https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/10160026146277700
Necati Çavdar, Hacıbayram Bulgurlu ve Nizamettin Aşar ile birlikte.
Bir Zaman'lar aynı yer de oruç tutanlara zulum ediliyordu...Bay. İ. Damarlı, kulakların çınlasın...
Allah'a şükür.. Cumhurbaşkanı , askerlerimizle oruç açıyor..
.....
..........
Ve bir hatıra...
Yıl; 1980 Hakkari #Yüksekova da Komando taburundayız..
Ramazan, yaz aylarından 7. ayda başladı..
Birliklere her yıl gönderilen mutat emir gereği
İsteyen tutuyor.. Oruç tutmak isteyene müsade ediliyor..
Rutin eğtim de devam ediyor..
Kimi Kıbrıs'dan getirilen askerler sabah sporu için çıktıkları Esendere yolunda meşhur " yaylalar " türküsü ile koşarak Yüksekova'yı inletip , geniş ova çevresini saran dağlardan yankılanan eslerine adeta cevap veriyorlar..
Tabiii ..Bölükler arasında da ilan edilmemiş bir yarış var.
Hangi bölüğün, takımın türkü temposunda Sesi daha gür çıkıyor ise başında bulunan kumandanlar bir başka keyif alıyor..
...
Ramazan'ın ikisi ya da üçü oldu..
İ. Damarlının bölüğünden askerler geldi.
Üzüntülüler..
"Diğer Yüzbaşıların komuta ettikleri bölükler de Oruç sebest..
Fakat bizim üsteğmen, Oruç tutulmuyor " dediler.
Sordum..
Siz oruçluyuz diye eğtimi, normal hizmeti aksatıyor mu sununuz?
Hayır dediler..
Ya ne yapıyor?
Oruç tutanlara orucu açacaksınız, yoksa zorla su içiririm..Yemek yediririm..Orucunuzu bozdururum..
Beni mecbur etmeyin kendiliğinizden bırakın diyor..
Anladım ki eğtime zarar verecek, hizmet aksayacak diye bir derdi yok..
Zaten gençler seçilip gelen zıpkın gibi genç komandolar..
Her şarta dayanıklı gençler..
O halde İ. Damarlı'nın derdi başka..
O, inancının gereğini yapanları Devletin verdiği pozisyonu istismar ederek önleme peşinde..
" Tamam gençler .. Alah, Kerim..
İnşallah, mesele hallolur" dedim.
Fakat..
Ne yapmalı..?
Komutan, o da tutmuyor..
Emir de veremem.. Türbesi de bizden büyük ve bölüğünde tam yetkili..
Çok daha ilerilere taşısak , iş sonuçlana kadar Ramazan çoktan biter.. Adam ettiği zulümle kalır..
Gidip dil döksek sanmam yumuşayacağını..
Karar vermiş bir kere..
Telefona sarıldım..
Vaziyeti sordum..
Evet dedi.
Bölüğümde Oruç tutulmasına karşıyım..
Yzb.lar Halim Onat.. Sedat Veyisoğlu vs. İzin vermiş olabilir.
Ben izin vermiyorum.
Bak dedim..
Zorla Oruç açtırmak olmaz.. Bu zulüm..
Ancak..
Günde beş kilometre koşturuyor isen bunu 7,5 km yap.. Yine tutuyorlarsa 10 km ye çıkar ..
Hatta nöbet saatlerini artır..
Dayanan tutar.. Dayanamayan tutmaz.,
Kendi iradesi ile karar verir..
Yok yine de Oruç tutuyorsa karışma.. Zaten genel bir yasak da yok..
Senin ki keyfi bir durum..
Ne desem kar etmiyor..
Bir kere karar verdim.. Kararım kati dedi.
Dedim öyle mi?
Öyle benim bölüğümde kimse Oruç tutamaz diye diye kestirip attı..
...
Bak Damarlı, diye devam ettim..
Senin nöbetinde ... Çephanelik de " parolayı bilemedi" diye vurdururum.. Pisi pisine gidersin..
Ne makamın kalır ne gençliğin, ne İstikbal'in.. Sen düşün., Gençlerin inançları ile oynama... Onların üzerinden Allah'a açtığın SAVAŞI bırak..
....
Gençler sevinçle yanıma koştular..
Hemen , askerleri toplayıp..
İsteyen oruç tutabilir..
Her imkanı vereceğim..
Günlük uyumlanan Beş km. Koşuyu Ramazan boyu 2,5 km ye düşürdüm..
Vs , diye konuşmuş..
...
Hakikatende çok yardımcı olmuş..
...........
Bu hadiseden sonra çok çok karşılaştık konuştuk.. Farklı bir saygı ile davrandı..
Ama ne ben, ne de o bir daha konuyu açmadık..
...
Gençlerimiz..
Tertemiz Anadolu çocukları, çok rahat bir Ramazan geçirdiler..
........
Cumhurbaşkanının aynı yerde askerlerimizle Iftar yapması
Bu hatıramızı canlandırdı..
Çok şükür.. Ordu'muz o noktadan bu noktaya geldi..
...
Zira ..
NATO , toplantısı için gelen üst düzey yabancı komutanlar.
Ramazan da asker Oruç olur diye saygılı davranıp aleni yiyip içmezken..
Güya Müslüman çocukları bizim komutanların kimileri Laiklik dini adına kendi milletinindeğerlerine çok çok saygısız davranarak aleni yer indiler.
//////////////////////
İBRAHİM DAMARLI Ve BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ
YAKUP Baykan''ın hanımı tesettüre uygun giyinerek ev ziyaretlerine ve yemekli aile toplantılarına katılması Yarbay İbrahim Damarlı''yı germesi başını açmadı diye Yakup Baykan nasıl Türk Silahlı Kuvvetleri''nden ihraç edilmesine
Sebeb oluyor..
11 Aralık 1997''de YAKUP Baykan, Yarbay İbrahim Damarlı''dan şu ikaz yazısını alır:
"Atatürk''ü kendisine rehber kabul etmiş, çağdaş zihniyetli, ilime, akla, mantığa bağlı kalarak düşünen, karar veren ve uygulayan, çağdaş kültürü yakalamış, bu kültürün üstüne çıkmayı kendine hedef almış zihniyetteki insanlardan meydana gelen Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olarak, biz subay ve astsubayların kıyafetimiz bakımından da, aile fertlerimizle birlikte çağdaş görünüşte olmamız kadar doğal bir şey olamaz. Sizin de bu fikirlere katıldığınıza inanıyorum, inanmak istiyorum. Kasıtlı olduğuna inanmasak bile, yani dini duygularla uygulandığını kabul etsek bile, şu anda tesettüre uygun giyinmek bir siyasi görüşün simgesi ve propaganda aracı olmuş durumdadır. Sizin eşiniz, gerek ev ziyaretleri, gerekse yemekli aile toplantıları şeklindeki sosyal etkinliklere, tesettürlü kıyafetlerle katılmaktadır. Sözlü olarak size yaptığım ikazlara ve tavsiyelere uymamakta, kıyafetini çağdaş bir görünüşe uydurmamaktadır. Bu nedenle sizi son bir defa daha uyarıyorum. Eşinizin giyim şekline karışmak, etkide bulunmak vazifenizdir. Rica ederim"
İmza: Yarbay İbrahim Damarlı 3.Mekanize Piyade Tabur Komutanlığ
İbrahim Damarlı''dan uyarı yazısını alan Yüzbaşı Yakup Baykan bunun üzerine 3. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı''na şu cevabı verir:
".........Eşimin kıyafet seçimi kendi tercihidir. Benim bu hususta ancak telkin ve tavsiyelerim olabilir. Nitekim bu konuda da komutanlarımın tavsiyeleri ışığında, eşime defalarca telkinde bulunduğumu ifade etmek isterim. Ancak siz de takdir edersiniz ki, tavsiyeler belli bir noktaya kadardır. Bu sınır aşıldığında karşılıklı tartışmalar ve neticesinde aile içinde huzursuzluk baş göstermektedir. Nitekim bu tür tartışmalar, hiç istemediğim halde çocuklarımın ruh yapısında ve sağlığında bazı bozulmalara sebeb olmuştur; bu durum halâ devam etmektedir. Eşimin ve benim, başörtüsünün siyasi maksatla kullanılmasına şiddetle karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Başkaları başörtüsünü siyasi bir emel ile kullanıyorsa, inancı gereği başını örtenlerin de aynı kategoride mütalaa edilmesinin haksızlık olacağı düşünülmelidir. Eşimin başının örtülü olması, son bir kaç yılın mahsulü değil. Evlenmeden önce de ailesinin yaşantısı ve ona verdiği dini bilgiler çerçevesinde tercih ettiği bir kıyafettir. Bu sebeble günlük yaşantısının bir parçası olan bu kıyafeti ile çarşı, pazar gezintisi yaptığı gibi, ev ziyaretlerinde de bulunmaktadır. Kıyafeti onun tercihi ve sadece inancının gereğidir. Hiç bir siyasi maksadı bulunmamaktadır."
Ordudan atılma
Yüzbaşı Yakup Baykan daha önceki tarihlerde de hanımıyla birlikte sosyal faaliyetlere katılmadığı için uyarılr..
Oysa askerî gazino ve ordu evleri gibi tesislere başörtüsü ile girmek yasak. Böyle bir yasak olduğu için Yakup Baykan tesettürlü hanımı toplantılara iştirak edemez, buralara katılmaz.. Nihayet Yakup Baykan Aralık 1998''de karısının başını açmadığı için, ordudan disiplinsizlik sebebiyle atılır.
Zehra Baykan''ın ruhi bunalımı
Yüzbaşı Baykan''a bu şekilde yapılan baskılar eşi Zehra Baykan''ı ruhi bunalıma sokar.Zehra Baykan''ın 3 Mart 1998 tarihinde depresyon geçirdiği tesbit edilir.
Zehra Baykan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi''nde ayakta fedai görür..Başörtüsü mağduru Baykan ailesinin başına gelenleri, aile reisi Yakup Baykan''dan dinleyelim:
"1997 Aralık sonundan itibaren uygulanan baskılar eşimin depresyona girmesine yol açmıştır. 3 Mart 1998 tarihinde sabah uyandığımda eşim bana ''Seni ordudan mı attılar, başörtümden ne istiyorlar, kapıda yarbay bizi bekliyor'' diye sormaya başlamış, büyük bir tedirginlik ve ajitasyon hali göstermiştir. Önce Birlik Tabibi Dr. Alpay''ı eve getirerek eşimi muayene ettirdim. Kendisi bu hususun psikiyatri uzmanını ilgilendirdiğini söyledi. GATA Haydarpaşa Hastanesi''ne sevk aldım. Eşim askerî hastaneye gitmeyeceğini söyledi. İstanbul''da özel bir sağlık merkezinde 7 ay süre ile tedavi ettirdim. Bu 7 aylık süre zarfında eşim, biri bıçakla, son üçü tabanca ile olmak üzere tam 4 sefer çocuklarımın gözü önünde, sonuncusu benim yanımda intihar teşebbüsünde bulundu. İnançlı bir insanın bile bu şekilde intihar teşebbüsünde bulunması, yapılan baskının şiddetini göstermektedir. Eşim rahatsız olduğu için, ona ve çocuklarıma bakmak üzere annemi Kayseri''den getirdim. Ancak annem 1 ay kadar yanımızda kalabildi. 8 yaşındaki kızıma ve 1.5 yaşındaki oğluma komşular baktı. Son intihar teşebbüsünden sonra (23.9.1998) eşimin GATA Haydarpaşa Hastanesi''ne sevki yapıldı. Kızımı Konya''ya amcasının yanına, oğlumu halasının yanına gönderdim. GATA''da psikotik özellikle majör depresyona rastlandı ve eşim Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi''ne sevk edildi. Kısmen tedavi oldu. Hastalığın yeniden nüksetmemesi için ordudan atıldığımı ondan sakladım. Hali hazırda benim YAŞ kararı ile değil, istifa ederek Türk Silahlı Kuvvetleri''nden ayrıldığımı sanıyor. "
Bu akşam Yüksekova’daki 3’üncü Piyade Tümen Komutanlığında Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli mensuplarıyla, Mehmetçiklerimizle iftar sofrasındaydık.
Rabbim her bir askerimizden razı olsun, her birini esirgesin, girdikleri her mücadelede onları muzaffer eylesin... 



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder