet ise Erdoğan'ın yıllar içindeki söylem değişikliğini eleştirdi.
İYİ Parti Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişte Sisi için kullandığı ifadeleri bir videoda topladı. Bu video Akşener'in grup toplantısında da paylaşıldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder