https://www.facebook.com/necati.cavdar/posts/10153234102217700
Milletin; yazısından Ezan'ına ..
Hatta halk müziğine kadar tüm değerlerine düşman olan ..
Edepsiz İngiliz gralına yağcılık için Fethin semboli AYASOFYA (ve AYASOFYALARI) kapatan-kilit vuran..
Bi şapka için günahsız Şalcı Bacı'yı asan..
Akif'e, Kazım Karabekire hafiyeler takan...
Zihniyet; ne "vatan kurtarıcıdır", ne de "millet sevdalısı.."
Olsa olsa ülkeye, millete tasarut eden İngiliz'in maşasıdır..
Böyle biline..
https://www.facebook.com/media/set/?vanity=necati.cavdar&set=a.10155215049192700
“Şapkayı Aldık, Musul’u Verdik!”
“İngiliz ebedi dostluğu adına teslim edilen MUSUL..”
Nihayet hukuken de “ver kurtul” politikası sonucu 5 Haziran 1926’da Ankara’da imzalanan Antlaşma ile elimizden çıktı.
O güne kadar İngiliz işgalindeki Musul’da “hükümranlık iddiamız” sona erdirildi.
“Türkler hiçbir şey almadan, bu kıymetli petrol yataklarını İngiltere’ye nasıl verir?” di.
Verdi.
“İngiliz , dostluğnu” alarak, yetmez mi?
İngilizler; sadece “dostluk değil” üstüne üstelik de birde “Şapka” verdiler..
25 Kasım 1925’te “Şapka İnkılâbı” yapılmıştı.
Şapkayı aldık, Musul’u verdik!
“Şapka” deyip geçmeyelim.önemli idi.
Şapka için ne canlar feda edildi.
Erzurumlu “Şalcı bacı olmak üzere” niceleri Darağaçlarında sallandırıldı.
Mahkum edildi.
Meşhur Hamidiye zırhlısıyla Rize dombardımana tutuldu.
“Atma hamidiye Atma“ ağıdı hala hafızalarda..
“Şapkayla Musul’un ne alakası var ?” diyenleri duyar gibi oluyorum.
Alakayı ben kurmuyorum ki..
“Halk”sız ve “Hak”sız bir iadare yapısıyla şeflik idaresi kuranlar, kendileri bağlantıyı kuruyor.
Ya da itiraf ediyor.
Biraz sakinleşip dinleyelim:
Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Mahmut Esat’dan (Bozkurt) :
“Şapka giymek ne demek?
Bütün ilerlemelerin başında bu mu gelir?
Evet ve bunda hiç şüphe edilmemelidir…
Şapka giymekle, ilerlemelere mâni olan bu kara engel söküldü, yıkıldı, yerin dibine geçirildi. Büyük yürüyüş yolları açıldı.”
....
“Atatürk bir gün, lütfen, bu husustaki (şapka inkılâbı hususunda) fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.
“Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: ‘Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!’
“Atatürk hafifçe gülümsedi ve başını bir kaç defa eğerek beni taltif etti.”(Mahmut Esat Bozkurt. Atatürk İhtilâli, s.154-155)
Oysa Musul.
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin
İşgal altındaki İstanbulda çok zor şartlarda yeminle korunacağı belirtilen asgari vatan sınırlarının tespitini yaparak dahi kabul ettiği vatan tanımı içinde idi.
Bu durum ve tespiti lll. Meşrutiyet Meclis olarak Angara’da toplantılarına devam eden “Milli Meclis “ de “Misak-i Milli”yi aynen kabul etmiş, Dünya’ya “barış için olmazsa olmaz şart “ olarak ilan etmişti
Hatta.
Mustafa Kemal;
1923 yılında yaptığı konuşmada güney sınırlarımızı, Misak-i Milli sınırlarını şöyle tarif ediyordu:
“Bu hudut İskenderun Körfezi’nin güneyinden, Antakya’dan, Halep ile Katma İstasyonu arasında Carablus Köprüsü’nün güneyinde Fırat Nehri’ne ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.”
İlginç değil mi?
Şimdi de Rus’un
Acemin ve de
Amerika’nın
Arka planda Alaman ve İngiliz’in, Hollandanın inemesziniz dediği RAKKA..
Giremezsiniz diyerek PKK’ya peşkeş çektikleri Münbiç, Misak-ı Milli dudutları dahilinde.
“Şapka”ya razı olanlar..
Miisk-ı Milli’ye, bağlı “Meclisi” yenileyip “kullar”dan oluşturduklar yapıya dönüştürerek Misak-I Milli’yi rafa kaldırdılar.
Hatta, Misak-ı Milli’yi kaleme alan ve canı pahasına savunan kahraman Milletvekil’ne “sen ne bilirsin diye çıkışması üzerine “ Misak-ı Milli’yi kaleme alan benim, nasıl bilmem cevabına “yazmakla halt etmişsin “çıkışı yapacaktır.
Ve
“Şapka ödülünü” alıp Misak-ı Milli’den vaz geçtiler.
“Şapka” geldi..
Musul- Kerkük ..
Münbiç, Rakka yani Halep gitti..
............
DEVLET VE HİLAFET, MERKEZİ OLAN SARAYLAR;
KUMARHANE
400 küsur maddeli Lozan, Milli Mücadeleyi yürüten kahramanların tasfiye edilerek kendi atadıkları kişilerden oluşan Meclis’de sadece iki satte kabul ettirilmesinin hemen akabinde
“Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”in, “Başvekil İsmet”in ve diğer bütün bakanların imzaları i bulunan 27 Ağustos 1924 tarihli kararnama ile
“Memleket ekonomisinin kalkınmasını sağlayacak yabancı turistlerin rağbetlerini sağlayabilmek maksadıyla, içerisinde her türlü medenî ihtiyacı karşılayacak oyun ve dans salonları bulunan gazino ve müesseseler vücuda getirilmesi için” İstanbul Belediyesine yetki verilerek..
Devlet ve Hilafet, merkezi olan saraylar;
“oyun ve dans salonları”na dönüştürülüyordu
Ve “Kumarhane” yapılmak üzere “Mösyö Kohen” ve “Mario Serra” lara kiralandı.
Devlet ve Hilafet, merkezi olan sarayların kumarhaneye dönüştürülmesini
Gazeteler;
“Monte Carlo oluyoruz!
diyerek halka “yurta sulh, dünyada sulh “projesinin getirisini müjdeliyordu ...
.....................
Bak:
Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL
http://necaticavdar.blogcu.com/ebedi-dosluk.../16903282
Bereketli Hilal
http://mevhaz.blogcu.com/necati-cavdar/469107
............
http://www.haberturk.com/.../1255811-yildiz-sarayi...
“İngiliz ebedi dostluğu adına teslim edilen MUSUL..”
Nihayet hukuken de “ver kurtul” politikası sonucu 5 Haziran 1926’da Ankara’da imzalanan Antlaşma ile elimizden çıktı.
O güne kadar İngiliz işgalindeki Musul’da “hükümranlık iddiamız” sona erdirildi.
“Türkler hiçbir şey almadan, bu kıymetli petrol yataklarını İngiltere’ye nasıl verir?” di.
Verdi.
“İngiliz , dostluğnu” alarak, yetmez mi?
İngilizler; sadece “dostluk değil” üstüne üstelik de birde “Şapka” verdiler..
25 Kasım 1925’te “Şapka İnkılâbı” yapılmıştı.
Şapkayı aldık, Musul’u verdik!
“Şapka” deyip geçmeyelim.önemli idi.
Şapka için ne canlar feda edildi.
Erzurumlu “Şalcı bacı olmak üzere” niceleri Darağaçlarında sallandırıldı.
Mahkum edildi.
Meşhur Hamidiye zırhlısıyla Rize dombardımana tutuldu.
“Atma hamidiye Atma“ ağıdı hala hafızalarda..
“Şapkayla Musul’un ne alakası var ?” diyenleri duyar gibi oluyorum.
Alakayı ben kurmuyorum ki..
“Halk”sız ve “Hak”sız bir iadare yapısıyla şeflik idaresi kuranlar, kendileri bağlantıyı kuruyor.
Ya da itiraf ediyor.
Biraz sakinleşip dinleyelim:
Adliye Vekili (Adalet Bakanı) Mahmut Esat’dan (Bozkurt) :
“Şapka giymek ne demek?
Bütün ilerlemelerin başında bu mu gelir?
Evet ve bunda hiç şüphe edilmemelidir…
Şapka giymekle, ilerlemelere mâni olan bu kara engel söküldü, yıkıldı, yerin dibine geçirildi. Büyük yürüyüş yolları açıldı.”
....
“Atatürk bir gün, lütfen, bu husustaki (şapka inkılâbı hususunda) fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.
“Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: ‘Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!’
“Atatürk hafifçe gülümsedi ve başını bir kaç defa eğerek beni taltif etti.”(Mahmut Esat Bozkurt. Atatürk İhtilâli, s.154-155)
Oysa Musul.
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin
İşgal altındaki İstanbulda çok zor şartlarda yeminle korunacağı belirtilen asgari vatan sınırlarının tespitini yaparak dahi kabul ettiği vatan tanımı içinde idi.
Bu durum ve tespiti lll. Meşrutiyet Meclis olarak Angara’da toplantılarına devam eden “Milli Meclis “ de “Misak-i Milli”yi aynen kabul etmiş, Dünya’ya “barış için olmazsa olmaz şart “ olarak ilan etmişti
Hatta.
Mustafa Kemal;
1923 yılında yaptığı konuşmada güney sınırlarımızı, Misak-i Milli sınırlarını şöyle tarif ediyordu:
“Bu hudut İskenderun Körfezi’nin güneyinden, Antakya’dan, Halep ile Katma İstasyonu arasında Carablus Köprüsü’nün güneyinde Fırat Nehri’ne ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.”
İlginç değil mi?
Şimdi de Rus’un
Acemin ve de
Amerika’nın
Arka planda Alaman ve İngiliz’in, Hollandanın inemesziniz dediği RAKKA..
Giremezsiniz diyerek PKK’ya peşkeş çektikleri Münbiç, Misak-ı Milli dudutları dahilinde.
“Şapka”ya razı olanlar..
Miisk-ı Milli’ye, bağlı “Meclisi” yenileyip “kullar”dan oluşturduklar yapıya dönüştürerek Misak-I Milli’yi rafa kaldırdılar.
Hatta, Misak-ı Milli’yi kaleme alan ve canı pahasına savunan kahraman Milletvekil’ne “sen ne bilirsin diye çıkışması üzerine “ Misak-ı Milli’yi kaleme alan benim, nasıl bilmem cevabına “yazmakla halt etmişsin “çıkışı yapacaktır.
Ve
“Şapka ödülünü” alıp Misak-ı Milli’den vaz geçtiler.
“Şapka” geldi..
Musul- Kerkük ..
Münbiç, Rakka yani Halep gitti..
............
DEVLET VE HİLAFET, MERKEZİ OLAN SARAYLAR;
KUMARHANE
400 küsur maddeli Lozan, Milli Mücadeleyi yürüten kahramanların tasfiye edilerek kendi atadıkları kişilerden oluşan Meclis’de sadece iki satte kabul ettirilmesinin hemen akabinde
“Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”in, “Başvekil İsmet”in ve diğer bütün bakanların imzaları i bulunan 27 Ağustos 1924 tarihli kararnama ile
“Memleket ekonomisinin kalkınmasını sağlayacak yabancı turistlerin rağbetlerini sağlayabilmek maksadıyla, içerisinde her türlü medenî ihtiyacı karşılayacak oyun ve dans salonları bulunan gazino ve müesseseler vücuda getirilmesi için” İstanbul Belediyesine yetki verilerek..
Devlet ve Hilafet, merkezi olan saraylar;
“oyun ve dans salonları”na dönüştürülüyordu
Ve “Kumarhane” yapılmak üzere “Mösyö Kohen” ve “Mario Serra” lara kiralandı.
Devlet ve Hilafet, merkezi olan sarayların kumarhaneye dönüştürülmesini
Gazeteler;
“Monte Carlo oluyoruz!
diyerek halka “yurta sulh, dünyada sulh “projesinin getirisini müjdeliyordu ...
.....................
Bak:
Ebedi Dosluk (! )adına Teslim Edilen Vatan, MUSUL
http://necaticavdar.blogcu.com/ebedi-dosluk.../16903282
Bereketli Hilal
http://mevhaz.blogcu.com/necati-cavdar/469107
............
http://www.haberturk.com/.../1255811-yildiz-sarayi...
Daha Azını Gör
1 Yorum
2 Paylaşım
Beğen
Yorum Yap
Paylaş














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder