Çar
PUTİN ÇAMURA ÇÖKTÜ
Zira
1
– Ukrayna’ yı işgal niyetimiz yok..Biz
kendi ülkemizde tatbikat yapıyoruz dedi.
Sonra
Ukrayna’nın tümünü değil sadece
bağısızlığını ilan eden bölgeleri diye açıkladı..
Ukrayna’nın
tümüne saldırdı..
2-
Güç dengesine bakınca çok üstün olduğunu
ileri sürerek 72 saat sürede hakim
olacağını yaydılar.. Başarılı olamadılar
3-
Halkının çoğunluğu Rus olan bölgelerde bile halk İşgalcileri çiçeklerle
karşılamadı...
4 –
Ukranya ordusundaki arkadaşları ve
yerleştirdiği diğer ajanlara seslenerek darbe yapın, yönetimi yok edin dedi. O da alınan tedbirlerle fos çıktı.
5 - En son söyleyeceği sözü; NÜKLEER İ ifade ederek korku salmaya
çalışarak tüm sermayeyi bitirdi.
6 – En önemlisi Ukranya halkının direnebileceği
duygusu ve ümidi yerleşti…
Putin, ülkenin tümünü işgal etse bile Halkı,
tutamayacağı görüldü...
ÇAR
PUTİN 
Çar,
Moskova kenzliği’nden Rusya Devlet/imparatorluğa geçtiği dönemde 1550 – 1750 yılları döneminde Rusya
yöneticileri, ÇAR unvanını kullandılar..
Daha
sonra İmparator adı adsalar da 1917 Komünist döneme kadar ÇAR unvanını
kullandılar.
Çarlar,
diğer imparatorlardan ayıran özellik
kendilerine mistik/manevi hava vermeleri idi.
Yani Tanrı tarafından özellk verilen/Mesih
anlamında kutsal özelliklere sahip
oldukları iddiasıyla halk tarafından da hem dünya hem ahiret rehberi kabul
ediliyordu.
Ve
kendilerini Kutsal patrikliğin asli
koruyucusu görerek Bizans imparatorluğunun varisi sayıyorlardı..
O
yüzden Yunanistan’ın koruyucusu ve Ortodoksların hamisi rolünü hep sürdürdüler.
O
sebeple dir ki Osmanlı’dan/ Kırım
Hanlığından ele geçirdikleri bölge ve şehir adlarını Hıristiyan mitoloji/teolojisinden
seçtikleri isimlerle değiştirip,
andılar.
Yeni
Çar Putin, de söylemese de o sıfat ve gücü kendinde vehm ediyor olsa gerek.
Bugün “Ortodoksların Hamisi”
rolü, farklı bir boyutla karşımızdadır
ve Rusya ; Kendi çoğrafyası asydığı alan ile balkanlar ve Ortadoğu’daki
Ortodoksların hamisi rolünü sürdürmektedir.
O yüzden
Çar Putin’in gerek Yunanistan da1953
veya 2033 metre yükseklik “kutsal Dağ “ dedikleri Aynoraz (Athos Dağı)na .. 
Bir
zamanlar Kadın ve her türlü dişi hayvan, hatta “sakalsız” olanların girmesini
bile şiddetle yasaklamış olan yılın sadece
belli dönemlerinde belli sayıda ziyaretçi kabul edilen..
Günümüz
de de Yunan Anayasası’na göre
“Aynoroz Dağı Özerk Cumhuriyeti “
olarak Valisi’ne bağlı olan Aynoroz'a
öncelikle olarak Ortodoks inancına mensup kişiler,18 yaşından erkeklerin girebildiğ i “Kadınlara yasak” olan dünya daki tek yer -
“târik-i dünyâ” (münzevi) keşişlerin barınağı, Aynaroz’a ziyaret..
Ve
Kudüs’e yaptığı seyahatleri dikkatten kaçırmamak gerek..
Aynoroz Dağı Özerk Cumhuriyeti ve Çar Putin .
28 Mayıs 2016 daki Aynaroz ziyaretine Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kiril de
eşlik etmekteydi.
Putin’in Yunanistan ziyareti aynı zamanda
Aynoroz’da Rus Keşişliğinin bininci yılına da denk geldiği için Rus Kilisesi
açısından çok önemliydi ve Patrik Kiril’in devlet başkanı ile birlikte
diplomatik bir geziye iştirak etmesi ziyareti daha önemli hale getiriyordu
Zira
bu gün
özelikle Rus , İngiliz , Fransız
ve Purusya (alaman) baskısıyla icad edilerek “Yunanistan “ adı verilen
bölgeye bakıldığında Makedonya’dan Ege Denizi’ne uzanan üç
dağlık bir burun şeklindeki Aynoraz yarımadasında
20 manastırdan oluşan ve her manastırın manastırda bulunan bulunan
rahiplerin ortak kararı ile yönetilen dünyanın
en büyük Ortodoks dini kompleksi var.
Burası
Ortodokslar açısından en kutsal yerlerden biri olarak kabul edilir.
Sırp, Rus, Romen, Gürcü gibi 20 ye yakın
farklı Ortodoks topluluklardan keşişlerin bulunduğu Aynoraz’da
Çar
Putin; adete taç giyme töreni sayılan
bir Kutsama ile burada çok üst düzeyde törenlerle karşılanıp Paskalya ayini
yapıldı. 
Putin’in
daha önce de teşebbüs oldu fakat daha önceki ziyaretlerinde bu çapta ayin ve
tören yapılmamıştı..
Taki
Halep, Şam.. başta olmak üzere Hıristiyan teolojisinde Kutsal olan
bölgeler özellikle Cennete
akan iki ırmak olan Dicle ve Fırat ırmağına hakim olarak Kudüs, kapısına
dayandığı Suriye İşgali sonrası yaptığı 2016 ziyaretinde
Aynoraz
ayin protokolunuın en üst seviyesi uygulandı.
Adeta
burada Aynoraz ruhanilerinin huzur ve müsaadesiyle Bizans imparatorlarının
tahtına çıkmış gibi oldu.
Ve
Çar Putin, Rus Ortadok dünyasının - ki içinde tabi i olarak “Ukranya da var sayılır”- “Refah be niğmet kaynağı “ olduğu ilan edildi.
Yani
dünya ve dini saltanat…
Burada
yapılanlara ve Putin’e uygulanan muameleye göre
güya Hıristiyan dünyasının (ortadoksların tabii lideri) lideri ve Tanrının seçtiği kişi konumunda değer verildi..
Yani
“kadınlara yasak “ tek yer olan “Kusal
Dağ’da “, Aynoraz da Patrik ve Çar Putin’in görüşmesi
jeopolitik halin metafizik
yansıması idi.
Yani
2016 da yapılan bu törenlerle Bizans
Tahtına artık ÇAR Putin olarak oturmuştur..


Elbette
karşı çıkanlarda olmuştur..
Bu tepki o kadar ileriye gitti ki -Aynoroz’a kadınlar ve Hıristiyan olmayanlar
giremediği halde – “Bizans imparatoru “olarak adeta
Tayip Erdoğan’ın yakıştığı iması ile Osmanlı dönemine atıfta bulunularak
ve Aynoroz’un tarihsel süreçte asırlardır Osmanlı yönetiminde olduğu
belirtilerek; “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Aynoroz’a bir ziyaret yaparsa,
buna Putin’den daha fazla hakkı vardır” şeklinde yazılar çıktıVe 2020
deki Kudus ziyereti…
Son yaşanan Jeopolitik olayları okur iken
Putin’in bu yönünü de gözden çıkarmamak
gerek..
Eğer
bunu anlar isek..
Güney
çoğrafyamızdaki kesin hakimiyetine karşı İsrail saldırganlığı karşısındaki
durumunu ve Ukranya’nın tümü..
Eski
Yugoslavya coğrafyası ,
Polonya..
Bulgaristan
vs konusunda ki çizdiği tarihi- manevi gezintisinin arka planı eski çarlar gibi Rusya’nın jeopolitik
genişleme arzusunun anlamı ortaya çıkar.
Yanisi şu ki
Çar Putin,
1917
de yıkılıp gittiği sanılan Bizans
imparatorluğu tahtına oturma hülyasındaki eski Çarların ruhu ile ortaya çıktığını sanarak
Tüm
hırsı ile Çin’den Alp Dağlarına
Kuzey
Kutbundan Kudüs’e her yere el atıyor..
Yok
ederek hakimiyet kurma arzusunda.
………………….





Mizahdan
gerçeğe..
Haritaya bakılınca bu gün Yunanistan dedirtilen
yerin kuzeyinde üç parmaklı bir yarımada görülür.
Bu üç parmağın en doğusundaki yarımadanın halen hiçbir rahibenin olmadığı
“Aynoroz Dağı
Özerk Cumhuriyeti” yani “özerk bir din devleti”
gibi olduğunu fazla bilen de yoktur.
Özerkliği de Bizans İmparatorluğu’nda başlar, Osmanlı
imparatorluğu döneminde de imtiyazı devam ederek bu özerkliği korur… Hitleri’in 2. dünya
savaşı'nda işgal etiği bölgeler içinde “özerkliğine saygı gösterilen” tek yerdir.
Ve şu devirde bile kadınların ayak
basamadığı Yunanistan'ın içinde özerk bir şekilde
yönetilen “ Avrupa Birliği
müktesebatının/ yasalarının büyük oranda da
geçersiz olduğu “Aynoroz..
"Avrupa Birliği" içerisinde yer alan
“Özerk Aynaroz” devletinin ruhani lideri, İstanbul Fener Patriği Barthelomeos’i
dur..
Ve sözde bu özerk devletin
“Devlet Başkanı” ise yaptıkları törene
göre Çar PUTİN…
//////////////////////////////////////////////////////////////
KOMEDİDEN GERÇEĞE 
Avrupa; alt yapı yapıp otomobil,
metro vs sanayiye ya geçerken ülkenin hakimiz zat; o dönem çok büyük paralarla yat peşinde koşarken bir yandan da Müsahipzade Celal'in 1936 da yayınlana 84 sayfalık yayımladığı güldürüsü 1938 de film
olarak “Aynaroz
Kadısı” sahneye konuyordu..
Algı
operasyonu denir ya işte “Aynaroz” adası da bunun için bir komediye de konu olur..
Hiç kadısı olmamış, hiç bir kadının ayağını
basmadığı bir memleket, kadı'lı,
kızlı sahnelerle filmi/oyun şeklinde
milletin hafızasına farklı kazınır..
Ailesi zengin reşit olmamış bir Rus kızının
15 bin duka altını olduğunu öğrenen Aynaroz'lu papazlar bu parayı elde
etmek isterler.
Aynaroz keşişleri dalavere ile el koymaya
çalışır.
Kızı ve parayı kaçırırlar.
Paraya
el koyup Kızı, kiliseye kapatırlar. Papazlar; kızın mirasının kiliseye kızın reşit olma tarihine
kadar emanet edilmiş olduğunu iddia ederek kızın Nişanlısını da “Aforoz”
edip kıza ve paraya el koyarlar.
Fakat, olay kadıya intikal eder.
Kadı, papazların peşlerine düşer,
kamu gücünü kullanıp altınları geri aldığı kızı da korumaya aldırarak kendi evine
kapatır.
Papazlardan kurtarmak için zengin kızın kilise tarafından evlenmesin diye nişanlısına konulan aforoz
işlemini de kaldırarak sevdiği Rum genci ile evlendirir. Artık paralar güvenli eldedir
ve güvenli ellerin de geleceği güvendedir.
Önce Kadı ve Kilise
arasında dava sürer … Görevleri hakların korunması olmasına rağmen hakların
rüşvete, iltimasa dayalı yitirilmesi için hile-i şer'iye yollarına itina ile
uygulanır.
Kızın malları, güya “yetimler için “ kullanılmak üzere bir vakfa,sandığa
geçirilir.
Ancak, Aynaroz baş papazı
durmaz..
Olay en yüksek yargı makamı olan Şeyhülislam’a intikal
ettirilerek kadı ve davacı kilise papazları arasında geçen bir yargılamaya konu
olur
Aynoroz baş papazının açtığı davada ise kızı koruyan Kadı; çeşitli oyunlarla, güzel tezhipli bir kitap rüşvet verilerek şikayetçi papaz haksız duruma düşürür.
Müslümanlıktan kaçıp
Hıristiyan olduğu iddiası ile papaz,
sindirilir ve hapse atılır
Papaz davasından vazgeçerek canını kurtarır..
Papazın hapisten de kaçmasına
göz yumulur.
Tıpkı savaştan sonra
yapılan anlaşmalarda olduğu gibi her “dö
fakto durum ile” iki taraf da sonunda kazanmış olur..
Bir adaletsizliktik girdabında yetki ve onun alametlerinin
sahibi olmanın rahatlığı içinde, astığı astık, kestiği kestik bir yönetimin nasıl sürdürüldüğü
“İrade, hidayet, inayet, kudret, kumanda, nüfus, tesir ve makam
nasıl bir şeydir ve nasıl ustaca ve hince kullanılır, bunların tekmili birden
tek oyunda nasıl kullanılır” "Aynaroz
Kadısı" oyunu bunların cevabı gibidir
Tıpkı Putin’in Amerika dan önce Ukranya ya el
koyma çabası gibi.
Adalet sisteminin yozlaşması ele alınmış.. Sanki bu günün BM düzeni gibi….
İnsanlığı haksızlıktan , adaletsizlikten
zulumden koruyup,kurtaracak olan
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi her
bir üyesi ayrı ayrı hukuka ve ahlaka
aykırı davranışları ile zulümlerin sahibi olduğu gibi..
Kimder derdi "Aynaroz Kadısı" oyunu ile Osmanlının yerine konan yeni yönetimi yükselterek eskiyi kötüleme adına ortaya konan çaba bu gün Ukrayna ve BM Güvenlik Konseyi üyelerinin hal ve
hareketleri ile Çar PUTİN şeklinde ete kemiğe bürünerek
hayata geçsin.
////////////////////////////////
NOT: Yunanistan Anayasası’nda 3. ve 105. Maddeler Aynoroz’un statüsü
ile ilgilidir. 3.
Madde (3.
Madde, II Bölüm: Kilise Devlet İlişkisi) özetle; Yunanistan’ın
dininin Ortodoksluk olduğunu ve dinin başının Konstantinopolis’te bulunduğunu
belirtir. Burada Rum Patrikhanesi “Ekümenik”
ve İstanbul da “Konstantinopolis”
olarak tanımlanmıştır.
105.
Madde; Aynoroz yarı
otonom bölgesinin idari yapısını ve bu ruhani cumhuriyetin başkanının o an
görevde olan Rum Patriği olduğunu belirler. (105. Madde, III Fasıl); Aynoroz
rejimlerinin, detayları ile çalışma şekilleri, devlet temsilcisinin işbirliği
ile yirmi Kutsal Manastırdaki idare şekli; Rum Patrikhanesi ile Yunanlılar
Meclisi’nin onayladığı “Aynoroz Nizamnamesi” ile
belirlenmiştir. (105.
Madde, IV Fasıl); Aynoroz’un
yönetim nizamnamelerine tam olarak uyulması için, dini açıdan Ekümenik
Patrikhane’nin yüksek murakabesi, idari ve emniyeti sağlamak açısından
Devlet’in mutlak yetkisi ve gözetimi altındadır.
//////////////////////////////////////////
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder