24 Kasım 2022 Perşembe

24 Kasım 2016 "Kasrı KONCA" sahibi, Eski CHP'li Ahmet Türk ve Deniz Baykal

 

https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/pfbid02c8FykAYAAizCNmhGgBEewAmu4TZE2YYPGmG6drKPSNkSAA7Eya7kesoTXg1S6Z58l


Necati Çavdar

dnrotoSspe524h81gmf73auu8Kcıs9a2382aia0794c1t4l621 80 ftg2g6 
Arkadaşların ile paylaşılıyor
Arkadaşlar
Hakkında yürütülen terör soruşturması kapsamında gözaltına alınan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Eski CHP'li Ahmet Türk, tutuklanmış
Hemen Baykal'da eski arkadaşının evine koşmuş..
"Kasrı KONCA" sahibi ..
Ahmet Türk'ün geçmişi "Hamidiye alayları"na dayanır..
Ailesi hep Devlet' yanında yer aldığı bilinir.
1954 yılında babası Hacı Sinan’ı kaybedip, milletvekili ağabeyi Abdürrahim Türk’ün öldürülünce İlk olarak 1973’te 15. TBMM döneminde Demokratik Parti’den Mardin milletvekilli seçilen Ahmet Türk, daha sonra bu partiden istifa ederek CHP’ye katıldı. 1980 yılına kadar CHP bünyesinde çalıştı.
SHP'DEN İHRAÇ EDİLDİ
Devam eden yıllarda çeşitli sol partilerde görev alan Ahmet Türk, 1987 yılında SHP'ye katıldı.
1988 yılında sayısı 6 bini bulan insanın ölümüne ve daha fazlasının da sakat kalmasına neden olan Halepçe Katliamı nedeniyle 1989 yılında Paris’teki Kürt konferansına katıldığı gerekçesiyle milletvekili bulunduğu SHP’den ihraç edildi. 1990'da HEP'nin kurucu üyesi oldu.
Recep Çavdar, Yunus Çınar ve 7 diğer kişi
8 Yorum
1 Paylaşım
Beğen
Yorum Yap
Paylaş

8 Yorum

En alakalı

  • Şiyar Akçelik
    eski chpli yazmanızın amacını hdp ile chpyi bir tutmak olduğunu anlıyorum hocam ve bu yaptığınız çok basitce
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 6y
    • Necati Çavdar
      Şiyar kardeşim; Ahmet Türk , aynı zamanda eski bir CHP milletvekilidir..."Kasrı KONCA" sahibi ..
      Ahmet Türk'ün geçmişi "Hamidiye alayları"na dayanır..
      Ailesi hep Devlet' yanında yer aldığı bilinir.
      1954 yılında babası Hacı Sinan’ı kaybedip, milletvekili ağabeyi Abdürrahim Türk’ün öldürülünce İlk olarak 1973’te 15. TBMM döneminde Demokratik Parti’den Mardin milletvekilli seçilen Ahmet Türk, daha sonra bu partiden istifa ederek CHP’ye katıldı. 1980 yılına kadar CHP bünyesinde çalıştı.
      SHP'DEN İHRAÇ EDİLDİ
      Devam eden yıllarda çeşitli sol partilerde görev alan Ahmet Türk, 1987 yılında SHP'ye katıldı.
      1988 yılında sayısı 6 bini bulan insanın ölümüne ve daha fazlasının da sakat kalmasına neden olan Halepçe Katliamı nedeniyle 1989 yılında Paris’teki Kürt konferansına katıldığı gerekçesiyle milletvekili bulunduğu SHP’den ihraç edildi. 1990'da HEP'nin kurucu üyesi oldu.
      • Beğen
      • Yanıtla
      • 6y
      • Düzenlendi
    • Şiyar Akçelik
      hocam bunları bende biliyorum sağolun ama ben chp ile hdpyi bir göstermeye çalıştığınızı düşündüm
      • Beğen
      • Yanıtla
      • 5y
  • Orhan Aysezen
    yeniden başkanlığa mı oynuyor nedir, kürtlerin oyu meselesi yani...
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 6y
    • Necati Çavdar
      derinlikleri bilmem.. Ancak Baykal'ın o sırada , Mardinde olması galiba tesadüftür...!!!!!
      • Beğen
      • Yanıtla
      • 6y
  • Ali Koç
    Adana diliyli konuşayım.çanağın başında yal yalayanlar hep aynı.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 5y
  • Ali Koç
    Yoruma gerek yok.ailecek hep ve her devrin dümen suyunda bulundular,bugün gibi.çıkıp babam,dedem ermeni tecirinde komutandı.o kadar zaidat ve eziyetin sorumlularıyız diyebiliyor mu.aşiret reisi,köyler ağası olduğunu söylesin.rüyalarını bile kürtçe gördüğünü söylemesi hiç bir şeyi değiştirmez.sevmediği veya inkar ettiği türkiyenin nimetler geri iade etsin,en azından soyadını.
    • Beğen
    • Yanıtla
    • 5y
    • Düzenlendi
  • Zekeriya Çavuş
    Bence yeni kaset çıkarmak için koşmuştur. K-Mal da demirtaşın hanımına koşmadı mı? Demek ki kasetler iyipara etmekte. Bu işler artık siyasi dğil gayri ahlaki para düzeninde kıvrak oyunlar.

//////////////////////////////////////////////////
https://www.cumhuriyet.com.tr/galeri/deniz-baykal-35-yil-aradan-sonra-kasri-kancoda-717866
.............................

Baykal, 35 yıl sonra Kasrı Kanco'da

https://artigercek.com/politika/baykal-35-yil-sonra-kasri-kanco-da-17064h

Baykal, 35 yıl sonra Kasrı Kanco'da
Yayınlanma: 
Güncelleme: 14 Kasım 2019 22:57
Mardin'de Ahmet Türk ile biraraya gelen Baykal, '12 Eylül'ün karanlık günlerinde Ahmet Türk ile bir araya gelmiştik' dedi.

MARDİN- CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisi hakkında yaptığı açıklamalara cevap verdi. Baykal, "Sayın Cumhurbaşkanı  'Deniz Baykal, takımları biraz eskimiş, ondan böyle konuşmaya başladı' diyor. Bu lafı duyunca aklıma şöyle geçti. Sayın Cumhurbaşkanı da bugün bence balans ayarını kontrol etsin. Tehlikeli yollardan geçiyoruz, bir tarafımız uçurum engebeli yol, inişli çıkışlı bir yol. Yani balans ayarı önemlidir" dedi.

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, 16 Nisan'da yapılacak Anayasa referandum çalışmaları kapsamında partisinin Mardin'de düzenlediği salon programına katılmak üzere Mardin'e geldi. Deniz Baykal'ı havalanında eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk karşılayarak bütün programlarında kendisine eşlik etti. Anayasa değişikliğinin, 600 yıllık imparatorluk geleneği olan Türkiye'nin yüz yıla yakın süredir tarihsel birikimine yakışmadığını söyleyen Baykal, şöyle konuştu:

"Şimdi koca Türkiye'ye biri çıkacak, o hükmedecek olmaz arkadaşlar. olmamalı. Yakışmaz ayıptır, dünyada böyle bir şey hiçbir ülkede yok. 200 ülkede böyle bir anayasa görmedim. Bu anayasa Türkiye'yi medeniyete, çağın ilerisine taşımaz. Bu anayasa bizi şahsi, keyfi otoriterlerin egemen olduğu bu güneyimizdeki coğrafyada tanığı olduğumuz devlet yönetimlerinin içine çeker. Bu çok büyük bir tehlikedir. Ciddi sonuçları olur, ekonomik sonuçları da olur, siyasi sonuçları olur. Memleketin hayrına ne düşündün de uygulayamadın? Sonra bir ülkeyi güçlü ülke yapmak için anayasayı değiştirmeye mi ihtiyaç var? Amerikanın 240 yaşında bir anayasası var. Yani 1778 tarihli bir anayasa, 240 yıldır aynı anayasa. Bu anayasa yürürlüğe konulduğunda insanlar köle gibi satılıyordu arkadaşlar. Bunların hepsi boş laf. Yani anayasanın değiştirilmesini haklı gösterecek hiçbir şey yok."

"Anadolu'yu işgalden, istiladan kurtardığımız gün ne kadar sevindiysek, ben 'Hayır' çıkarsa o kadar sevineceğim" dediğini hatırlatan Deniz Baykal sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Cumhurbaşkanı, 'Deniz Baykal, takımları biraz eskimiş, ondan böyle konuşmaya başladı' diyor. Şimdi bugün basından gördüm ki, dün Sayın Cumhurbaşkanı demiş ki, 'Biz Yavuz Sultan Selim köprüsünü açtık. Biz o köprüden bu geçebilir, şu geçemez diyor muyuz. Bu nedene bir biz tarafsızız. En büyük tarafsız biziz, çünkü köprüden kimin geçeceğine kimin geçmeyeceğine karışmıyoruz'. Bu lafı duyunca aklıma şöyle geçti. Sayın Cumhurbaşkanı da bugün bence balans ayarını kontrol etsin. Tehlikeli yollardan geçiyoruz, bir tarafımız uçurum, engebeli yol inişli çıkışlı bir yol. Yani balans ayarı önemlidir. Bir kontrol ettirsin. Çünkü yol çekiyor arabayı, güç tutuyor. Bıraksa gidecek. Aman ha. Sayın Cumhurbaşkanına ben de bu takılmayı, bana söylediği sözlerin gereği olarak söylüyorum." 

35 YIL ARADAN SONRA KASRI KANCO'DA

Mardin'deki toplantıdan sonra Baykal, Ahmet Türk'ü, Derik İlçesi'nin Atlı Köyü'ndeki 'Kasrı Kanco' adlı evinde ziyaret etti. 35 yıl aradan sonra geldiği Kasrı Kanco'da  kısa bir açıklama yapan Baykal şöyle dedi:

"Sorumluluğumuzun sonucu olarak yürüttüğümüz referandumun kampanyasının bir siyasi boyutu var. Öte yandan da bir arkadaşlık, dostuk buluşmasını gerçekleştiriyoruz. 12 Eylül'ün karanlık günlerinde Ahmet Türk ile bir araya gelmiştik. O dönemin şartları içinde memleketin duruşu ve gidişatıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapmıştık. Türkiye'nin bir daha böyle olaylara sürüklenmemesi için hepimiz bir değerlendirme yapma ihtiyacı yapmayı hissediyorduk. Aradan 35 yıl geçti. Şimdi yine ülkemizin sıkıntılı bir döneminde bir aradayız. Bu işin böylesi duygusal boyutu da var. Türkiye artık yeni bir başlangıç yapmak zorunda." 





///////////////////////

Unutma Ahmet Türk, Kasrı Kanco’da yıldızlar üstüne dökülüyormuş gibi olur!


https://t24.com.tr/yazarlar/hasan-cemal/unutma-ahmet-turk-kasri-kancoda-yildizlar-ustune-dokuluyormus-gibi-olur,15968

HASAN CEMAL

Apoletli Kemalizm’den Cüppeli Kemalizm’e...

New York’tan uçağa binerken geliyor haber:
Ahmet Türk gözaltına alındı!
Bitmek bilmiyor acılar.
O anda yapabileceğim tek şey tweet atmak:                   

Protesto ediyorum!
Ahmet Türk gözaltında
Sen neler yaşadın,
neler gördün.
Bu günler de geçer
sevgili Ahmet Türk.

İçim daralıyor.
Bu kaçıncı darbe barışa?..
1980’lerin sonlarına doğru tanışmıştık.
Sohbetlerimizi hatırlamaya çalışıyorum.
Hemen hepsi genellikle bir kadeh rakı eşliğinde, barış üzerine keyifli sohbetlerdi.
Bir seferinde vurgulamıştı:
“Bak Hasan Cemal, başıma ne gelirse gelsin Kürtleri bırakmayacağım.”
Çok acı çekti Ahmet Türk.
Ama bırakmadı, bırakmıyor Kürtleri...
12 Eylül darbesinde, Diyarbakır askeri cezaevinde işkenceyi yaşadı.
1990’ların başında milletvekili dokunulmazlığı kaldırıldı, uzun yıllar hapis yattı.
Barışı savunurken, son zamanlara kadar gerektiğinde yalnız devleti değil, PKK’yı da eleştirdi.
Onca yıl sonra, Ahmet Türk tekrar hapiste...
Ne yazık!
Bu kafayla barış gelmez bu topraklara.
Yıllar öncesini, Kasrı Kanco’yu anımsıyorum.
2004 yılı Eylül ayı.
Bir şairin, “Venedik’i gör de, sonra öl!” dizesi aklıma takılıyor.
Sabah erken horoz sesleriyle uyanıyorum.
Mezopotamya Ovası’ndan güneşin sonsuza uzanan ufuk çizgisi harikulade...
Kasır, taştan büyük ev demek. Kanco da Ahmet Türk’ün dedesinin adı, Hüseyin Kanco.
126 yıl önce inşa edilmiş. Ovada, sonsuza uzanan düzlükte kale gibi, tüm heybetiyle yükseliyor.
Diyarbakır, Batman, Viranşehir ve Kızıltepe’den sonra Kasrı Kanco. Bütün bu duraklarda dikkatimi çeken bir nokta:
Apo tartışılıyor, Apo eleştiriliyor.
Ahmet Türk de bu noktaya işaret ettikten sonra ekliyor:
“İnsanlar bu yeni dönemde yeniden tarlalarına döndü. Yatırım yapmaya başladı. Kızıltepe’yle Derik arasında 2 bin kuyu açıldı. Bunlar sulama amaçlı artezyen kuyuları. Her biri için 50 milyar yatırım yapıldı. Çatışmalar şiddetlense, yeniden eskiye dönülse, bütün bunlar havaya gidecek. Kim ister bunu? Silah istenmiyor.”
Yine Kasrı Kanco.
Bu kez 2009 Eylül ayı.
Sabah vakti dağların, tepelerin ardından günün ilk ışıkları.
Gözlerimin önünde yemyeşil bir deniz gibi alabildiğine uzanan Mezopotamya Ovası’nın üstünde buğulu bir güzelliğin yumuşak dalgaları yayılıyor.
Kimbilir kaçıncı kez büyülenmiş bir halde seyrediyorum Mezopotamya’yı.
Mutlak sessizlik ve sükûnetin yalnızlığı derinleştirdiği ama düşünmeyi yoğunlaştırdığı saatler...
Güvercin kanatlarının pırpırları, kuşların cıvıldaşmaları, uzaklardan bir horoz sesi...
Mezopotamya Ovası’nı seyre dalmak bana her seferinde sonsuzluk duygusu verir.
Cengiz Çandar’la birlikte DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le sohbet ederken haber geliyor:
Eruh’ta, Çirav Dağı kırsalında çıkan çatışmada 11 PKK’lı ve 7 asker ölmüş...
Çok iyi hatırlıyorum.
Haber ulaştığında, Ahmet Türk geçmişte yaşanan acılardan söz ediyordu.
Geçmişin esiri kalırsak barışı kuramayacağımızı, eğer güzel bir gelecek istiyorsak, acıların olgunlaştırıcı etkisinden yararlanmak gerektiğini söylüyordu.
Akşam vaktiydi.
Kasrı Kanco’nun terasında Mezopotamya’nın üzerinde ateşten bir portakal gibi doğmuş ayın ışığında çaylarımızı içiyoruz.
Elektrikler sürekli kesiliyor.
Büyük bir gümbürtüyle yerimden fırlıyorum, ne oluyor diye.
Bir F-16 savaş uçağı alçak uçuş yapmış...
Biraz sonra ikincisi geçiyor Kasrı Kanco’nun üzerinden. Bu kez gayet sakin oturuyorum yerimde.
Ahmet Türk gülüyor halime:
“Buralarda üç aylık bebekler bile alışmıştır bu uçak seslerine...”
Tarih, 2014 yılı sonbaharı.
Sabah vakti Mardin Havalimanı'ndan çıktık, şehre doğru gidiyoruz.
Uzaktan, Kızıltepe taraflarından siyah dumanlar yükseliyor.
“Yakılan lastiklerin dumanı” diye söze giriyor, “Bütün gece yangın yeri gibiydi Kızıltepe, cayır cayırdı. TOMA’lar, panzerler yetmeyince, yıllardır ilk defa tanklar çıktı meydana...”
Ekliyor:
“1990’lı yıllardaki gibi yani, asker yine sahnede... Hayra alamet sayılmaz.”
“Diyarbakır Havalimanı kapatılmış...”
“Demek ki, asker ve polis takviyesi yapılacak Diyarbakır’a. Bu sabah Mardin’den de dört-beş otobüs dolusu gitti, galiba Diyarbakır’a. Bölge patladı abi...
“Nasıl oldu böyle?”
“IŞİD neyse PKK de odur, demiyorlar mı? Kobanê’de Kürtleri IŞİD barbarlığına bırakmıyorlar mı?”
Büyükşehir Belediyesi’ne geliyorum.
Ahmet Türk’te bir değişiklik yok.
Her zamanki gibi sakin sakin içiyor uç uca eklediği sigaralarını, “Beni mahveden bu cigara” demeyi de unutmadan...
1987’den, Erdal İnönü’nün SHP’sindeki milletvekilliği döneminden beri tanışıyoruz Ahmet Türk’le...

Ahmet Türk'ün Kasrı Kanco'sunda Cengiz  Çandar'la birlikte...
Büyükşehir Belediyesi’ndeki makam odası fazla tenha, nedenini anlatıyor:
“Geceyi meydanlarda geçirdiler. Şimdi uyuyorlar, akşama doğru yine çıkarlar sokağa... Bu arada bütün ilçelerde gündüz de sokağa çıkma yasağı konulmuş durumda. Bütün okullar da ikinci bir emre kadar tatil edildi. Bundan dolayı tenha buraları, yoksa dolup taşardı.”
Ahmet Türk, “Ben bile şaştım kaldım bu Kobanê konusunda. Türkiye sonunda yardım elini uzatır Kürtlere diye düşündüm. Ama yanıldım işte, olmadı, yapmadı” diyor.
Ankara’nın Kobanê’de Kürtleri IŞİD’le, bu çetelerin barbarlığıyla baş başa bırakmasının bardağı taşıran damla olduğu kanısında.
Şöyle diyor:
“Bugüne kadar bizim partiye hiç oy vermemiş olanlar... AKP’ye oy atmış olanlar... Hepsi Suruç’taydı. Onlar da sokağa çıktılar. Ankara’nın o politikası, yani bırakalım IŞİD, PYD ile PKK’yi temizlesin, iyice burunları sürtülsün politikası her şeyi berhava etti. IŞİD çetelerinin insanların kellelerini kesmesi, kadınlara, kızlara tecavüz etmesi, bütün bu vahşet karşısında Türkiye’nin hareketsizliği Kürtler açısından tam bir kırılma noktası oldu.”
Tayyip Erdoğan’la ilgili olarak Ahmet Türk bir ara şöyle diyor:

“Halkın, Kürtlerin gözünde Erdoğan artık bir diktatör olmuş durumda... O nasıl bir kibirdir.”
 

Hasan Cemal & Ahmet Türk (Mardin Büyükşehir Belediyesi / 2014)

Ahmet Türk’ün 2014’teki o sözlerini unutamıyorum:
“Devlet zihniyeti özünde değişmiş değil. Bak, tanklar yıllar sonra yine meydanlara çıkıyor. Devletin bu zihniyetiyle Kürtlerin eşit vatandaşlığı hayaldir, sorun bu kafayla çözülmez yani...”
“Nedir bu devlet zihniyeti?” diye sorunca, Ahmet Türk şöyle özetliyor:
“Eskiden ‘apoletli Kemalizm’di, şimdi de cübbeli Kemalizm! İkisinde de demokrasi yok.”
Haklısın sevgili Ahmet Türk.
Bir zamanlar seni Apoletli Kemalizm hapse atardı, şimdi de Cübbeli Kemalizm...
Mücadeleye devam sevgili Ahmet Bey!
Tarih ne yazık ki yaşamaya ve kanamaya devam ediyor! (*)
Tarihin yine kanla yazıldığı bir zaman dilimindeyiz.
Nereye başımızı çevirsek gözyaşı var, acı var.
Yıllar yılı ileriye hep iyimserlikle bakmıştım.
Tarihin tüm güçlüklere rağmen iyiye, güzele doğru aktığını savunmuştum.
İnandığım değerlerin, demokrasinin, hukukun, insan hakları ve özgürlüklerin, kadın-erkek eşitliğinin, dayanışmanın ağır basacağı bir devlet ve toplum düzeninin kurulmakta olduğu bir dünyaya inanıyordum.
Hâlâ da inanıyorum.
O güzel günler gelecek ve seninle Kasrı Kanco’nun terasında o şahane gün batımında rakı kadehlerimizi barış ve özgürlüğe kaldıracağız.
Hiç unutmuyorum, böyle bir akşam vakti Kasrı Kanco’da bana demiştin ki:

“Geceyi dışarıda, bu terasta geçirdin mi, yıldızlar üstüne dökülüyormuş gibi olur.”



/////////////////////////////

http://www.bizimgazete63.com/?Syf=18&Hbr=582460&/bizimgazete63.com-Fark%C4%B1yla-Sizlerle-Payla%C5%9F%C4%B1yoruz

bizimgazete63.com Farkıyla Sizlerle Paylaşıyoruz


            Geçen hafta Türk ailesine taziye için giden Bizim Gazete ekibi Taziye sonrası aldığı izinle Kasrı Knaco’dan beklide şimdiye kadar kamuoyuna yansımamış fotoğraflar çekerek bir ilk’e imza attı.

            Osmanlı döneminde ileri karakol olarak inşa edildiği tahmin edilen Kasrı Knaco’nun etrafı hala surlar ile çevrili. Güler yüzlü misafirperver köy halkının sıcaklığı ile karşılanan Bizim Gazete ekibi geziye önce avludan başladı. Avlusunda çok güzel bir bahçesi ve Tavus Kuşu dahil birçok hayvan besleniyor. Oradan iki katlı olan kasra geçtiğimizde buram buram tarih kokan bir görüntü bizi karşılıyor. İçeride özellikle 1 ton ağırlığında ki tek parça kara taştan yapılmış taş kapı bizi kendisine hayran bırakıyor. İç dizaynı günümüz şartlarına göre dizayn edilmiş odalara baktıktan sonra Kasr’dan çıkıp diğer bloka geçtik. Burada da uzun bir oda ve odanın baş köşesine yerleştirilmiş Türk ailesinin bireylerinin yer aldığı resim var. Hemen yan tarafta ise Mırra kahvesi yapımında kullanılan tarihi cezve ve fincanlar yer alıyor. Gezilmesi gereken yerler görüldü ev sahibinin ikramından sonra oradan ayrıldık. İşte Kars-ı Kanco’ya ait belki de şimdiye kadar kamuoyuna yansımamış fotolardan bir bölüm.   Bizimgazete63.com  08.10.2013   




















///////////////////////////

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlber Ortaylı ... "Allah'ın İşine bak.. Müslümanlığı öğrenmek için geldi, Misafir olduğu aileyi Müslüman etti "

  Bu gün ajanslar  İlber Ortaylı hocanın vefat ettiğini  bildiriyorlar. Daha önce yazmıştım. Ancak nerede olduğunu unuttum Bu vesile ile bir...