Hani MİLLETİ CEYLAN ÇARPTI ya...
Hükümet, "ceylan çarpma" ile alakalı olarak çalışıyormuş ....!
"Bakan" ama göremeyenler böyle diyor..
Sen önce vatandaşı CEYLANA ÇARPtır, çarp, sonra..
Bi defa gönül yoruldu..
Villada, kasır da oturan ile bir iki göz odalı "APARTUMAN" denilen hapishanelere tıkanmış vatandaşla bir tut..
Aynı ücretle elektrik, gaz ver..
....
Ve yine plazalarında sıcaktan bunalan ile beş on metre kare tek kapılı minnacık iş yerinde tir tir titreyen,
Hasta olmamak için erkenden dükkanını kapatıp evine kaçan, ancak müşteri telefonla çağırırsa mecburen gelen terzi Adil amca ile aynı oran da yük yükle..
Siftahsız dükkân kapatan ile milyarlar, milyonlar ciro, karla iş yapanı aynı kefeye koy...
Sonra da konuyla alakalı ÇALIŞIYORUZ de...
El insaf..
Zaten millet, siz çalışasınız, “göresiniz” diye sizi sırtlıyor..
Yapmayın.
Şimdi biri (KK) çıkıp "faturalarımı ödemeyeceğim" diyor..
Yaptığınızı beğendiniz mi?
İşi bu noktaya getirmenin âlemi ne?
........
Haydi " fatura ödemem" diyenin ( K.K )
dayanma gücü var..
Bu gün olmazsa yarın öder..
Ya ileride cezalı ödemek zorunda kalacaklar..
Ve ya enerjisi kesilecek gariban ne yapacak?
Kuzu kuzu ödeyecek...
Yoksa şimdiye kadar çok örneğinde olduğu gibi.. mahkemelerde ömür mü tüketsin.. Avukatı, icrası papuş vatandaş için pahalı..
En iyisi yetki elinde olanların ; sonradan pişman olup geri adım atacağına hesabı kitabı ona göre yapması.
Veya yukardan talimatla harekete geçen , "Bakan" değil hadiseleri "GÖREN"in iş başına getirilmesi..
.....
Doğruysa bizim memleket de bir “yemleme” ; gaz -elektrik pahalı, faturalar ağır diye yakınanlara ".evde atlet kilot oturmayın,bi şeyler giyin" diyesiymiş..!
Yahu...seninki bedava ,iktidar ulufesiyle milletin kesesinden harcıyorsun..
Sen yaparsın..Ama halk nasıl yapacak..
Zira boğazından kesip,ödeyecek..
...
Akp,iktidar olup halka sırtını dönen partiler SANDIKTA BOĞULUNCA ,o partilerin mebusları seçilemedi..
Dolayısıyla gerek danışman gerekse sekreterleri;
" Ağbi,bize kol kanat ol.. Yeni gelenlerde senin tanıdıkların var..
Onlardan birinin yanına.." diye tembih ediyorlar..
(Kelin tarağı olsa saçına )
Hoş hiç de kolay değil..
Vekilleri gitmiş, geri dönememiş ama yıllarca Meclis de kalan insanlar var..
Düzenleri var..
....
Bir süre geçince büro/makam/banko komşumuz olan sandıkta boğulan partinin milletvekili danışmanı olan ve bizden imdat isteyen arkadaş nasıl oldu ise AKP'nin paralı bir bakanının çok yakının da "İŞ" e başlamış/başlatılmış..!
..
Bir gün Kemal Kılıçdaroğlu ile banko komşuluğu yapan, Kılıçdaroğlu’nun şu an en yakınında bulunan “taa o zaman 20-25 yıldır beraber Çalıştıklarını söyleyen” - Meclis de patrona danışman aldırmayan "Bir Ş , iki M " veya "Bir Ş, şeddeli M" şeklinde üç den biri olarak ünlenen. - sekreteri bayan KUTUCU ile aynı oda da - şddeli "M" olarak- teşriki mesai içinde olduklarından - çokça cezeryesini yiyip, misafirlerine ikram eden - Parıldı başkan ile o eski banko komşumuz mebusun danışmanı AKP gelince bakanlığa uçan arkadaşa uğradık...
Allah, yürü kulum demiş.
Vekilinin partisi sandığa çakılıp vekil, düşünce kendi de yıllardır bulunduğu TBMM ye veda ile karşı karşıya kalmıştı....
Allah için hali, keyfi yerinde idi..
Devlet, millet imkanı ile içinde bulunduğu durumu anlatmak için ;
"Mesai sonrası eve gidiyorum..
Lojmanın kaloriferleri o kadar iyi yanıyor ki..
Elbiseleri çıkarıp, don- gömlek kalıyorum..
Oh ne rahat..
Çok şükür iyiyiz" diyordu..
...
O zaman Parıldı başkan; kirada oturuyor gaz-elektiriği cebinden ödüyordu
Ben ise haydi elektriği geçtik Dikmen de gecekonduda gazı nerden bulacaktım..
Değil gömlek çıkarmak çorabı çıkar çıkarabilirsen..
Salonda yanan sobaya kömür, bulsan iyi..
Eskiden Trafik hastanesi arkasında şimdi çok revaçta olan bir bölgede kömür deposu vardı..
İnsanlar, zar zor buluşturduğu para ile gece sıraya girer, şayet akşama sıra gelirde gece devrilecek diye korkarak bindiği kamyonla gece evine döner ise o gün ailede bayram olurdu….Birde geceleyin varsa kömürlüğe yoksa odanın bir köşesine taşımak için sırtlanacak .
Sonra RP’li belediye BELKO denen yer varası tasıyla kömürü insanların ayağına, mahalleye getirdi..İsteyen 250,500,1000 kilo alabiliyordu.. Başkasına sattırmıyorlar, “kaçak” diye yakaladıklarının canına ot tıkıyorlardı..
"BELKO kömür " özel bir müzik çalarak gelen araçtan alabilirsek kömür alır,ısınmaya çalışırdık..
Hatta bir keresinde BELKO yazan ve BELKO diye kendine has müzik çalarak mahalleliye geldiğini belli eden , BELKO yazan torbalarla kömür almış, kömür yanmayıp sahte çıkınca BELKO’ yu aradığımız da " O bizim araç değil... Bİz, müzik çalmadan sesiz geliriz"'diye bizim kaçak kömür aldığımızı söylemesinler mi?..
Gitti bizim paracıklar..
…
Belediye den yani BELKO’dan kömür alamayanlar ise Apartman ve sitelerden çıkan “curuf“ denen yanmış kömürlerin çöpe atılması için taşıma amacıyla verdikleri traktörcilerden “Curuf” satın alır. .. Kum eleği ile elerler, onu yakarlardı..
Şayet, binanın kalrifer kazanı bi şekilde yanmayıp, boğulur ise apartman görevlisi o kazandakini boşayıp attığı için öyle gelen CURUF altın bulmuşa benzerdi.
………
....
Bunları niye anlatıyorum..
Tuzu kuruların hali yerinde…
Hele hele bir iki imza ile hükümete kapağı atarak masraflar milleten karşılanıyorsa...
“Ekmek yoksa pasta yeyin” cinsinden söylemeyeceği şey yok.
Kimi elektrik, gaz kullanmayın der..
Kimi yeniden ayarlayacağız..
Kiminde ne var canım don gömlek oturmayın, sarılın yorganlara der.
Allah, akıl -izan versin..
.....................
Şimdi hangi köy olduğunu hatırlayamıyorum da devri Ecevit de ..
Haymana’nın bir köyünde …
Köylü dayının birinine o zamanın parasıyla çok aşırı galiba 7 milyar gibi bir telefon faturası gelmiş..
O dönemde bazılarının gariban üzerinden vurgun vurduğu 850 li hatlar da meşhurdu..
Köylü dayım, köydeki evine bağlattığı telefona gelen aşırı fatura için PTT vs gitmedik kapı bırakmamış..
“Bir yanlışlık var bu işte” dediyse de
" Olmaz, konuşmadan gelmez...Ödeyeceksin" demişler..
Adamcağız, “Bir karı bir kocayız..
Zaman zaman başka vilayette ki oğlumuz ara,r konuşuruz..
Bize yük olmaması için hep o arar..
Hanım telefon çevirmeyi bilmez..Ararsam ben ararım..
Bende bu kadar konuşacak kimseyi aramadım..
Bir yanlışlık var “ diye diretir.. Zaten ödeme gücüde yok..
Ve deler ki “sen yoken eve girip çıkan vardır.
Onlar aramıştır”
Amcanın kafası atar..
“Sen beni ne zannediyon... Kendinle mi karıştırıyorsun..
Bizim ev pavyon mu ki, girip çıksınlar....?
Bu söz üzerine işin üstüne eğilip çözüm bulmuşlar...
……………..
Hakikaten, bu dönem de millete yüklenen yetkililer, milleti ne ne zannediyorlar…?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder