https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/10155484430732700
Bu gün( salı günü)
Bir dostumu ziyaret ettim..
İki iftar daveti var..
Birine gitmeyeceğim diyerek gerekçesini söyleyip falancaya gideceğim ...İstersen birlikte gidelim dedi..
Ben de Allah'a şükür buyıl o tür davetlerin hiç birine gitmedim..Eskiden mecburiyetten gitiklerimiz oldu..Allah, af etsin...
Şimdi ise hürüm..." Diyerek teşekürle ret ettim.
Sebebini söyle de bizde katılmayalım dedi.
... Kamu idareleri yada başındakilerin verdikleri iftarlar, miletin cebinden çıkıyor.. Rıza göstern var, göstermeyen var.. Ateist vatndaş var.. Onların hakları da başkasına veriliyor..
Okurumun başındakiler kendi cebinden karşılsalar ne ala..Ama millete ödetiyorlar..
Kimileride birilerine ödetiyor.. Sanki gasp edercesine..bu da doğru değil..
İsteyerek verse ne ala..
Millet, kimden yedüinide bilmiyor. O da başka garabet.. Deyince;
" üstelik o sofralar da fakir yok..zengine iftar veriliyor " dedi..
Biraz önce " simalar cönkü"nü okuyunca Bilal Sürgeç beyin sayfasında aşağıdaki paylaşılanı gördüm..
Pay etme ihtiyacı hisettim...
."............
Harun Reşid
ve Süfyan-ı Sevri
Birgün, Halife Harun Reşidin temsilcisi, Küfe camiinde arkadaşlarıyla
birlikte ders yapmakta olan Süfyan’ı bulup, halifenin mektubunu
teslim etti. Süfyan, halifenin mektubunu görünce titredi ve bir yılandan uzaklaşır
gibi mektuptan uzaklaştı. Sonra elini cübbesinin kollarına
sokarak mektubu aldı, çevirip baktı. Arkadaşlarından birine
uzattı: “Alınız, biriniz şunu okusun; çünkü bir zalimin eliyle
yazılmış mektuba elim dokunmasın” dedi. Arkadaşlarından biri mektubu açıp okuduktan sonra Süfyan: “Kağıdın arkasına söyleyeceğim sözleri yazınız”
dedi. Arkadaşları: “T emiz bir kağıda yazsak daha iyi olmaz mı?” diye itiraz ettilerse de Süfyan kabul etmedi: “Hayır! Zalime, mektubunun
arkasına yazınız. Mektubun kağıdını helalden kazandıysa ne ala. Haramdan kazandıysa cezasını çekecektir. Bir zalimin kağıt parçası bile yanı
mızda kalmasın.” Sonra şu mektubu yazdırdı:
“Allah’ın günahkar kulu Süfyân-ı Sevri’den, imanın
zevkinden mahrum, geçici emellerin verdiği gurur ile başı
dönmüş Harun Reşid’e:
“Seninle her türlü alakayı kestiğimi, dostluğu terkettiğimi beyan etmek için bu mektubu yazdırıyorum. Çiinki sen, mektubunda müslümanlarm hâzinesine
tecavüz ederek onların mallarını haksız yere dağıttığını açıkça söylüyorsun. Sanki bu tecavüzün yetmiyormuş gibi, yazdığın mektubunla beni de
kötü işine şahit tutuyorsun. Binaenaleyh, ben ve benimle beraber
mektubunu dinleyen arkadaşlarım, yarın ilahi huzurda ğiz.
Ey Harun, Müslümanların rızası olmaksızın onların hâzinelerine
nasıl tecavüz ettin?..Acaba senin bu tecavüzüne
memnun olan bulundu mu?!..Senin bu hareketinden, mücahidler,
gaziler, alimler, yetimler,bütün iyi insanlar ve halk,
memnun mudurlar?” Bu mektubu okuduğu zamanHarun Reşid’in gözleri ya
şarmış ve ölünceye kadar her namazı müteakib bu mektubu
okumaya devam etmiştir.
(Ebıı’l-Kelam Azâd,
Ölümsüz Müdafaa)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder