RUSYA; “YENİLEMEZ” DEĞİL..
Elbette
Rusya, Osmanlıya, Napolyon’a ve Nazilere karşı büyük savaşlar kazandı..
Ama
büyük yenilgiler de yaşadı..
Rusya'nın
son savaşı, liderlerinin defalarca seçip kaybettiği “emperyal” savaşları akla
getiriyor
1853
-1856 KIRIM SAVAŞI

Osmanlı
için “Hasta Adam” tabirinin mucidi Rus çarı I. Nikolay ve Rusya başta Kudüs
olmak üzere “Kutsal yerler” tezi ile kendisini “ Hıristiyanlarının koruyucusu
olarak” tanımlayarak, 1853'te Osmanlı İmparatorluğu'na Savaş açtı. Rus orduları
savaş dahi ilan etmeden 22 Haziran 1853 günü Rus birlikleri Prut nehrini
geçerek Eflak ve Boğdan'ı ( bugünkü Moldova ve Romanya'daki Osmanlı
topraklarını) işgale başladılar. Bu gün çar Putin’in Ukrayna işgalindeki idiası
gibi Çar I. Nikolay da bu “hareketinin bir savaş başlangıcı kabul edilmemesi
gerektiğini açıkladı ve bu teşebbüsün bir güvenlik tedbiri olduğunu”
belirtiyordu. Ruslar, Kısa bir süre içinde Tuna sahillerine kadar geldiler .
Çok güçlü ordularla gelen Ruslar, Musa Hulusi paşa komutasında az sayıdaki
Türklerin Silisre direnişiyle karşılaştılar.. Silistre direnişi Ruslara 40.000
ölü ve yaralıya mal oldu. Ayrıca 1 Mareşal ve 9 Generalleri de ölenler
arasındaydı. Balkanlarda başarılı olan Osmanlı karşısında Batum’a yardıma giden
donanma 30 Kasım1853 tarihinde Sinop’da Rus baskınıyla imha edildi. Bunun
üzerine Osmanlının Avrupa’dan sürülmesini çıkarına aykırı bulan İngiliz ve
Fransızlar;
Rusya’yı
Avrupa ve Akdenizden uzaklaştırmak için Rusya’ya karşı 12 Mart 1854'te savaş
ilan ettiler. İngiltere dışişleri bakanı Lord Russel:-Eğer Rusları Tuna’da
durduramazsak, ileride Hindistan’da durdurmamız gerekecek, diyordu. Rusya
Osmanlı-İngiliz ve Fransızlar karşısında savaşı kaybetti.
Ve1856
yılında Paris Antlaşmasıyla son bulan Kırım savaşı, tüm Rus zaferlerine karşı
400.000 askerle birlikte kaybı ile sonuçlanarak Rusya'nın Avrupa'da gücü
kırılarak İngiliz ve Fransız ordularının Rus topraklarını işgal ederek
yerleşmelerine yol açtı.
Böylece
tarihin ilk modern savaşı olarak bilinen Kırım Savaşı ile Rus İmparatorluğu ve
ordusu 1812'den beri sahip olduğu, dünyanın en güçlüsü ve de Hıristiyanların
Koruyucusu statüsünü de kaybetti.
1905 JAPON SAVASI
Çar II.
Nikola idaresindeki Rusya'nın 1905'te bir Çin limanında ortaya çıkmasıyla karşı
karşıya kalan Japonya, ona saldırdı.
Rusya,
Baltık Denizi'nden ta Uzak Doğu'ya bir filo göndererek cevap verdi. Ancak
Japonlar, Rusların gönderdiği donanmayı hızla ele geçirdi. 1905 de Rusya’nın
Japonya ya yenilmesi yedi yüzyılda Asyalılar tarafından Avrupalılara verilen
ilk yenilgi olarak bütün dünyayı şok etti.. Bu yenilgi sonraki olayların
gelişimini ateşleyerek ve sonraki on yılda Çarlık Rusya'sının çöküşünün
habercisi olarak görüldü.
1905’te
jjapon yenilgisi üzerine iç huzursuzluk başladı. İsyancıların isteklerini
karşılamak için Duma meclisi kuruldu. Duma ancak dört kere toplanmıştı ki,
1917’de ikinci ve daha başarılı ihtilalle Nikola devrildi. O ve tüm ailesi
1918’de Kızıl Muhafızlar tarafından kurşuna dizildi.
1920
POLANYA SAVAŞI

1920'de
ilk baharında Polonya, koca Sovyet imparatorluğuna rağmen Ukrayna'yı Kiev'i
işgal etti.
Bun
üzerine harekete geçen Lenin, kominizmi batıya doğru yaymak için Romanya
saldırısını kullanmayı uman Lenin, hükümetine danışmadan tüm gücüyle
Polonya'nın işgalini emretti.
Ukranya’dan
çekilen Polanya, Sovyet işgaline uğradı. Fakat
Kızıl
Ordu, Varşova'nın dışında durduruldu ve ardından orijinal sınırın ötesine
itildi. Fin savaşından farklı olarak, bu savaş hem askeri hem de siyasi olarak
tam bir yenilgiyle sonuçlandı.
1939 -
40 KIŞI FİN SAVAŞI

Stalin
liderliğindeki Sovyet Rusya’sı 30 Kasım 1939 sabahı karada, denizde ve havada
yıldırım harekatıyla ezici bir operasyon başlattı.
Ukrayna
ile savaşta haklı olmadığı gibi, o zaman da haklı değildi.
İşgalciler
birkaç hafta içinde Finlandiya topraklarının tamamını ele geçirmeyi
umuyorlardı..
Ancak
Ölümüne
savaşan v e ellerinde tanklara karşı sadece basit ama etkili silah ki sadece
bir avuç el bombası ve bir şişe yanıcı karışım olan Fin direnişiyle
karşılaştılar.İsveç’ten, Norveç’ten, Danımarka’dan gönüllü direniş gurupları
gelerek Sovyetlere karşı savaştılar.
Ve dünya
kamuoyu Rus saldırganlığına karşı Fin mazlumlarından yana oldu. 14 Aralık 1939,
SSCB, bir saldırgan olarak Milletler Cemiyeti - UP'den ihraç edildi .
Finlere
göre çok donanımlı ve sayı üstünlüğü sayesinde moral açısından da güçlü Kızıl
Ordu -300 bin Finliye karşı bir milyonluk Kızıl Ordu” d ört ayda yaklaşık
200.000 adam, 1.100 tank ve 684 uçak kaybederek yenildi, tankı olmayan Finler
ise 25.000 adam ve 61 uçak kaybetti.
AFGAN
YENİLGİSİ

Fin
işgalinde yaşadığı gibi aynısı Afganistan'ı işgal ettiklerinde Rusların başına
geldi.
1979 da
işgal ederek başına kukla Babrak Karmal yönetimini getiren Sovyet Rusya, şanlı
Afgan direnişiyle karşılaştı. Ve 1989 da çekilmek zorunda kaldı.
Afganistan'daki
Sovyet başarısızlığı, ölmekte olan bir imparatorluğun ekonomik iflasını, sosyal
çürümesini ve siyasi çöküşünü yansıtıyordu.
Böylece
Moskova’nın yenilmez sanılan askeri gücü korkusu kırıldı.
Sovyet bloğundaki Sovyet karşıtı devrimleri besleyen zihinsel bir geçiş
yaşanarak Sovyet imparatorluğunun çöküşü gerçekleşti. 
Polonya'yı
işgal ettiğinde LENIN GİBİ, Vladimir Putin de çiçeklerle karşılanacağını
sanarak Ukrayna'ya saldırdı.
Finlandiya'ya
girdiğinde in Stalin gibi, Putin de avının savaşma yeteneğini ve ölmeye hazır
olup olmadığını düşünmedi.
Afganistan'a
saldırdığında Brejnev gibi, Putin de ekonomik zayıflıklarını göremedi.
Japonya'ya
saldırdığında II. Nikolai gibi, ordusunun sınırlarını fark edemedi.
Ve I.
Nikolay gibi Osmanlı’ya saldırdığında olduğu gibi dış dünyanın tepkisini
değerlendiremedi.
Napolyon,
Rusya’ya saldırdığında Rus ordusunun karşısına çıkarak ve kafa kafaya bir
çarpışma bekliyordu. Ancak Ruslar böyle bir çatışmadan kaçındı ve bunun yerine
çete/gerilla saldırılarıyla yıpratma yakarak onu iç bölgelerine çekti.Ve
Napolyon’u yendi.

Şimdi,
Ukranya’nın da Putin karşısında izlediği metot bu.
Henüz
sonuç belli olmasa da 1853 ve 1904 çarları, 1920'deki Lenin, 1939'daki Stalin
ve 1979'daki Brejnev gibi, Vladimir Putin'in de yenilmemesi için elde fazla
veri yok.
11Mart
2022
Alsancak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder